31 Aralık 2010 Cuma

Mutlu yıllar




Bu yıl da birlikteyiz minnoşlar.

Hadi hep beraber geleneksel yeni yıl mesajımızı haykıralım.

20011'le BİRLİKTE ARAMIZA HOŞGELDİNİZ 93'LÜLER

kisses

MADİ CLARA MAN OF THE YEAR



Ne Jullian Assange, ne Tayyip.

Madi Clara bu yılın erkeği olarak BDP başkanı Selahattin Demirtaş'ı gururla takdim eder.

Cem Garipoğlu'ndan sonraki en gizli beğenim. Üstelik yalnız da değilim, yaptığım küçük araştırmalar sonucu farklı renk, etnik görüş, gelir dağılımı, aktif-pasif bir çok gay arasında kendisinin çok sıkı takipçileri var.

Ama tabiiki ondaki vahşi cazieyi ilk ben keşfettim. Bir senedir gözüm üstünde.

Hayatım boyunca asla Meclis Tv'ye bakıp mastürbasyon yapacağımı hayal etmezdim.

Tebrikler Selo.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Ugg giyin kukunuz üşümesin

Sen sus dudakların konuşsun

Kenar Doğulu hakkında yazmaktan ben de çok sıkıldım. İnanılmaz hem de. Tamam basitliği ve düşüklüğü sevdiğimi söylemiştim ama bu kadarını beni bile şişiriyor minnoşlar.

Ama ben ne kadar ilgilenmemeye çalışsam da bu Mersin'li manikürcü kızımız bana sürekli malzeme vermekten geri durmuyor. Her lafı ayrı bir bomba. O yüzden dayanamayıp son bir şey daha paylaşmak istiyorum sizlerle.

Geçtiğimiz günlerde yine kendini methettiği ve herkesin onu aşırı kıskandığını söylediği röportajlarının birinde 'Dudaklarınızda estetik var mı?' sorusuna 'Hayır, kesinlikle yok' yanıtını vermiş.











Ben bu estetik meselesinden pek emin olamadım. Ya siz sevgili fettan ve içten pazarlıklı kız kuruları bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sizce bu dudaklarda estetik var mı?

kisses

17 Aralık 2010 Cuma

Bir aşka ağıt

Geçtiğimiz ay yazdığım ve ortalığı birbirine katan, Türkiye'nin tüm assolistleriyle beraber olan ünlü Rum menajer ve Berivan kod adlı Kürt gay sevgilisi hakkında yazdığım dedikodudan sonra bir çok yerden istihbarat aldım.

Ama bunların arasında en komiği ise Berivan kod adlı Kürt sevgilinin sağda sola bana çok sinirlendiğini ama özellikle de onun etnik kökeniyle ilgili dalga geçmeme bozulduğunu anlatması oldu. Ne kadar yanlış anlamış beni?

Oysaki ben sadece İstanbul'un ne kadar kozmopolit bir şehir olduğunu, tüm kültürlerin nasıl da rahatlıkla birbirlerine karıştığını anlatmak istemiştim.

Neyse ki bu aşk hikayesi sona ermiş artık. Böylece ben de artık bu ilişkiye dahil edilmekten kurtuldum.

Ama öğrendiğim yepyeni bir olay beni tekrar bu aşka yönlendirdi.

Meğerse ünlü Rum menajer, Berivan kod adlı gay'le birlikte olmaya başlamadan önce Haberturk gazetesinin papyonlu yazarı Oben Budak'la işi pişiriyormuş. Ve tam da bir ilişkiye başlamak üzerelerken, her konuda süper yeteneksiz olan Oben Budak tabii ki bu işi de beceremiş ve menajeri Berivan kopd adlı gay'e kaptırmış.

Zavallı Oben'in o yenilgiye uğramış halini gözümün önüne getirdiğimde gerçekten bu dedikoduyu yazmadan durmadım minnoşlar.

*Artık çılgınca şişmanlamaya ve kelleşmeye başlamışken bir an ünlü bir sevgili buluyorsun. *Üstelik jigolo da değil.
*Kendini onunla bir ilişkiye başlayacağına inandırıyorsun.
*Gidip yepyeni gecelikler, saten pijama takımları, yeni yüz kremleri alıyorsun.
*Caciki, kalamari pişirmeyi öğreniyorsun.
*Dolabında bir şişe uzo soğutulmuş bekliyor.
*Sirtaki kursuna gidiyorsun.
*Tüm zavallı kız arkadaşlarını arıyorsun ve onlara saatlerce yeni aşkını anlatıyorsun.

SONRA DA BİRİ GELİP ONU SENİN ELİNDEN ALIYOR.

Ve seni de yalnız, mutsuz ve sadece uyuz bir kediyle paylaşabildiğin Mecidyeköy'deki evine geri yolluyor.

Öpüyorum minnoşlar....

LaChapelle'in aşk tatili





Sizler battaniyeleriniz dizlerinizde, evlerinizde oturup kaderinize ağlarken en hip açılışlarda fink atmaktan geri kalmadım minnoşlar.

Bunların arasında ne sıkısı ise ünlü fotoğrafçı David LaChapelle'in İstanbul'daki sergi açılışı oldu. Ama elbette sizlerin içini sıkıcı life style yazarlar gibi 'Açılışta şu da vardı, bu da vardı' Ya da 'Resimler harikaydı' diye şişirmeyeceğim.

Çoğu life style yazarın gittiği en eğlenceli etkinlik Sezen Aksu konseri, en sevdikleri resim de kendi vesikalık fotoğrafları olduğu için böyle heyecanlı şeyleri anlatmayı pek beceremiyorlar.

Ama korkmayın minnoşlar Madi Clara'da ise LaChapelle'in Türkiye seyahatinin en mahrem anları var.

Şöyle ki David LaChapelle, Paul Kasmin Galeri'deki açılışta sıkıntıdan patlarken sevgili arkadaşı Amanda Lepore ise kokteylin başka bir köşesinde arkadaş edinmekle meşgulmüş. Ve David'in çok seveceğini düşündüğü genç bir gay'le tanışmış


Ve David beğenmişte. Ve aşırı şampanya tükettikten sonra geceyi W otelin kral dairesinde birlikte geçirmişler. Genç gay ertesi gün uyandığında geceye dair çok az şey hatrlıyormuş ve koşa koşa evine gitmiş. Ama geceden pek memnun ayrılan David LaChapelle akşam üzeri çocuğu tekrar arayıp gece kalabalık bir arkadaş grubuyla berabere yemeğe gitmeyi teklif etmiş.

Ve tüm sıkıcı life style yazarların da içinde olduğu bir grup David Lachapelle'i Arhan Kayar'ın evindeki partiye beklerken, onlar altı kişilik bir ekiple Nahide'de çoktan eğlenceye başlamışlar.


Nahide'deki gecede kovalarca içki içilmiş. İlerleyen saatlerde Amanda Lepore çırılçıplak soyunmuş, herkes biribiryle öpüşmeye başlamış vs derken bu sefer David, Nahide'nin yeni garsonlarından (muhtemelen de İzzet Çapa'nın sincap adaylarından) biriyle tanışmış. Ve eğer bu trajik hatayı yapmasaydı yeni 'it boy' adaylarım arasında hızla yükselecek olan genç gay de bu talihsiz tanışmayı engelleyememiş.

Peki sonra mı ne olmuş?

David Lachapelle ve Nahide'nin yakışıklı garsonu 1 haftadır İspanya'da tatildeler.

unas buenas vacaciones David

Kadın french bed'de güzeldir

İstanbul, kültür sanat başkenti olmaya devam ederken Anadolu'muzun güzide şehirleri de kendi kültürel organizasyonlarını düzenlemekten geri kalmıyor.
Mesela kayısı kokan büyük penisli erkeklerin şehri Malatya.

Bu güzel olduğuna dair hiç bir şüphemizin olmadığı ilimizde geçtiğimiz aylarda bir film festivali düzenlendi. Festivalin jüri üyeleri olarak da hepsi birbirinden değerli ve saygıdeğer isimler görev aldı. Nilüfer Açıkalın gibi gayet saygın ve star isimlerin yanı sıra bir adet jüri koltuğu da Posta Gazetesi yazarı Kadın Çınar'a verildi.

