28 Eylül 2009 Pazartesi

Dolaptan çıkaran saç tıraşı


Herhalde artık tartışmıyoruz değil mi? Hangi heteroseksüel erkek bu saçı yapar?

Cadı avı devam ediyor




Türk polisine yeni bir hak verildi. Artık ceza puanı mı ne bir sistemleri var bu sistem içinde kadar çok ceza keserlerse o kadar çok para kazanıyorlar. Ya da terfi ettiriliyorlar. Bu gibi bir takım ödüllere sahip oluyorlar.

Bahsettiğimiz polisler tekrar belirtiyorum ki Türk polisi. ne kadar harika olduklarını, ne kadar görevlerini iyi yaptıklarını bilmeyen yok.

Ve elbette Türk polisi daha da çok para kazanmak için cezalara abanmış durumdalar. Ve bu cezalar ağırlıklı olarak sokaktaki en kolay hedefe yani travesitlere kesiliyor.
Çünkü kabahat kanunu diye bir madde var ve mesela sokakta kadın kılığında gezmek bir suç. O yüzden şu anda travestiler neredeyse her sokağa çıktıklarında para cezası alıyor.

Ve bu mahalle baskısına dayanamayan bir takım travestiler artık erkek gibi giyiniyorlar. Bunlardan biri de kent hayatımızın en renkli simalarından olan Gamze Cosmopolitan. Bir dedikoduya göre Gamse Cosmopolitan artık erkek olarak geziyormuş. Çünkü artan mahalle baskısı dayanılmaz bir hal almış.

Cadı avı başladı yazıştım daha önce. Şimdi daha da artarak devam ediyor.

GAMZE COSMOPOLİTAN'IN TOPUK TIKIRTILARI OLMAYAN İSTANBUL SOKAKLARI TAHRAN SOKAKLARIDIR.

Bu kadar da ucuz olmayalım




Basitlik ve ucuzluğu geri getrime kampanyam bazı kulvarlarda çok fena yanlış anlaşılmış.

Meşhur bir yazarımız var. Hop çiki yaya serisinin yaratıcısı Mehmet Murat Somer. Kendisi zengince bir sürtük.

Ama geçtiğimiz günlerde gayet kabarık banka hesabı bulunan beyefendi Antalya'ya gitti. Yanında da deve güreşi yapmak için geçtiğimiz senelerin best modellerinden birisi de vardı

Yalnız şöyle bir sorun var ki Somer, Antalya'ya Sabiha Gökçen havaalanından uçtu. Sabiha Gökçen'e de o ve özel arkadaşı Leventten Havaş'a binerek gittiler.

Birileri ucuzluğu geri getirelim kampanayamı biraz yanlış anladı sanırım.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Twitter madiliklerimi kaçırmayın

Kötülük çalışmalarım buradan devam ettiğim gibi aynı zamanda twitter üstünden de sadece 145 harfle bambaşka madilikler yapmaya devam ediyorum.

Twitterda yer alan bazı şeyleri burada bulamayacaksınız. Şimdiden ortalık birbirine girdi bile.

O yüzden bir account edinin ve twitterdan da beni takip etmeye devam edin.

www.twitter.com/madiclara

Ne demişti?

























- Hande benim kocamın jet'lerini çok iyi bilir!

Fikrimi değiştirdim

Daha önce de bahsettiğim 'yeni it boy' vardı. Hatırlarsınız. O yazıdan sonra küçük bir kriz çıktı ve 'sevgilisi' yaklaşık 2 dakika için de beni arayarak durumu değiştirmek istedi.

Çok çok eski bir arkadaşım olduğu için kırmadım ve bir takım yerleri düzelttim. (Bir de her zaman açık bir kapı bırakmak lazım çünkü çok işime yarayacak stratejik bir konumda. Mesleki deformasyon da diyebiliriz buna)

Ve her neyse aradan bu kadar zaman geçti ve yeni it boy'la ilgili yeni bir gelişme oldu. Malesef it boy olmasıyla ilgili fikrimi değiştiriyorum.

Çünkü kilo almış. Ve eski cazibe gitmiş.

Böylece bu sorunda çözülmüş oldu. Mutluluklaaaaar.

Ben yeni bir it boy avındayım.

Meşhur jigolo İbrahim

İstanbul'un Aya Sofya'sı, Sultanahmet Cami'si, Taksim Burger King'in önü gibi bir takım ünlü yerleriyle meşhurken bir de artık jigololarıyla da meşhur.

