28 Mayıs 2010 Cuma

Elmayra

Mor ve Ötesi'ni nasıl bilirsiniz?

Ben şöyle bilirim: Gittikçe kelleşen bir solist. Hafif hımbıl ama beğenilme potansiyeli olan bir baterist ve kimsenin tanımadığı iki kişi daha.
Nasıl bazı çakma sanatçılarımız gay hakları falan diye gay'lerin yanında olup kendine bir pazar yeri oluşturuyorsa Mor ve Ötesi'nin pazarı da insan hakları, eşitlik, adalat vs. gibi sosyal içerikli konulardır. Tabiki bu şeyleri paranın ucunu ilk gördükleri zaman anında unutuverirler. Şirket diye şarkı yapıp bu şarkıyı Doğan Grubu'na sattıklarını unutmadık hala.

Geçenlerde bir zaman, bir uçakta Harun'a rastlamışlar. Bussiness Class'ta oturuyormuş. Yanıda gelen arkadaşı naber falan diye sormuş. Harun kel kafasını kaldırmadan, daha da gerinerek, koca kıçını yaymış ve bussiness class'ı göstererek şu vurguyla 'Nooolllsssunnn yaaaah. Biz artık buralardayız dostum' demiş. Arkadaşı da şöyle bir bakmış 'Ne diyor bu manyak' diye...

Seni gidi Nişantaşı solcusu seni. Seni gidi uyduruk devrimci seni. Seni gidi paragöz seni.

Dur senin de sıran gelecek!

20 Mayıs 2010 Perşembe

Alican'ın fotoğrafları



Son zamanlarda duyduğum en tuhaf ve en acıklı hikaye Alican Ertuğ'un intiharı. Kariyerinin zirvesindeyken bir gökdelenin 32. katından atlayan bir yakışıklı genç adam.

Kendimi hayatımda hiç olmadığım kadar hayatın anlamsızlığını sorgularken bulduğum bugünlerde bu intihar beni çok ama çok etkiledi.

Tabii bu olayın ardından her zaman olduğu gibi güzide medyamızda bu konuyla ilgili hiç çarpıcı bir şey okuyamadık. Baştan savma bilgilerle geçiştirildi durdu herşey. En iyi dedikodu sokaktadır diye ortalığı biraz eşeledim ve sonuçta şöyle bir şeye ulaştım. Juicy ama çok ilginç.

Alican Ertuğ'nun New York'taki evinde iki yakın arkadaşının fotoğrafı duruyormuş. Bu fotoğaflardan biri Koç ailesinden, diğeri de Mermerci ailesinden birine aitmiş.

18 Mayıs 2010 Salı

Kadın kadına piknik. Börekler Konya'dan

Nazlı Ilıcak'la Olcay Baykal'ın ortak noktası nedir? (Twitter madilikleri)

Günlerdir mavi boxer üstünden bir aldatma-aldatılma geyiği dönüp duruyor. Apolitik bedenim bu aşırı siyaset yüklemesini kaldıramıyor. Çok sıkıldım.

Sıkıldığım başka bir konu da dünyanın en sıkıcı insanlarının oturdukları yerden ahkam kesmeleri, ahlak hocalığı yapmaları. Ahlaksızlığı ve iffetsizliği benimsemiş biri olarak bu duruma hele hiç katlanamıyorum.

Mesela Ilıcak ailesini ele alalım. Durmaksızın günlerdir aldatmak üzerine ahlak dersleri verip kafamı şişiriyorlar. Bu yüzden küçük bir madiliği hak ettiler. Ve önce Nazlı Ilıcak'a şöyle bir tweet attım:

MadiClara @notredamedesion nazlı hanım, günlerdir ahlak derslerinizi dinliyoruz. ve her seferinde aklıma gülşen ışık geliyor. bu size ne çağrıştıryor?

Elbette cevap yok. Bilmeyenler için bu tarihin tozlu yapraklarında kalan dedikoduyu tekrar canlandırmak gerekebilir. Nazlı Ilıcak'ın rahmetli kocası Kemal Ilıcak zamanında Ayhan Işık'ın karısı Gülşen Işık'la beraberdi. Ve Kemal Bey de o dönem Nazlı Hanımla evliydi.

Tabii bu sorunun peşini bırakmadım. Nazlı hanım'dan cevabımı alamayınca bir de Mehmet Ali Ilıcak'ı ciciannesiyle ilgili dedikodularla yoklamak gerektiğini düşündüm:

MadiClara @maliilicak sizin için aldatmak bir ahmet altan romanı mıdır? yoksa bir ayhan ışık filmi mi?

hemen ardından da ikincisi

MadiClara
@maliilicak bu arada not: ayhan ışık derken kastım gülşen ışık'tı


Ve yavru Ilıcak hemen cevabı yetiştirdi:

maliilicak
@MadiClara Mütecaviz ve seviyesiz bir soru.Cevabini bildiginize gore kisilik bozuklugunuz mu bu soruyu sormaniza sebep?