Taşıdığı ağır çantaları evde bırakan Kadın Çınar, aldığı bu görevin baş döndüren stresiyle Malatya'ya gitmeden önce festival yönetiminden bir dizi istekler de bulunmuş.

Bu isteklerinden ilki ise 'asistanıyla' aynı odada kalmakmış.

Fakat istekleri bununla da bitmeyen Kadın Çınar Malatya'ya vardığında, asistanıyla paylaşacağı odasına bir de french bed talebinde bulunmuş.

Kadın Çınar'ın engin sinema bilgisinden faydalanmak için hiç bir masraftan kaçınmayan Malatya Film Festivali ise biraz şaşırarak da olsa bunu da yerine getirmiş.

Ve tüm festival boyunca Kadın Çınar, Malatya'da 'asistanıyla' hem aynı odayı hem de french bed'i paylaşmışlar.

Türk kültür sanat hayatındaki gelişmeler gerçekten beni çok heyecanlandırıyor.

30 Kasım 2010 Salı

25 Kasım 2010 Perşembe

Türkiye'nin Madonna'sı

Bu yıl çantaları kadına taşıtmak moda



Genelde ünsüz insanlarla ilgili vaktinizi almaktan pek hoşlanmıyorum ama moda ve trendler konusunda da yazmadan duramayacağım. Gördüğünüz üzere Ahmet Hakan ve 'kolisi' alışverişten dönerken çantalarını bir kadına taşıtıyor.

Eğer siz de çantacınızı değiştirmek istiyorsanız, yılın modasına uyun ve bir kadın çantacı alın.

En kapsamlı kadın çantacı seçenekleri için cumartesi günü Posta Gazetesi'ni takip etmeniz yeterli.

Lezbiyenler artık gururla poz veriyor



Ne güzel bir görüntü. Ne şahane bir kare. Yoğun gündemime rağmen bu kareyi yorumlamadan geçemeyeceğim.

Her şeyden şikaye edersiniz. Her şeyden nefret edersiniz. Ama güzel ülkemizde harika olumlu şeyler de oluyor.

Bakın artık ne güzel lezbiyen çiftler sokaklarda korkmadan, baskıya uğramadan elele yürüyüp, poz veriyor.

Genç lezbiyen çift ne kadar yakışmış birbirine değil mi? Tencereyle kapak gibi olmuşlar. Ya da kapakla kapak. Çanak çanağa da diyebilirz.

Hayatı boyunca hiç bir şey olamayan (Cansu Dere olamayan, Ece Sükan olamayan, güzel olamayan, ünlü olamayan, moda editörü olmayan, oyuncu olamayan...) Ahu Yağtu ve 'hiç tanımadığı iki kişi' tarafından gasp edilmiş Serkan Altunorak... Harika bir ikililer.

Ve böylece Ahu Yağtu hayatında ilk kez bir şey oldu ve iki gün üst üste gazetelerde yer alabildi.

Serkan Altunorak ise 'tanımadığı iki kişi tarafından gasp edilen mağdure' rolünde pek başarılı değildi ama 32 yaşında erkeksi lezbiyen rolünde iyi görünüyor.

Görüyorsunuz değil mi? Dolaptan çıkmak bazılarına çok yarıyor.

Öpüyoruuuuum...

21 Kasım 2010 Pazar

12 Kasım 2010 Cuma

Madi Clara gündemi belirliyor

Madi Clara'nın bir haberi daha gazeteler düştü. Aylar öncesinde yazdığım, Kayıp Bebek Hadisesi dedikodusu, bugün şarkıcı Hadise'nin ağzından her yerdeydi.

Bu da dedikodularımın yalan olduğunu ve saldırmak için yazdığımı düşünenlere yeterli olur herhalde. Ben sayamadım bu kaçıncı haberim, önce burada çıkıp aylar sonra gazetelere düşen.

Beni takip etmeye devam edin minnoşlar. Dedikoduların en renkli detayları, şehri saran tüm fısıldaşmalar, öpücükler... Herşey önce Madi Clara'da

8 Kasım 2010 Pazartesi

Yeğen Morgül

Yılmaz Morgül'ün deli olduğunu bilirdik de bu kadar aklını kaçırmış olacağını tahmin etmezdik. Twitter'da kendisinin yazdığı tweet'ler şaşkınlık rekoru kırıyor. Gerçek olamayacak kadar tuhaf bir insan.

Yılmaz Morgül'ün son vukatı ise Seda Sayan- Sinan Engin çiftinin bence koca bir damızlık boğa olduğunu düşündüğüm oğulları Oğulcan Engin'i blocklaması oldu. Durup duruken. Hiç bir sebep yokken kızıl gonca Oğulcan bloğu yedi ve sonrasında da ise bu işin sebebini araştırmaya başladı.

Oğulcan'ın sorularına cevap olalım mı minnoşlar? Yılmaz Morgül onu neden blockladı açıklayalım mı?

İşin doğrusu şu ki Oğulcan'ı blocklayan Yılmaz Morgül değilmiş. Yeğeniymiş. Yani yeğen Morgül.

Yeğen Morgül'de bir futbolcuymuş ve nedense Kasımpaşaspor'da oynayan Oğulcan Engin'i çok kıskanıyormuş. Bu yüzden de bir gün gizlice artık halası mıdır, teyzesi midir amcası mıdır nedir bilemediğimiz Yılmaz Morgül'ün twitter'ına girip tatlı Oğulcan'ı blocklamış. (Ben bu futbolcu yeğen hikayesine pek inanmadım ama hadi neyse)

Şimdi iş Yılmaz Morgül'de. Büyüklük ona düşer. Göstersin hanımefendiliğini ve kırsın Oğulcan'ın zincirlerini.

Resimdeki gender trouble'ı bulun

Mutfakta biri mi var?




Türkiye'deki her mahallede dolma sarmayı bilen bir gay olduğunu öğrendiğimiz Yemekteyiz yarışması arada bir değişiklik yapmak için ünlüleri yarışmacı olarak alıyor.

Yemekteyiz'in bu sefer ki 'ünlüleri' ise taponlukla-delilik çizgisi arasında bir uçtan bir uca savrulan tuhaf karakterlerden ibaret: Aklı evde olmayan bir küçücük fıçıcık modacı Nur Yerlitaş, Barbaros Şansal Mayruk, ünlü yazar ve zeka küpü Ece Vahapoğlu, üçüz annesi olduktan sonra Bolu Tüneli'nin modeli kendisinden esinlenilerek hazırlanan Neşe Erberk ve aslan damat Cenk Eren.

Show Tv normalde bu kadroyu bir araya getirdiğinde eğlenceli olacağından emindi ama elbette bu kadar kadını bir araya getirmenin sonucunun neeye varacağını asla tahmin etmemişlerdir.

Şöyle ki seyir zevkinizi kaçırmak gibi olmasın ama ünlülerin yarıştığı bu Yemekteyiz yarışmasının birincisi Cenk Eren olmuş minnoşlar. Ve tabii ki buna kendisinden başka kimse sevinmemiş.

Eren'in birinciliği üzerine diğer yarışmacılar şike iddiasıyla ortalığı ayağa kaldırmışlar.

Barbaros Şansal Mayruk yeni kimliğiyle artık politik ve aktivist bir kulvarda olduğu için Show Tv'ye ihtarname göndereceğini ve mahkemeye vereceğini söylemiş.
Nur Yerlitaş artık Xanax'lardan yamulduğu için sinir krizi geçirmiş ve o da itiraz etmiş.
Ece Vahapoğlu muhtemelen ne olduğunu anlamadan saçlarını fönlerken, Neşe Erberk de mukaddes bir Türk annesi olarak üçüzlerini emzirmiş.

Peki Cenk Eren'in bu birinciliği niçin bu kadar kıyamet koparmış? Ve Cenk'in iddalı mutfağında ki bu sır ne? Tabii ki gerçekler Madi Clara'da.