Kate Moss'un, Mert Alaş ve Marcus'la birlikte İstanbul ziyaretiyle ilgili dedikodular bitmek bilmiyor. Bu üçlü İstanbul gecelerinde çılgınca partilerken, o zaman Cüneyt Akeroğlu henüz hayatlarına girmediğinden bir jigoloya ihtiyaç duymuşlar.

Ve meşhur jiglo İbrahim bulunup getirilmiş.

İbrahim öyle sosyete jigolosu falan sayılmasın. Kendini bir zümreye kapatanlardan değil, kent sosyal hayatının içinde birisi.

Peki nesi meşhur İbrahim'in?

Devasa ve devasa penisi. Ve işinde de çok iyi olması.

O kadar iyi ve nam ı duyulmuş ki çılgın tekne partisine davet edilen nadir tiplerden birisi olmuş.

Bugünlerde gözünüzü kulağınızı iyi açın minnoşlar. Belki bir köşede karşınıza İbrahim çıkabilir. Paraları hazırlayın ve tetikte olun.

Clara'dan size kocamaaaan öpücükler....

21 Eylül 2009 Pazartesi

Gözyaşlarının sebebi buymuş

Oben Budak'ın House Cafe'de gözyaşlarına boğulmasının sebebini bulacağımı yazmıştım.

Buldum minnoşlar

Bayram şekerleri

17 Eylül 2009 Perşembe

İstanbul'a hoşgeldiniz komitesi

Türkiye'nin çakma Cavalli'si, sempatik suratlı modacımız, Marc Jacobs'tan çaldığı tasarımlarla Paris moda ünyasını sarstığını düşünen bay uyduruk terzi şehre yeni gelen yeni çocukları keşfetmek konusunda pek yetenekli.

Kendisi istanbul'a geleli henüz 17 gün olan 21 yaşında bir çocukla birlikteymiş.

Ne yapıyorlar ve nasıl oluyor bu işler çok merak ediyorum? Gidip otogarda mı bekliyor acaba, gündüzleri?

Otogar bekleme salonunda siyah kazağı ve sevimli suratıyla oturup bu sezon ne yürütebilirim acaba diye Vogue karışıtırıp, Adana'dan, Erzincan'dan gelen otobüsleri mi karşılıyor?

İki kamyon arasında ki yedi benzerliği bulun






Susurluk kamyonu












Habertürk kamyonu

Hala tutar

Bu gözyaşlarının sebebi nedir?

Geçtiğimiz hafta Nişantaşı House Cafe'ye gidenler çok şaşırtıcı bir manzarayla karşılaştılar. Hisli duyguların insanı Oben Budak arkadaşlarının yanında gözyaşlarına boğulmuş bir şekilde hüngür hüngür ağlıyordu.

Gözünde gözlükleri olmadığı için herkes OB'nin kırpkırmızı gözyaşlarını açık ve net görmüş. Ve her 3 kişiden birinin Madi Clara ihbarcısı olduğu bu günlerde bu dedikodu yaklaşık 1 saaat içinde bana geldi. Gelen ihbarda bir de şu ayrıntı vardı 'Üstünde eşek kadar DKNY' logolu bir eşorfman üstüyle Seren Serengil gibiymiş.

Bu sahneye şahit olmayı çok isterdim ama malesef değildim. Bana sadece varsayım yürütmek kalıyor.

OB niçin ağlıyordu?

* Nazik bünyesi Madi Clara'da hakkında yazılanları artık kaldıramıyor.

*Yeni bir bedeva basın gezisi veya ucuz Alanya oteli seyahati iptal oldu. Ve dünyanın hiçbir şey anlatmayan yazılarından okurları uzak kalacağı endişesi taşıdı.

*Yunuslarla yüzmek de düzeltmedi.

*Yeniden terk edildi.

*Hesap çok fazla geldi ve ödeyemedi.

*Madonna'nın tırnağı kırıldı. Ve bunu öğrenince sinir krizi geçirdi.

*Sezen Aksu onu değil diğer OB'yi daha çok seviyor.

*Ağdacısı kızgın bezi fazla tuttu.

Sahi OB neden ağlıyordu acaba?

13 Eylül 2009 Pazar

Niçin basitlik de geri gelmesin?

Grup seks ve ifitrayı geri getirme kampanyam tahim etmediğim bir başarıya ulaştı. İftira başlığı adı altında attığımız iftiralar harika yerlere gitti.

Grup seks konusunda benim ne kadar ileriye gittiğimi ise sanırım tahmin edebiliyorsunuzdur. Bütün bu deneyimlerimden size sadece şu aklı vermek istiyorum.

Aklınızın bir köşesine bunu sıkı sıkı yerleştirin.

