29 Aralık 2009 Salı

Celebrate

Yılbaşı gecesi nerede, hangi kafada, hangi halde olacağım hiiiiiç belli değil.

O yüzden şimdiden yeni yılınızı kutlamak istedim.

Bu yıl içinde bana bambaşka bir vizyon olabileceğini gösterdiniz. Yalnız olmadığımı hissettirdiniz. Sizden nefret etsem de hakkınızı yemek de istemiyorum.

Yeni yılınız kutlu olsun.

Ayrıca 2010'la birlikte:

ARAMIZA HOŞGELİDİNİZ 92'LİLER

Kisses

Clara Von Der Meinhoff

26 Aralık 2009 Cumartesi

Müthiş başarılı bar programı (Anında madilik)

Dün gece büyük pop(o) sanatçısı, ünlü ve başarılı imaj maker Kemal Doğulu bilmem nerede bir sahne programına çıkmış.

Doğulu'yu dün gece sahnede izlemeye 30 (yazıyla otuz) kişi gitmiş. Ve içeridekilerin çoğunluğu da jigolo gibiymiş.

Ayol kalkıp desem ki yarın gelin beraber pazara çıkıp, muşmula alalım 30 kişiden fazlası gelir.

Onu bunu bırakın da minnoşlar yoksa uzayda aşk yok mu?

Öpücükler

24 Aralık 2009 Perşembe

Mutlu yıllar Jesus



En seksi bulduğum peygamber sensin. Sırf yakışıklı olduğun için eğer bir dine inansaydım kesinlikle seninkini seçerdim.
Özellikle o ağır çarmıh'ı kilometrelerce taşımanı unutamıyorum. Özünde marangoz olman da gayet hoş bir el becerisi. Bir tek annenin bekaretiyle ilgili kafamda soru işaretleri var.

O yüzden mutlu yıllar Jesus. Bugün senin için ekstra 3 şişe kırmızı şarap içicem.

Kisses

23 Aralık 2009 Çarşamba

Nihat Odabaşı'na ne oldu (Anında madilik!!)



Büyüüüük Türk fotoğrafçısı, panik atak kraliçesi Nihat Odabaşı, Dubai hava alanında, saatlerce rehin tutulmuş. Sebep olarak uçak personelini ölümle tehdit etmesi gösterilmiş. Kadın gördü Dubai'de Araplar, aklı başından gitti.

O esaret döneminde


1 motor, 1 ibne, 1 yaşlı kürt, 2 cüce bir arada

21 Aralık 2009 Pazartesi

Sahte sorulara, gerçek yanıtlar. Sorun söyleyelim Vol:3

Sevgili Madi Clara.

Bloğunu açıldığı ilk günden bu yana takip ediyorum. Hatta arkadaşlarım da geliyor, fazla internet ve elektrik parası gitmesin diye tek bir evden bilgisayara girip okuyoruz.
Arkadaşlarımın hepsi seksüel referanslarını yıllar önce kaybettikleri için son günlerde kafamı kurcalayan bir soruyu da seninle paylaşmak istedim.

Uzun zamandır kendimden hayli genç bir oyuncuyla birlikteyim. Aslında oyuncu değil ama olsun ben onu da kendim gibi oyuncu yapacağım. Pek atletik, pek azgın valla. Kıskandırmak gibi olmasın da şekerim ahahah...

Son iki haftadır başım dönüyor, midem bulanıyor. Geceleri canım erik istiyor. Bazen dayanamıyorum oğlanı turşu almaya yolluyorum.

Sence benim hastalığım ne Clara'cağım. Yoksa hamile miyim?

Sevgiler
Ali Poyrazoğlu

Cevap:

Aliii. Ali. Seni küçük, küstah şımarık kız. Yine rol yapıyosun değil mi? Ama bu performansında tiyatrodaki gibi kötü şekerim.

Her zaman hatırlatmak gerektiği gibi çocuk yapmak için bir erkek ve bir kadına ihtiyaç var. Ve malesef senin yaşındaki kadınların biyolojik olarak çocuk yapabilmesi imkansız.
Yani hamile olabilmen mümkün değil şekerim. Tabii biraz harcarsan çocuk satın alabilirsin ya da taşıyıcı anne bulabilirsin. Ama 'para harcamak' ve 'sen' kavramlarının bir arada olmadığını çok iyi biliyoruz.