Cenk Eren aslında ilk önce Adana yöresinden bir takım yiyecekler hazırlamak istiyormuş. Ama malesef Adana kültürünü incelemesi kısa sürdüğü için konuya fazla hakim olmadığını düşünmüş ve en iyi bildiği kulvarda yarışmaya karar vermiş. Ve kendisine bu iş için bir yardımcı tutmuş.

Bunun için de içinde oto tamircisinden, vokaliste; nalbur'dan pedikürcüye kadar bir dolu özel arkadaşının olduğu ajandasından en uygun kişiyi seçmiş. Eskiden bir barda tanıştığı genç bir arkadaşı.

Niye mi özellikle o çocuk?

Çünkü eskiden garson olan bu genç arkadaş şimdi İstanbul Cullinary Institute'ta aşçılık eğitimi alıyor. Ve Cenk Eren, Yemekteyiz programında yarıştığı tüm yemekleri eski özel arkadaşının yardımlarıyla hazırlamış.

E ne demişler minnoşlar: Hamarat kadının hali bir başka.

Afiyet olsun kızlaaaaarrrr....

15 Ekim 2010 Cuma

Muhafazakar chat



Tafoooo tutar değil mi?

14 Ekim 2010 Perşembe

Yabancı Damat (Şehri sarsan Rum-Kürt aşkı)

Olayın Rum tarafı -ki kendisinin ayrıca erkek tarafı olduğunu sanıyorum- çok ünlü bir menajer. Kendisi her zaman soy isminin yol açtığı komik çağrışımlı esprilerle anılır. Bu zamana kadar Seda Sayan'dan, Ebru Gündeş'e elinden geçirmediği şarkıcı kalmayan bu menajer son günlerde pek mutlu.

Çünkü yeni bir sevgilisi var...

Herşey bu ünlü menajeri bir akşam üstü homo ofisim Sugar Cafe'de görmemle başladı. Sinsi bir Rum ajanı gibi büzülerek arkadaki maslardan birine oturan menajer saklanarak etrafı inceliyordu. Homo ofisimdeki böyle yabancı simaları hep merakla karşılarım. 'Ay acaba bu da mı gay oldu' derken bir kaç hafta sonra büyük haber geldi.

Evet, eski ünlü çapkın menajer gay olmuş.

Hem de Homo ofisimin eski çalışanlarından Berivan kod adlı bir Kürt gay'le. Bu Berivan kod adlı Kürt gay'imiz Mardin mi, Antep mi bilemiyorum artık neresiyse oradaki evinden artist olmak için kaçıp İstanbul'a gelenlerden.

Tabi ki olamadı. En fazla Sugar Cafe'de garson olabildi.

Fakat Berivan kod adlı Kürt gay'in şansı Rum menajerin onu gözüne kestirmesiyle bir anda döndü. Ve büyük aşk bir anda başlayıverdi.

Edindiğim dedikodulara göre gelişmeler şöyle:

*İkili şu anda aynı evde yaşıyor
*Berivan kod adlı Kürt gay'i Rum menajerin talimatı doğrultusunda daha trendi bir saç tıraşına sahip oldu
*Mehmet Ali Erbil bu ilişkiyi destekliyor
*Berivan kod adlı Kürt gay çok yakında bir dizide oyuncu olarak karşımıza çıkabilir.

Tam da yaşadığımız bu açılımlar döneminde bu Rum ve Kürt aşkı gerçekten gözlerimi yaşarttı.

Şehri sarsan en hit dedikodular için takipte kalın minnoşlar!

11 Ekim 2010 Pazartesi

Koca bebek uyurken

Fotoğrafını gördüğünüz twitter sayfası Metin Arolat'a ait. Arolat uyurken twitter hesabını açık unutmuş ve o sırada evde olan sevgilisi Tatlı Metin'in sayfasına girerek ona aşk mesajları yazmış. Koca bebek sabah uyandığında ise bu duruma çok sinirlenip hemen yazılanları sildi.

Ama geç kaldı. Çünkü Madi Clara kötülük timi ondan önce davranıp bu sayfanın görüntüsünü almayı başardı.

İşte size aşkın ve romantimin kanıtı minnoşlar. Ay millette ne jigololar var, görüyorsunuz değil mi? O uyurken aşk mesajları düzüyorlar. Benimkilerin derdi ise sadece 100 TL'yi alıp öyle düzmek.

Koca Bebek'i çok kısakndığımı söylemeden geçemeyeceğim.

Ezel setinde büyük problem

Ezel dizisi bu yıl da epey ilgi çekiyor. Ezel'ciler siz dizi sever Türk nonoşları için harıl harıl çalışırken aynı zamanda büyük bir problemle de başa çıkmak zorunda. İki sezondur devam eden dizideki bu problem artık başa çıkılamaz bir hal almış. Ve kimse bu konuyu gündeme getiremezken, set aralarında herkesin yakındığı tek konu da buymuş.


Ne mi bu problem: Ezel'in başrolündeki Kenan İmirzalıoğlu'nun önlenemeyen ter kokusu. Özellikle Kenan'la yakın sahnelerde oynayanlar, bu problemi epey yakından hissediyorlarmış. Bir de düşünsenize o kötü kesim ceketleri giy-çıkar, giy-çıkar her seferinde buram buram koku yayılıyor ortalığa.

Kenan İmirzalıoğlu'na çok basit bir tavsiyem var: Lady Speed Stick. Duş aldıktan sonra yavaşça açıp, koltuk altlarına sürüyorsun. Bu kadar.

Bir çift lafım da de Uğur Yücel'e. Bu çocuğu özel olarak çalıştırdı, adam etti, oyuncu yaptı ama hala bir deodrant kullanmayı öğretemedi. Shame on you tombiş.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Son kez Hakaan

Biliyorum ben de en az sizin kadar sıkıldım bu konudan. Ama bu fitili ateşleyen biri olarak son kez bir şeyler söylemek zorunda hissettim kendimi.

Hakaan'ın Paris Moda Haftası'ndan çıkarıldığını yazdığım post'um elbette çok okundu, elbette kimse birbirine okuduğunu söyleyemedi ama kafalarda ışığı yaktı ve açıklama isteği uyandırdı. Hakaan'da açıklama yapmak için ezeli düşmanım Konyalı Kadın'ı seçti.

Konyalı Kadın'ın bugünkü yazısında Hakaan'ın, Paris Moda Haftası ana takviminde yer alan defileyi 'kendi isteğiyle' off bölüme aldırdığı iddia ediliyor:

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/15891214.asp?yazarid=149&gid=225


Hı, hı evet canım. Koskoca Paris Moda Haftası ekibinin işi gücü yok, hayatında ilk kez Paris'te çıkacak olan, başarısı şaibeli, topuzunun kılları kadayıf olmuş bir meczubun kaprisini çekecek.

Üstelik kendi kendini yalanlamak da böyle bir şey. Sevgili Hakaan'ın tüm hayatı boyunca eline geçen en büyük fırsat bu. Paris Moda Haftası ana programında gösterileceksin. Fakat sen kendi isteğinle bundan vazgeçip, off bölümde yer almayı kabul ediyorsun. Bu kadar saçma bir şey olabilir mi?

O zaman artık Hakaan konusunu yazmaktan sıkıldığımdan kendime saklamaya karar verdiği bir dedikoduyu söyleyeyim bari. Hakaan'ın şovu neden mi ana programdan çıkarılmış? Londra'dan gelen dedikodulara göre kıyafetlerin büyük bir bölümü başka koleksiyonlardan 'aşırı esinlenmiş' bulunmuş, diğer bölümü de gösterilemeyecek kadar kötüymüş.

Sevgili Konyalı Kadın için de bir şey söylemek istemiyorum artık. Ona sadece küçük bir şarkı armağan etmek istiyorum. Paris'ten dönerken Metin Gürsoy'un hediyesi Ipod'undan başa sarıp tekrar tekrar dinlesin. Umarım ne demek istediğimi anlar.

http://fizy.com/#s/1h0gy7

Öpüyorum minnoşlar...