Hahah. istediğim cevabı aldım. Artık öldürücü darbeyi vurmanın zamanı gelmişti:
MadiClara @maliilicak bunu ana-oğul millete aldatmak üzerine ahlak nutku vermeden önce düşünecektiniz. kisses...


Tarih affetse de Madi Clara affetmez. Beni takip edin minnoşlarım

Wanna be'lerime öneriler...

Çok ünlü, aşırı küstah ve über fit olduğum için tahtıma göz diken pek çok kişi olduğunun farkındayım. Özellikle çaresiz ve yer edinmek için çırpınan genç gay'ler arasında yeni Madi Clara olarak anılmak pek iç açıcı bir kariyer planı.

Bu kötülük yuvasına ilk harfi vurduğum ilk dakikadan itibaren zaten buradan sıkıldım. Ve gerçekten yeni biri çıksın ve daha iyisini yapsın,, çok isterim. Ben rehab'te toksinlerimden arınırken bir kaç girişim olmuş. Benden önce de bir kaç tane vardı ama malesef onları hatırlayamıyorum şu an.

Ama bu genç wanna be arkadaşlarıma başarılı olmaları için bir kaç tavsiye vermem gerekiyor sanırım.

Kızlar, hepimiz sadece ünlülerle ilgileniyoruz. Hiç kimse sizle, sizin üç-beş zavallı kız arkadaşınızla, her gece gay kulüplerde gördüğümüz ve artık suratlarından fenalık gelen diğer ibnelerle ilgilenmiyor. Onlarla ilgilenen sadece sizsiniz. Tek Yön sınırları dışında (hatta bence içinde bile) herhangi bir magazinsel değerleri yok. O yüzden bırakın bu no name insanlar üstünden bir kraliçe olması sevdasını.

Yani şöyle bir örnek vereyim: Sugar cafenin sahibinin o hafta kiminle yattığının bir haber değer yoktur. Ama Sugar cafe'nin sahibi bir ünlüyle yatıp, üstelik ondan bir tokat yemişse bunun bir haber değeri vardır.

Anlatabildim mi?

Kisses....

Çağan Irmak niçin intihar edecek?


Camiamızın ünlü yönetmenlerinden Çağan Irmak hakkında bir dedikodu geldi geçenlerde elmas taşlı kulağıma.

Şöyle ki büyük acıların, dramaların, babaların oğulların ve ıssız adamların esiri Çağan'ın yakın zaman projeleri arasında da bir gay filmi çekmek varmış (Pardon Issız Adam bir gay filmi değil miydi bu arada?)

Çağan Irmak yakın çevresine bu gay filminin en büyük projelerinden biri olduğunu fakat çektikten sonra intihar edeceğini söylüyormuş. Çünkü annesi ve babası bu filmi gördükten sonra dayanamazmış. Ve Çağan'ın bu zamana kadar ailesinden özenle sakladığı sırlar yerle bir olursa zaten o da yaşayamazmış.

Ayol, koskoca adamsın? Eşek yüküyle paran, neden olduğunu anlamasak da iyi bir yönetmen ismin var. Ne yapacak mesela annen baban gay filmi çektin diye 40 yaşında adamı Cihangir'de dövecekler mi?

Aaah Çağlacığım ahh.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

13 Mayıs 2010 Perşembe

Bitch is Back

Ta daaaa......

Başlamadan önce hemen bir yanlışı düzeltmem ve bir takım açıklamalar yapmam gerekiyor . Uzun bir zaman süren yokluğumda hakkımda çeşitli dedikodular çıktığını fark ettim. Yok efendim cezaevindeymişim de, tutuklanmışım da, mahkemeye çıkacakmışım da vs. vs.

YALAN. TAMAMEN YALAN. En az Halil Ergün'ü gay'lerle ilke kez Seyyal Taner'in tanıştırdığı kadar yalan.

Burada Clara von Der Meinhoff'tan aylarca gerçeği yalnızca gerçeği öğrendiniz. Kendimle ilgili gerçekleri de öğrenmek en doğal hakkınız.

İsviçre'de rehab'teydim minnoşlar.

Kış döneminde bir takım kötü-kaka-ıyyy alışkanlıklarımdan kurtulmam gerekiyordu. Ben, Amy, Lindsay... Beraberdik. Onları bilemem pek istekli gibi değillerdi ama ben en azından artık temizim.

Rehab'le beraber hayatımdan üç beyazı çıkardım artık:

Beyaz dizi. Beyaz kadın.

Ve Beyaz Yalan.

Madi Clara'da yeni döneme hoşgeldiniz!!!