Bunu ucuza şu şekilde halledebiliriz istersen. Sen yolla kocanı bana ben taşırım onun spermlerini.

Kisses

Clara von der Meinhoff

Ne biriktirdim?

Tabii ki hiçbir şey.

Sadece birazcık susun ve vır vır kafa ütülemeyin diye yazdım.

Benim bir şey biriktrimem mükün değil. Biraz akıllılarınızn anlayacağı üzere dipsomani hastasıyım ve dibini görmeden rahat edemiyorum hiçbir şeyin.

Biriktirme ve patavat kavramlarımı beş yaşındayken aldırdım. Tıpkı küçük birer şeftali gibi çıkan memelerim gibi.

Üstelik aşırı sıkılganım. Sizlerin kıçlarınızı şap'latarak okuduğunuz ve bayıldığınız bu blogtan ilk yazıyı yazıp yolladığım dakikadan itibaren sıkılmıştım. Defalarca ekrana bakarken bileklerimi kesmeyi düşündüm.

Ama sonunda buraya kadar geldik.

Korkamayın devam da edeceğiz.

Daha söyleyecek laflarım, yapılacak kötülüklerim var.

18 Aralık 2009 Cuma

Merak etmeyin. Biriktiriyorum. Az kaldı.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Yılın partisinin konsepti ne?




Çok sevgili arkadaşım, benim yüzümden başı sürekli derde giren, iyi kalpli Yiğit Karahmet bu hafta cumartesi günü 30 yaşına giriyormuş. (ay Vj Bülent gibi konuştuğumu fark ettim şu an)

Kadın hem hala başarısız, hem hala fakir, hem hala haftada bir gün yazıyor, hem hala Akşam gazetesi'nde hem de hala borç batağından kurtulamadığı gibi bu üstelik bir de yaşlanıyor.

Zor dönemler geçiren gay'lerin yanında olmayı ilke edinen Madi Clara olarak Yiğit Karaahmet'i bu pek önemli gecesinde yalnız bırakmıyorum ve destekliyorum. Partinin guess DJ'i olarak Randoman'ın öncesinde müziğin başına geçiyorum.

Teması Rüküş ve Görgüsüzlük olarak belirlenen bir partide nasıl içerideki tüm erkeklerin pensinin kaldırabileceksem, bu temayı da kaldırabileceğime emin olabilirsiniz.

Ne kadar süre çalacağımı, ve neleri çalacağımı o geceki sarhoşluk durumum belirleyecek. Ama müzik konseptini 'Cenk Eren'in seveceği şarkılar' olarak belirledim.

Sansasyonlarla dolu olacak bu geceyi kaçırmak istemezseniz eğer, hepiniz davetlisiniz.

8 Aralık 2009 Salı

Uğur Yücel bu habere çok sinirlenecek

Uğur Yücel mutlu bir şişman olarak hayatına devam ede dursun, kendisiyle ilgili gay dedikdouları bu alemde aldı yürüdü. Bu konuda doğal olarak hiç konuşmuyor. Zaten olgun seven biri olmadığım içinde doğruluğunu araştırmak hiç umrumda bile değil.

Ama bir şey öğrendim ki bu dedikoduya sinirleneceğini tahmin ediyorum. Ve seve seve yazıyorum

Kendisinin adının sık sık anıldığı Bay Deli Yürek gerçekten de harikaymış minnoşlar. Mükemmel bir vücudun yanı sıra, bir bira şişesi gösterilerek hayalimde canlanması sağlanan devasa bir de penise sahipmiş. Üstelik son derece kibar ve tatli bir beymiş.
Full force muammele yani.

Peki tüm detayları nereden mi biliyorum. Bay Deli Yürek'in, yaptığı stylingle Karadenizli türkücüyü nonoşa çeviren modacıyla bir affair'ı olduğu söyleniyor. İkisini aynı gün aynı saatte evde olanlar, ikisi odadayken kapıdan geçerken şöyle bir göz atmışlar ve küçük deli yüreği görmüşler.

Yıllardır unutulmuyormuş bu görüntü.

Hadi aldınız gazı. Doğru kızlar 31'e.

Kissses

2 Aralık 2009 Çarşamba

Homo ofiste hırsızlık skandalı

Homo ofisim Sugar Cafe'de bugünlerde çok adli ve kriminal bir vakaya sahne olmakta.