23 Eylül 2010 Perşembe

Flaş! Flaş! Flaş! Hakaan, Paris Moda Haftası programından çıkarıldı

Nasıl Osman Sınav'ı sinsi bir yılan gibi takip ediyorsam diğer kurbanlarımı da başı boş bırakmıyorum ve onlar için tırnaklarımı çıkamrış tetikte bekliyorum. Tıpkı ünlü bir modacı olmak için Londra'ya kaçan Hakaan gibi.

Başından beri Paris Fashion Week'in programını takip ediyorum minnoşlar. İlk anonslarda topuzunun kılları kadayıf olmuş 'genç' modacımız Hakaan'ın ilk şovu Paris Moda Haftası'nın açılışında yer alacaktı. Sonra şov birden programdan çıkarıldı. Hemen bir yazı yazdım hakkında ama sonradan 'Beklemek gerek belki de günü değişmiştir sadece' diye post'u sildim.

Ve Rizeli yakışıklı şoförlerin sırtna geçirdiğim kırmızı tırnaklarımı törpüleye törpüleye beklemeye başladım. Bekledim.. Bekledim...

Ve bugün Paris Fashion Week'in son ve değiştirilmeyecek programı açıklandı. Ve ta daaa... Hakaan, moda haftasının programında yok.

Yani Hakaan'ın Andam ödülünü ve torpil söylentilerini gündeme getiren 600 gazeteciye yazılmış mektup başarıya ulaştı. Ve Hakaan'ın Paris hayalleri suya düştü.

Boşver üzülme Hakan'cığım (Artık ikinci a'yı kullanmaya gerek yok). İstanbul'a dönüş biletini şimdiden ayırt ki fazla pahalı olmasın. Tekrar eskisi gibi Petek Dinçöz'ün etek ucunu kısaltacağın günler yeniden başlıyor.

Öpücükler....

Not: İşte Paris Fashion Week'in resmi sitesi. Hakaan'a ayrıldığı belirtilen 29 Eylül saat 19.00 ise boş bırakılmış

http://www.modeaparis.com/va/collections/2011eppap/index.html

Medya balonu

21 Eylül 2010 Salı

Rezalete hazır mısın Osman Sınav?




Osman Sınav atv'de yayınlanan son saçma dizisindeki eşcinsel sahneler için yaptığı 'eşcinsellerin ahlaksızlığını göstermek için yapmak zorundaydım' açıklamasıyla gündeme bomba gibi oturdu.

Eminim elinden gelseydi başka bir bombanın üstüne oturmayı tercih ederdi ama ne yapalım? Bahtına bu çıktı.

Vallahi benim anlamadığım nokta eşcinsel ahlaksızlığını göstermek için neden bu diziyi seçti? Neden böyle bir sahne koydu? Bildiğim en ahlaksız eşcinsel benim hiç de öyle dizideki gibi beyaz havlular ve yanımda bir mantiyle uyandığım sabah pek olmadı. Eşcinsel ahlaksızlığı bu kadar steril değildir bildiğim kadarıyla.

Bir de neden durup duruken bu ahlaksızlık safsatası çıktı ortaya. Esas büyük ahlaksızlık hiç kimsenin izlemeyeceği boktan dizinin reklamını eşcinseller üzerinden yapıp da sonradan böyle bir açıklama yapmak değil mi?

Üstelik Osman Sınav, bazı geceler Barbahçe'de göt atarken hiç de ahlaksızlık falan umrundaymış gibi görünmüyordu.

Seni gidi Çakma Aliye Kavaf seni. Seni gidi küçük pipili cüce seni.

Ben cücelerden korkarım minnoşlar. Hele ki bunun gibi hadsiz hudutsuz ne idüğü belirsiz, gizli cücelerden daha da çok korkarım.

Eğer bu bir sınavsa Osman Sınav çok fena sınıfta kaldı haberi olsun.

Ama artık işler değişti. Eğer ahlaksızlık ve rezillik görmek istiyorsa hazır olsun. Çünkü kendisine hiç istemeyeceği çok kötü bir düşman edindi. Bundan sonra sinsi bir yılan gibi köşemde bekliyor olacağım. Ve yakaladığım en ufak açığında ahlaksızlık neymiş göstermek için hiç bir fırsatı kaçırmayacağım.

Ve işte o gün geldiğinde onu, fantezilerini süsleyen erkeklere takım elbisler giydirip, mafya pozlarıyla donattığı eski dizisi Kurtlar Vadisi ekibi bile kurtaramayacak. O gün geldiğinde gizli 31'ini kendi rezilliklerine bakıp çekecek.

19 Eylül 2010 Pazar

Spiral Hande

Geçenlerde söz yazarından çocuk aldıran bir popçumuzla ilgili bir dedikodu vermiştim sizlere. Aldığım tepkilere göre büyük çoğunluğunuz bu kişinin eski düşmanım Hande Yener olduğunu düşünüyormuşsunuz.

Bilemem. Tamamen tahmin hakkını size bırakıyorum.

Üstelik Hande Yener'e çok yakın kaynaklardan edindiğim bilgilere göre Yener'in böyle bir çocuk yapması pek mümkün değilmiş. Çünkü kendisi uzun süre önce spiral taktırmış.

Tabii spermler spirali dolaşıp mı ulaştı onu bilemem. Malesef kadın ergonomisine o kadar hakim değilim.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Kayıp bebek hadisesi

Kötülükler kraliçesi Madi Clara'yı özlüyorsunuz biliyorum. Şehrin yeraltı su şebekesine zehirli tohumlarımı yavaş yavaş salmaya devam ediyorum, sakın korkunuz olmasın. Mesela size şimdi anlatacağım dedikoduyu emin olun başka hiçbir yerden duyamayacaksınız:

Kariyerine tezgahtarlıkla başlayıp sonra çakma tekno kraliçesi olarak devam eden bri popçumuzla ilgili bu son derece ilginç haber. Bu popçumuzun yeni dönemin en popüler bir söz yazarıyla bir aşk hadisesi yaşadığı konuşuluyor her yerde.

Madi Clara'da bu tür sıkıcı dedikoulara yer vermez. Burada birinin gay olduğu değil, yatakta aktif ya da pasif olmadığına kadar en mahrem sırlarını merak edip onu öğrenmeye çalışırız.
O yüzden bu ex tezgahtar popçunun, gelişmemiş bir ergen kılıklı söz yazarıyla bir aşk yaşayıp yaşamadığını tartışmayacağız. Ama merak edenlere şunu söyleyebilirm ahh o stüdyonun duvarlarının dili olsa da konuşsa.

Ve esas büyük bomba bu popçu, yeni gözdesi söz yazarından geçtiğimiz günlerde gizlice bir çocuk aldırmış. 40 yaşında anne olmak istemedi herhalde.

Bu dedikoduyu nereden mi duydum? Bir şarkıcının eskiden garson şimdi oyuncu olan eski sevgilisi, başka bir şarkıcıya anlatmış. Tabii sır olması kaydıyla. Ama bu kayıp bebek hadisesi her yerde konuşuluyor. Madi Clara'nın da kulağına gelmesi de fazla zaman almadı. Bilirsiniz ben prensip sahibi kadınımdır o yüzden bu dedikodu bana sır olarak verildiği için isimleri yazmıyorum

Ama esas merak ettiğim bakalım bu söz yazarının şu an ki resmi sevgilisi bu bebek hadisesini öğrendiği zaman neler olacak?

Koyu bir katolik olun ve bebeklerinize sahip olun minnoşlar. Madi Clara kürtajada karşı.

Öpüyorum

9 Eylül 2010 Perşembe

Tarkan'a götten verenler




Tarkan'a götten verir misin anketi sonuçlandı. Ve 159 kişi vermem derken 67 kişi de veririm dedi.

Demek aramızda bu bloğu okuyan ve oylamaya katılan 67 gerçek kadın var. Çünkü benim bildiğim hiçbir gay Oben Budak çaresizliğinde değilse eğer gidip Tarkan'a götten vermez.

Bu aptallık malesef kadınlara mahsus. Gidip Harbiye Açıkhava'da en önde göbek atan Ayşe Ö. zekasına sahip kadınlar, birbirlerine "Yaaaaa, Yassemin yaaaaaaa. Nasıl veririm ben buna götten. Nasıl yaaaaa. Nasıl yaaaa" diye bağırarak iç geçiriyorlar. Haksız mıyım? Onları çok iyi anlıyorum ama çünkü bende Davut Güloğlu konserinde aynı şeyi düşünüyorum.

Ama Tarkancığım minnoşum. Yok sana götten.

Ramazan Bayram'ını niçin seviyorum?

Dini olaylarla ilgimin Jesus'u seksi bulma seviyesinde olduğunu biliyorsunuz. Bir de bir kaç radikal islamcıyı beğeniyorum ama onların konumuzla alaksı yok.

Ama Ramazan Bayram'ını severim.

Çünkü bu bayram bir ay boyunca ailelerine hoş görünmek için oruç tutan ve 31'i dahil iftardan sonra çeken yakışıklı erkeklerin iplerinden kurtulup, kendilerini sokağa attıkları ilk gün. Tıpkı sevgiliyle yapılan ihtiraslı ve şiddetli bir kavganın ardından yapılan seks gibi. Özlem dolu, meme ürpertici...

O yüzden bu bayram evde oturmayın.
Hadi çıkın sokaklara. Her yerde azgın, penisleri erekete gezmekten ağrıyan, fermuarına dokunduğunuz anda boşalacak ve sizi dişlemek için sabırsızlanan erkeklerle dolu ortalık.

Öpüyorum minnoşlar

7 Eylül 2010 Salı

1 Eylül 2010 Çarşamba

Hakaan'ı kim ispiyonladı?




Geçenlerde The Independent'ta da yurt dışında yeni gurur kaynağımız Hakaan'la ilgili bir yazı çıktı. Allah'tan İngilizce biliyorum da hemen okudum.

Aranızda büyük çoğunluğu sadece Zara'dan giyindiği Hakaan'ın kim olduğunu ve ne yaptığını bilmiyor olabilir. Andam yarışması'nda 220 bin Euro'luk büyük ödülü kazanan Hakan Yıldırım yani avrupai adıyla Hakaan.

Indepenetend büyük merakla bu başarıyı sorguluyor. Ve lafı jüri torpil mi yaptı acaba diye soruyor? Meğer minnoşlar tüm bu araştırma süreci, isimsiz bir mektubun Avrupa'daki yaklaşık 600 gazeteciye gitmesiyle başlamış.

Kötü bir imlayla yazıldığı söylenen bu mektubu alan Fransız blgger'lar olayı zirveye taşımış, en sonunda da bu işi araştırmaya başlamışlar.


http://www.independent.co.uk/life-style/fashion/hakaans-andam-win-doesnt-make-everyone-happy-2022120.html


Peki durup duruken bu mektubu tüm bu gazetecilere kim göndermiş olabilir? Kim küçük, yükselmek isteyen can atan Hakaan'ı ispiyonlamış olabilir?

Madi Clara sizin için muhtemel adayları araştırdı?

Bahar Korçan: Bu ülkeden sadece bir başarsız ödül alacaksa o ben olmalıydım diyerek, Medusa saçlarını elektriklendirip delirerek bu mektubu yazmış olabilir.

Kemal Doğulu: Neden olmasın? İki eski 'özel arkadaştan' biri 200 küsür bin Eurol'luk ödül alıp Kate Moss'la am şaklatırken diğeri ise hala Hande Yener'in saçlarını fönlüyor. Uyuz olması çok normal.

Marcus Piggot: Nohut pipili sevgilisi Merta Alas'ı fashion jigolo Cuneyt Akeroğlu'na kaptırdıktan sonra aslında çaktırmasa da bir sinir krizi geçirdi. Mert&Marcus fotoğraf şirketini yıkmamak adına kadınlık onurunu ayaklar altına aldığı yetmezmiş gibi, mutlu üçlülerinin içine Cüneyt tarafından sokulan bu topuzluyu da çekemem artık diyerek, kaleme kağıda döşenmiş olabilir.

Edebiyat ajanı Barbaros Altuğ: Bitmeyen savaş.Sırf orada da adamı rahat bırakmamak adına bunu yapmışsa hiç şaşırmam. Ama Fransız blogger'lara mektup yazacak kadar Fransızca bilmiyor. Öğrenmiştir kesin. Sırf bunu yapabilmek için.

Kimliği belirsiz bir genç tasarımcı: Hakaan aynı zamanda yurtdışında kendini Türkiye'den gelen genç yetenekli tasarımcı olarak 34 yaşında tanıtıyor.Yani ne beden olarak ne yaş olarak 34 değil bence. Bu çok açık. 44 yaşındadır kesin. ve 44 beden aynı zamanda. X-large. Old. Dead. Buna sinirlenen hiçbirimizin tanımadığı punk zayıf bir İngiliz tasarımcı da delirmiş olabilir.

Madi Clara: Hiç nedeni yok sırf madilik olsun diye.

Acaba kim?

Öpüyorum minnoşlar...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Yılın düğününde gelinlikler Sezen Aksu'dan

Geçtiğimiz haftanın en konuşulan düğünü entelektüel camiamızın ünlü simalarından Murat Çelikkan'ın Burgazada'da ki düğünüydü. Teknelere doluşup düğüne gidenlerden yeteri kadar bilgi edinemedik ama yine de basında çıkan bir kaç yazıdan düğünün detaylarına hakim olmaya çalıştım.

Şöyle ki Murat Çelikkan'ın düğünde giydiği 'damatlık' Armani'ymiş ve yakın arkadaşı Yıldırım Türker'in hediyesiymiş.

Burada kafama takılan bir şeyi sorgulamam gerek.
Ay şekerim, Yıldırım Türker'de nerde o para da gitsin Armani 'damatlık' hediye etsin birine. Eğer öyle bir bütçesi varsa ona tavsiyem, her gün giydiği ve artık yıkanmaktan rengi beje dönen, koltuk altları sararmış siyah tişörtlerini değiştirsin bi zahmet.

Bence o 'damatlığı' alması için kesin Sezen Aksu biraz para verdi. Ne de olsa Sezen Hanım'ın baş yardakçılarından biridir Yıldırım Türker. İki kötü şarkı daha attırıverir takma isimle, öder 'damatlığın' bedelini.

Bu arada genç çifte de mutluluklar dileriz. Bu tür düğünler lezbiyen çiftler için gerçekten de umut kapısı oluyor. Gün gelir belki onlar da Türkiye'de gönül rahatlığıyla evlenebilirler.

Kisses

Madi Clara gündemi belirlemeye devam ediyor

Az önce şöyle bir geçmişe ve geçmişte yazdıklarım baktımda wauw diyorum minnoşlar. Ben bile çoğu dedikoduyu ve madiliği unutmuşum. Nereden nereye gelmişim.

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde küçük bir haber vardı. Kuşum Aydın seneler önce çok yakın bir arkadaşının evini soyup 80 bin dolarını çaldığını, kendisinin de hırs yapıp onu yakaladığını ve 50 bin dolarını geri aldığını açıklıyor.

Bir de Madi Clara'ya yalancı dersiniz. Bundan bir yıl önce mayıs ayında bu haberi girmişim. Kuşum Aydın güvenlik tesisleri diye. Hala şüpheniz var mı?

Buyrun okumayanlar için o dedikodunun linki burada:

http://madiclara.blogspot.com/2009/05/kusum-aydn-guvenlik-tesisleri.html

Rezil ünlüler gündemi için takipte kalın.

29 Haziran 2010 Salı

Eşcinsellik hastalık mı?

Bu sarsıcı teoriyi Muz Cumhuriyeti'nin ünlü bakanı Aliye Kavaf Bey'den duyduktan sonra üstüne uzun uzun düşündüm.

Herhalde bazı şeyleri koskoca bir devlet bakanından, bir sürü psikiyatristten, İran cumhurbaşkanı Ahmedinejat beyden hatta anne ve babalarımızdan daha iyi bilecek değiliz değil mi?

Nereden biliyoruz minnoşlar? Belki de eşcinsellik gerçekten bir hastalık.