Kafede çalışanlarından aynı evde yaşayan, aynı saat dilimi içinde çalışan, isim ve soyisimlerinde aynı sessiz harfe sahip olan ve hayatla ilgili aynı kadere sahip olan iki gay'in evleri soyulmuş.

Arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz!

Bu son derece travmatik olayda gay'lerden biri eve girdiğinde hırsızla karşılaşmış, hırsız onu bıçakla kovalamış. Artık evrenden özel olarak çağırdığını düşündüğüm bahtsızlığıyla bu olay da başına gelen gay'in durumu zaten üzücü.

Diğer gay'in durumu ise bi başka acayip: Bu gay'in yatağını da hırsız nedense boydan boya caaaart diye kesmişler. Yani amiyane tabiriyle am gibi ortadan yarmışlar. Kadının ziynet eşyaları yatağın içinde diye mi düşünüyordu acaba.

İkisi de kendi haline üzülüyor. Biri aklından oldu diğer yatağından. İkisi de önemli.

Ben ise şunu düşünmekteyim: Neden gay'lerin soyulması bile bu kadar acayip oluyor?

Kasım'dan neler öğrendim?

* Aranızda sağduyulu ve akıllı ibnelerin de olduğunu. Bir takım attırıkların arasında gerçekten çok zekice işler olduğunu itiraf etmem gerek. Malesef yüksek ego'mda bazen sizlerin başarılarına şaşırıyor.

* En az yazıyı kasım da yazdığımı... Yani kasım gerçekten kastırırmış

* Ünlü olduğum zaman daha da terbiyesiz ve küstah olacağımı

* Elektrikçinin bir daha bana dönmeyeceğini.

* 18 yaş legaldir sınırının hala çok saçma olduğu düşüncemin değişmediğini. Bari 17 olsun...

* Gay seven kadınlardan hiç hoşlanmadığımı.

* Daha çok halkla kaynaşmam gerektiğini ama bir yandan da halktan korktuğumu

* Hepimizin ama hepimizin kafasının aslında çok karışık olduğunu.

Herkese mutlu yıllllarrrr....



Clara von der Meinhoff

Gay'leri almayan gay kulüp

Kulüp Love diye bir yer var.

İşletmesinden benim samimi ve sosyetik arkadaşlarımdan birine bir cep telefonu mesajı atmışlar geçen günlerde. Önce kızların oraya gelmeleri için yalvarmışlar falan.. Sonra da şöyle bir SMS atmışlar: 'O madi'yi de peşinize kabak yapıp getirmeyin sakın. :))))))' diye böyle bol gülücüklü bir mesaj...

Hayır yine imla hatası yapmadım. Kabak yazmışlar. Önce şu yanlışı bir düzeltelim onun dağrusu kapak yapmak. Kabak değil.

Kabak keller için kullanılır. Hani sanırım küçük bir Freudyen kayma olmuş orda.

Bir de zaten aylardır gitmediğim ve hala niçin gidildiğini de bir türlü bilemdiğim bi kulübe gelmesin diye mesaj atıyorlar. Çok saçma.

Üstelik ben artık politik bir kişiliğim.

O yüzden gay kulüp adı altında takılıp da içeride gaylerle heteroseksüeller kavga ettiğinde gay'lerin tarafını tutmayan kulüplere gitmiyorum. Ben bir gay kulübe gitmek istiyorsam GAYYYY kulübe gitmek isterim. Çakma ve saçma sapan bir yere değil.

Bir de böyle artistlikler yapmasın yani hiç kimse. Oraya koluma öyle iki herif takar gelirim ki, 'onu almiicaz, etmiceeez' die vık vıklayan tüm haddini bilmezler ağzını açamaz. Eğer oldu açtı o kulübü gerekirse binayı yetmezse de sokağı satın alırlar. Üstelik kredi falan da çekmelerine gerek yok, banka hesapları bunu anında karşılar. Para böyle bir şey şekerim, gerekirse çıkarıp ve konuyu kapatıyorsun.

Ben gayleri almayan gay kulbe gitmiyorum minnoşlar. Üstelik zaten şehrin en hip partilerini verip, gerçekten eğlenirken çekemiiiicem bu manasızlığı.

Kendi çalar kendi oynar. Belki biri bana da albüm yapar!