Mesela şahsen ben yarak yiyemeyince hasta oluyorum. Bütün günümü internetten erkek bulmak için harcayıp, yiyene kadar über nevrotik, süper şirret, tahammmül edilmez biri olarak yaşıyorum.

O yüzden bu zamana kadar size gerçekleri açıklamak için can-ı gönülden çalışan Madi Clara, sizlere şimdi de sakin kalabilmeniz için eşcinselliğin aslında bir hastalık olduğunu gösterecek.

Bu hastalaığa yakalananlar üzerinde yaptığım araştırmalar sonucunda bir takım klinik belirtilere rastladım. Buyrun size örenekleriyle eşcinsellik hastalığından muzdarip olanların durumları ve bu hastalığın belirtileri:

HALÜSİNASYON VE AŞIRI ANAÇLIK HORMONU SALGILAMA

Doğuramadığı için kafayı sıyırıp, kuluçka makinesi satın alarak civ civ üretecek kadar deliren Metin Arolat'ın Hürriyet Gazetesi'ne yaptığı bir açıklama: Beş yıl önce yattığım kadın, yeniden karşıma çıkar ve benimle birlikte olduğunu unutup “Ben bakireyim” derse, ben kadınlara güvenemem. Zaten taşıyıcı anne aramamın sebebi de buydu.

Bu vakada gördüğümüz üzere eşcinsellik hastalığı aşırı halüsinasyona ve algı kaymasına yol açıyor. 'Ben beceremedim' değil de 'Kız kendini bakire tanıttı'. Ayol hangi kız Metin Arolat'la yatar da sonra bu travmayı rahatlıkla atlatabilir? Ve evet eğer bir cinsel birleşme ol(a)madıysa kızın bu olayı hasarsız atlatması çok normal. Metin Arolat'ın acilen bir terapiste görünüp üzerindeki bu doğuramama sendromunu atlatması gerekli. Metin'ciğim basit ve net. Pipileri olan kadınlar doğuramazlar. Bu kadar!

Gelelim eşcinsellik hastalığının ikinci belirtisine:

YALANCILIK VE ŞUUR YİTİMİ

Kenar Doğulu'nun geçtiğimiz pazar günü Güneş gazetesi'nde bir röportajı çıktı. Röportajın uzun bir bölümü 'evet, beni herkes kıskanıyor. Başarılarım alkışlanmadı. Hande'yi seviyorum' tadında son derece gereksiz safsatalarla ilerken son en son bölümü gözümden kaçamadı. Buyrun okuyalım:

-Kız arkadaşın var mı, çocuk istiyor musun?
Evet 2,5 yıllık bir beraberliğim var. Çocuk isitiyorum bir gün.
-Ne iş yapıyor, seni taşıyabiliyor mu?
Benim bütün kahırlarımı çekiyor. Ben zor bir adamım. Mutsuzsam beni mutlu eder. Sakindir. Beni dengeler. Moda editörü, adı Selin... Şimdilik bu kadar.

Bu gördüğünüz taşra hırsıyla donatılmış vaka tarif edilemez bir durum. Hande Yener'i gay ikonu yapmaya çalışana kadar önce kendisi bi zahmet çıksın dolaptan. Kız arkadaşıyımış da, moda editörüymüş de, Selin'miş de...

Selin ancak onun cam sex yaparken kullandığı kod ismi olabilir yoksa başka bir Selin'le beraber olabileceğini sanmıyorum.

Esas olarak burada tedavi edilmesi gereken ise bu hastanın kendisi değil, onun 'Selin' kod adlı sevgilisi. Sen eğer iki buçuk yılını böyle bir vakayla geçirebiliyorsan ve bundan da gurur duyuyorsan gerçekten de iki tokat yemen gerekir. (Not: Röportajın özellikle bu bölümü facebook'taki fan sayfasına eklenirken uçuruluvermiş. Yok öyle kaçak güreş. Söz ağızdan çıkmış bir kere)

Gördüğünüz üzere Aliye Kavaf Bey'in teorisini kuvvetlendirecek kanıtlar var elimde. Bundan sonra eşcinsel hastalığını sizlere ispatlamaya devam edeceğim. Takipte kalın minnoşlar

Kisses...

23 Haziran 2010 Çarşamba

O fotoğrafların sırrı?



Sıcaklarla aranız nasıl minnoşlar? Fena değil mi? Hepiniz şöyle serin sulara atlamak için yanıp tutuşuyorsunuz eminim.

Bazılarımız ise sezonu erkenden açtılar.

Bakın sevgili huysuz ve tatlı kızımız Ali P. her sene olduğu gibi bu sefer de koşa koşa Bodrum Torba'daki yazlığına gitti bile. Denizde bir beyefendiyle dalgalara bata çıka yüzme fotoğrafları medyaya yansıyınca en azından içimizden Ali P.'nin ateşi söndüğü için sevindim.

Ama genelde yüzmek için her sene başka bir çocuk bulan Ali P. bu yıl uzun araştırmalardan sıkıldığı için fazla uzaklaşamadı. Ali P.'nin yanında yüzerken gördüğünüz bu genç ve hafif kel beyefendi Ali P.'nin uzun yıllar birlikte yüzdüğü ve 'tiyatrocu yaptığı' Eser Ali'nin abisi.

Yani Ali P. önce kardeşle sonra abiyle yüzüyor.

Kıskandım mı? Elbette.

Bu olayın detaylarını öğrenmek için Madi Clara araştırma timi genç yüzücüye ulaştı. Ve fotoğrafların ardında yatan sırları sordu. Genç kardeş yüzücünün yorumu ise çok ilginç: O fotoğraflar fotomontaj!

Evet, doğru gazetecilerin işi gücü yok. Oturup Ali P.'yi genç bir erkekle denizde yüzerken montajlayacak. Saçmalamayın lütfen.

Hadi size iyi tatiller.

Kisses

15 Haziran 2010 Salı

9 Haziran 2010 Çarşamba

Bayanlar Baylar...

İlk Madi Clara live show'a katıldığınız için çok teşekkürler. Bu gecelik bu kadar. Unutmayın güncel sanat saçmalıktır. Önemli olan büyük penisler ve orgazmdır. Umarım eğlendiniz. Görüşmek üzere.

Ladies and gentlemen. Thanks for joining my live show. I'm Tuba Ünsal. Very famous supermodel. And i'n an addict of Erinç Seymen stuff.

Hope to see you soon.

Kisses..

Clara von der Meinhoff

Hangisi verirken zorlanıyor?

A)Barbaros Altuğ
b)Adnan Yıldız
C)Madi Clara
Hi Ming. I'm Tuba Ünsal. A famous Turkish supermodel.

Murat told me about you. İ want to buy your videos. Like Erinç Seymen stuff.


Are u celebrity eneough?

Güncel sanat nedir?

Güncel sanat şımarıklıktır. Tıpkı Aykan Safoğlu'nun bu geceki Ah Oh sergisinde sanat eseri yapmak için pirinçleri yere dökmesi kadar şımarıklık.

Bu arada pirinçler Tarlabaşı pazarından alınmış.

Edebiyat ajanının sevgilisi cevapladı

Yanıt 5 milyon dolar.

Madi Clara ekliyor: 15 cm

Ünlü edebiyat ajanın yeni sevgilsinin şahsi serveti ne kadar?

A)3 Milyon dolar
B)5 Milyon dolar
C)7 milyon dolar

Aşağıdakilerden hangisi gay?

A)Ferzan Özpetek
B)Kutluğ Ataman
C)Çağan Irmak
D)Adnan Yıldız

Ferzan Özpetek'in en büyük travması ne?

Uzun neskafe reklamları gibi filmleriyle ünlü yönetmen Ferzan Özpetek her ne kadar hayatta başarıya ve paraya ulaşmış olsa da atlatamadığı bir takım travmaları var.

Bunların başında da Kutluğ Ataman geliyor. Ataman ve Özepetek akrabalar. Ve Özpetek küçükken Kutluğ Ataman'ı martıları öldürdüğünü gördüğü andan itibaren bu onda bir travma yaratmış.

Ve bunu atlatamıyormuş bir türlü. Kutluğ seni yaramaz, küçük, haylaz kız. Neler açtın Ferzan Hanım'ın başına

Hem sevgili hem müşteri

Beni seviyorsunuz biliyorum. Alın size bir Murat Pilevneli dedikodusu daha

Murat Pilevneli her sergi açtığında Galerist çalışanlarına şöyle bir talimatta bulunuyormuş: Tuba Hanım'a eserlerin listesini yollamayı unutmayın.

Böylece Tuba Ünsal her sergiden bir kaç eser alıyormuş. Ohh ne ala hayat. Hem süpermodelle çık, hem müşterin yap. Ay bulamadım şöyle bir koca.

Gri bereli çocuk. Büyük müydü? Büyükse evlenelim

25 yaşından sonra gay olduğunu keşfeden küratör kim?

A)Adnan Yılıdz
B)Vasıf Kortun
C)Rober Hatemo

Bu atasözü kime ait?

Bodur tavuk her dem piliç: Erinç Seymen

Bu atasözü kime ait?

Bodur tavuk her dem piliç: Erinç Seymen

Ben böyle sanatın içine tükürürüm

Yetenekli Bay Pilevneli

Türk güncel sanatının Önder Bekensir'i Murat Pilevneli en çok ilgimi çeken insanlardan biri. Hadi itiraf edin sizin de ilginizi Tracey Emin'in vajinasından daha çok ilgini çekiyordur.

Murat Pilevneli gerçek bir başarı hikayesi aynı zamanda. Kendisi aslında ünlü ressam Mustafa Pilevneli'nin akrabası. Peki siz Murat Pilevneli'nin gerçek soyadının Pilevneli olmadığını biliyor muydunuz?

Kendisi sanat camiasına hızlı bir giriş yapmak için soyadını değiştirip Pilevneli soyadını almış. İşin daha da tuhafı gerçek Mustafa Pilevneli'nin gerçek hayatta Murat isminde bir oğlu var.

Sanat playboyu Murat Pilevneli bir nevi kuzeninin yerine geçmiş.

Keşke Patricia Highsmith bunun romanını yazsaydı. Sanat dünyasında geçen Yetenekli Bay Ripley hikayesi... Aşk, seks, hırs, ihtiras bir arada. İki film birden...

Sanatta kadın çıplaklığına hayır. Çıplak kadın figürleri yasaklansın

Düzeltme

Az önce partinin yıldızı geldi diye bahsettiğim King Kong, Japon değil Singapur'luyumuş.

Aralarında bir fark var mı? Sonuçta hepsi küçük pipili.

8 Haziran 2010 Salı

Partinin yıldızı burada

Ve işte serginin yıldızı Ming Wong'mudur Ding Dong'mudur ne karın ağrısıysa partiye teşrif ettiler.

Elbette geç kaldı. Bunun iki nedeni var: Biri elbette assolist olduğu için en son gelip, son tebrikleri kabul edecek. İkincisi ise Japon olduğu için İstanbul'un fotoğraflarını çekiyordur. Bundan sonraki işlerinde kullanır artık.

Kendisi sergide bir videoyla yer aldı. Bir takım filmlerdeki tüm rolleri kendisi oynayarak tekrar filme çekiyor.

Ne kadar ilginç ve yaratıcı bir fikir değil mi? Gay'lerin sırf kadın kılığına girip kamera önü histerilerini yaşamak adına kıçlarından böyle şeyler attırmasına bayılıyorum.

Bravo!

Ayrıca da kadınsın.

Yataş'tan dört takside Vasıf Kortun

Beyoğlu'nda Garanti Platform'un inşaatı son hızla sürüyor. Geçenlerde homo office'im Sugar cafe'den çıktığımda gizlice inşşata sızdım. Tabii bunun altında inşattaki Mardinli malacının da etkisi var. Ah o malalar. Bırr.

Her neyse konumuza dönelim. Garanti Platform'da gezerken küratör Vasıf Kortun'un odasına da girdim. Ve orada yeni bir koltuk takımı alındığını gördüm.

Çoook sevindim. Garanti Platform Vasıf Kortun'un yerine bir koltuk takımı almış. Harika değil mi? İkisi de aynı işe yarıyor çünkü.

Yeni koltuk takımına yeni görevinde başarılar.

Birazdan da size başka bir koltuk takımının, ünlü yazar Mehmet Murat Somer'in berjerinin hikayesinin anlatacağım.

Benden ayrılmayın. Kisses...

Küçük hanım ve şoförü

Haluk Akakçe yeni takıntım. Bir şehre iki queen fazla tabii. Merakla bekliyorum Aquarius saunada karşılaşacağımız anı. İşte o gece İstanbul gerçek bir yıldızlar savaşına sahne olacak. Patlamalardan anlarsınız. (Umarım 'masajcı' çocuklar patlar üstümüze o ayrı konu)

Efendim bu kendinden daha erkek, kadın korumasıyla gezen güncel sanatçımız New York'tan her geldiğinde 3 aylığı 9 bin dolara bir şoför tutuyormuş. Şoföründen çok memnun Akakçe her geldiğinde aynı şirketle çalışıyormuş.

Hatta Akakçe şoförünü o kadar seviyormuş ki Nişantaşı restoranlarında beraber yemek yiyorlarmış. Sadece ikisi.

Üstelik Akakçe şoforünün giyim stiline de önem veriyormuş. Aynı yere ikinici kere gittikleri bir yemekte (Mekanın adı bende saklı) şoförünü de kendisi gibi giydirdiği gibi görülmüş.

Ortalıkta dolaşan kıllı, iri, geniş pazulu ama türbanlı bir erkek görürseniz bilin ki o Akakçe'nin şoförü.

DEDİKODU EN SEVDİĞİM GÜNAHTIR

7 Haziran 2010 Pazartesi

Madi Clara live!!!



Madi Clara, Ah Oh sergisinin açılış partisinde yarın gece Lokal'de canlı olarak madilikler yapıp, güncel sanatın ünlü isimleriyle ilgili, üstü açılmayan sırları aralıyor.

Tüm gece boyunca yazılacak olan post'lar Lokal'in duvarına Madi Clara'yla aynı anda yansıyacak.

Güncel sanatın tüm kirli çamaşırlarını, Haluk Akakaçe hakkındaki gerçek hislerimi, Murat Pilevneli'nin sevgilisinin yeni mesleğinin ne olduğunu öğrenmek istemez misiniz?

Yanıtı evet olanlar yarın gece Lokal'de birebir katılımlı ilk live show'a davetliler. Eğer ben Niğde'de oturuyorum gelemem diyorsanız tüm geceyi buradan da takip edebilirsiniz.

kisses

28 Mayıs 2010 Cuma

Elmayra

Mor ve Ötesi'ni nasıl bilirsiniz?

Ben şöyle bilirim: Gittikçe kelleşen bir solist. Hafif hımbıl ama beğenilme potansiyeli olan bir baterist ve kimsenin tanımadığı iki kişi daha.
Nasıl bazı çakma sanatçılarımız gay hakları falan diye gay'lerin yanında olup kendine bir pazar yeri oluşturuyorsa Mor ve Ötesi'nin pazarı da insan hakları, eşitlik, adalat vs. gibi sosyal içerikli konulardır. Tabiki bu şeyleri paranın ucunu ilk gördükleri zaman anında unutuverirler. Şirket diye şarkı yapıp bu şarkıyı Doğan Grubu'na sattıklarını unutmadık hala.

Geçenlerde bir zaman, bir uçakta Harun'a rastlamışlar. Bussiness Class'ta oturuyormuş. Yanıda gelen arkadaşı naber falan diye sormuş. Harun kel kafasını kaldırmadan, daha da gerinerek, koca kıçını yaymış ve bussiness class'ı göstererek şu vurguyla 'Nooolllsssunnn yaaaah. Biz artık buralardayız dostum' demiş. Arkadaşı da şöyle bir bakmış 'Ne diyor bu manyak' diye...

Seni gidi Nişantaşı solcusu seni. Seni gidi uyduruk devrimci seni. Seni gidi paragöz seni.

Dur senin de sıran gelecek!

20 Mayıs 2010 Perşembe

Alican'ın fotoğrafları



Son zamanlarda duyduğum en tuhaf ve en acıklı hikaye Alican Ertuğ'un intiharı. Kariyerinin zirvesindeyken bir gökdelenin 32. katından atlayan bir yakışıklı genç adam.

Kendimi hayatımda hiç olmadığım kadar hayatın anlamsızlığını sorgularken bulduğum bugünlerde bu intihar beni çok ama çok etkiledi.

Tabii bu olayın ardından her zaman olduğu gibi güzide medyamızda bu konuyla ilgili hiç çarpıcı bir şey okuyamadık. Baştan savma bilgilerle geçiştirildi durdu herşey. En iyi dedikodu sokaktadır diye ortalığı biraz eşeledim ve sonuçta şöyle bir şeye ulaştım. Juicy ama çok ilginç.

Alican Ertuğ'nun New York'taki evinde iki yakın arkadaşının fotoğrafı duruyormuş. Bu fotoğaflardan biri Koç ailesinden, diğeri de Mermerci ailesinden birine aitmiş.

18 Mayıs 2010 Salı

Kadın kadına piknik. Börekler Konya'dan

Nazlı Ilıcak'la Olcay Baykal'ın ortak noktası nedir? (Twitter madilikleri)

Günlerdir mavi boxer üstünden bir aldatma-aldatılma geyiği dönüp duruyor. Apolitik bedenim bu aşırı siyaset yüklemesini kaldıramıyor. Çok sıkıldım.

Sıkıldığım başka bir konu da dünyanın en sıkıcı insanlarının oturdukları yerden ahkam kesmeleri, ahlak hocalığı yapmaları. Ahlaksızlığı ve iffetsizliği benimsemiş biri olarak bu duruma hele hiç katlanamıyorum.

Mesela Ilıcak ailesini ele alalım. Durmaksızın günlerdir aldatmak üzerine ahlak dersleri verip kafamı şişiriyorlar. Bu yüzden küçük bir madiliği hak ettiler. Ve önce Nazlı Ilıcak'a şöyle bir tweet attım:

MadiClara @notredamedesion nazlı hanım, günlerdir ahlak derslerinizi dinliyoruz. ve her seferinde aklıma gülşen ışık geliyor. bu size ne çağrıştıryor?

Elbette cevap yok. Bilmeyenler için bu tarihin tozlu yapraklarında kalan dedikoduyu tekrar canlandırmak gerekebilir. Nazlı Ilıcak'ın rahmetli kocası Kemal Ilıcak zamanında Ayhan Işık'ın karısı Gülşen Işık'la beraberdi. Ve Kemal Bey de o dönem Nazlı Hanımla evliydi.

Tabii bu sorunun peşini bırakmadım. Nazlı hanım'dan cevabımı alamayınca bir de Mehmet Ali Ilıcak'ı ciciannesiyle ilgili dedikodularla yoklamak gerektiğini düşündüm:

MadiClara @maliilicak sizin için aldatmak bir ahmet altan romanı mıdır? yoksa bir ayhan ışık filmi mi?

hemen ardından da ikincisi

MadiClara
@maliilicak bu arada not: ayhan ışık derken kastım gülşen ışık'tı


Ve yavru Ilıcak hemen cevabı yetiştirdi:

maliilicak
@MadiClara Mütecaviz ve seviyesiz bir soru.Cevabini bildiginize gore kisilik bozuklugunuz mu bu soruyu sormaniza sebep?


Hahah. istediğim cevabı aldım. Artık öldürücü darbeyi vurmanın zamanı gelmişti:
MadiClara @maliilicak bunu ana-oğul millete aldatmak üzerine ahlak nutku vermeden önce düşünecektiniz. kisses...


Tarih affetse de Madi Clara affetmez. Beni takip edin minnoşlarım

Wanna be'lerime öneriler...

Çok ünlü, aşırı küstah ve über fit olduğum için tahtıma göz diken pek çok kişi olduğunun farkındayım. Özellikle çaresiz ve yer edinmek için çırpınan genç gay'ler arasında yeni Madi Clara olarak anılmak pek iç açıcı bir kariyer planı.

Bu kötülük yuvasına ilk harfi vurduğum ilk dakikadan itibaren zaten buradan sıkıldım. Ve gerçekten yeni biri çıksın ve daha iyisini yapsın,, çok isterim. Ben rehab'te toksinlerimden arınırken bir kaç girişim olmuş. Benden önce de bir kaç tane vardı ama malesef onları hatırlayamıyorum şu an.

Ama bu genç wanna be arkadaşlarıma başarılı olmaları için bir kaç tavsiye vermem gerekiyor sanırım.

Kızlar, hepimiz sadece ünlülerle ilgileniyoruz. Hiç kimse sizle, sizin üç-beş zavallı kız arkadaşınızla, her gece gay kulüplerde gördüğümüz ve artık suratlarından fenalık gelen diğer ibnelerle ilgilenmiyor. Onlarla ilgilenen sadece sizsiniz. Tek Yön sınırları dışında (hatta bence içinde bile) herhangi bir magazinsel değerleri yok. O yüzden bırakın bu no name insanlar üstünden bir kraliçe olması sevdasını.

Yani şöyle bir örnek vereyim: Sugar cafenin sahibinin o hafta kiminle yattığının bir haber değer yoktur. Ama Sugar cafe'nin sahibi bir ünlüyle yatıp, üstelik ondan bir tokat yemişse bunun bir haber değeri vardır.

Anlatabildim mi?

Kisses....

Çağan Irmak niçin intihar edecek?


Camiamızın ünlü yönetmenlerinden Çağan Irmak hakkında bir dedikodu geldi geçenlerde elmas taşlı kulağıma.

Şöyle ki büyük acıların, dramaların, babaların oğulların ve ıssız adamların esiri Çağan'ın yakın zaman projeleri arasında da bir gay filmi çekmek varmış (Pardon Issız Adam bir gay filmi değil miydi bu arada?)

Çağan Irmak yakın çevresine bu gay filminin en büyük projelerinden biri olduğunu fakat çektikten sonra intihar edeceğini söylüyormuş. Çünkü annesi ve babası bu filmi gördükten sonra dayanamazmış. Ve Çağan'ın bu zamana kadar ailesinden özenle sakladığı sırlar yerle bir olursa zaten o da yaşayamazmış.

Ayol, koskoca adamsın? Eşek yüküyle paran, neden olduğunu anlamasak da iyi bir yönetmen ismin var. Ne yapacak mesela annen baban gay filmi çektin diye 40 yaşında adamı Cihangir'de dövecekler mi?

Aaah Çağlacığım ahh.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

13 Mayıs 2010 Perşembe

Bitch is Back

Ta daaaa......

Başlamadan önce hemen bir yanlışı düzeltmem ve bir takım açıklamalar yapmam gerekiyor . Uzun bir zaman süren yokluğumda hakkımda çeşitli dedikodular çıktığını fark ettim. Yok efendim cezaevindeymişim de, tutuklanmışım da, mahkemeye çıkacakmışım da vs. vs.

YALAN. TAMAMEN YALAN. En az Halil Ergün'ü gay'lerle ilke kez Seyyal Taner'in tanıştırdığı kadar yalan.

Burada Clara von Der Meinhoff'tan aylarca gerçeği yalnızca gerçeği öğrendiniz. Kendimle ilgili gerçekleri de öğrenmek en doğal hakkınız.

İsviçre'de rehab'teydim minnoşlar.

Kış döneminde bir takım kötü-kaka-ıyyy alışkanlıklarımdan kurtulmam gerekiyordu. Ben, Amy, Lindsay... Beraberdik. Onları bilemem pek istekli gibi değillerdi ama ben en azından artık temizim.

Rehab'le beraber hayatımdan üç beyazı çıkardım artık:

Beyaz dizi. Beyaz kadın.

Ve Beyaz Yalan.

Madi Clara'da yeni döneme hoşgeldiniz!!!

18 Ocak 2010 Pazartesi

"OTURMUŞ KATİP GİBİ FERMAN YAZAR
FERMAN PADİŞAHINSA DAĞLAR BİZİMDİR"minnoşlarım.!