Ve sakın sakın unutmayın:

BAZEN, BAZI DURUMLARDA KAYGANLAŞTIRICI KULLANMAK ŞART!

Benim grup seks i geri getirme kampanyamdan aklımda kalanlar bunlar oldu.

Tabii geri gelen şeyleri göndermemize de gerek yok. Yeni nesil gay'ler 90-92 doğumlular (ya da okuma yazma bilen, baştaki uyarıyı dinlemeyen ve şu anda araba yerine Barbie'yle oynamayı seven daha da genç adaylarımız) bundan sonra ki kariyerlerinde bol bol iftira atibilecek.

Ve geçen gün yeni bir karar aldım. Bundan sonra da basitliği geri getirmek istiyorum. Daha da ucuzlaşalım. Daha da dilleyelim.

11 Eylül 2009 Cuma

Konyalı kadın değil Sivaslı Cindy




Geçtiğimiz hafta pespaye bir gece kulübünde bir arkadaşım Onur Baştürk'le karşılaşmış. Daha doğrusu tanıştırılmışlar. OB arkadaşıma , 'A, seni tanıyorum. Sen Madi Clara'nın yakın arkadaşısın' demiş. Bizimki ise tanımamış OB'yi uzun süre sonra dank etmiş. 'Tamam sen de Konyalı kadınsın' diyerek gülmüş.

Bu tanıma birazcık sinirlenen OB, şöyle bir soy ağacı açılımına giderek şu açıklamayı yapmış: 'Benim annem Konyalı babam Sivaslı. Doğal olarak ben de Sivaslı oluyorum. Konyalı değil' demiş.

Şekerim;

Altın çamura düşse de altındır. Kadın Konyalı da olsa Sivaslı da olsa kadındır. Anlatabildim mi? Konyalı kadın artık bir marka oldu. Bu saatten sonra bunu değiştirmek çok zor.

Öpüyorum Sivaslı Cindy'cim.

10 Eylül 2009 Perşembe

Gay dünyasını sarsan şemsiyeli manyak (Anında madilik!!)




Hande Ataizi'nin gazetecilere şemsiyeyle saldırmasından sonra İstiklal Caddesi-Tünel arası dün gece yoğun yağan yağmur altında yeni bir şemsiye müsabakasına daha sahne oldu.

Bu blogda adı çanta ve çantacı olarak sık sık geçen ünlü halkla ilişkilercinin eski asistanı dün gece yağmurdan korunmak üzere Odakule'ye sığınmıştı. Ve sevmediği gaylere şemsiyeyle saldırmak gibi bir huyu olduğunu dün gece öğrendiğimiz şemsiyeli manyak da oradaydı. Ve sinsice avına doğru yaklaşıyordu.

Kıyametin kopması fazla zaman almdı. Şemsiyeli manyak şemsiyesini önce asistan gay'in karnına dürttü. Sonra küçük bir cat fight yaşandı. (Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışırken elimi burkmuşum.)

Her şey bitti sanıyorduk ama bitmemiş. Hızını alamayan şemsiyeli manyak hızla geri döndü ve şemsiyesiyle eski asistanın kafasına kafasına vurdu. Parçalanan şemsiyeyle geri döndüğünde gözlerimiz fal taşı gibi açık kalmıştı.

Neden bunu yaptığına dair bir sebep belirtmedi. 'Bazıları bunu hak eder' demekle yetindi. Sessizce Mercedes'e bindiğimizde artık dayanamayıp kahkahayı patlattım.

Şemsiyeli manyak eylemlerine devam edeceğini açıkladı.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Transeksüeller bunu konuşuyor





İlk milli damadımız Cem Adler beyefendiyi hatırladınız mı? Ya da unutmus muydunuz hiç?

Bir ben bir Bülent Ersoy denilen dönemlerde Cem Adler beyefendi ilk erkek figürü olarak hayatımıza girmişti.

Ve şahsi tercihimle ben kendisini pek beğenirim. Hala da öyle. Bülent Hanım iki kocasıyla da erkek beğenisi konusunda takdirimizi kazandı.

Cem Adler beyefendi uzun süren suskunluğunu bozmuş ve ger dönmüş. Hayır Bülent Hanım'a değil. Başka bir transeksüelle birlikteymiş Cem Adler Beyefendi.

Bu arada yanlış anlaşılmasın sakın başka bir transeksüsel derken Bülent hanımı kastetmedim. Biliyorsunuz o doğuştan 'kadın' sadece doğurganlık özelliği yok

8 Eylül 2009 Salı

Tuhaf anket




Ve yine bizi şaşkınlıklara sürükleyen bir anket daha sonuçlandı.

Davut Güloğlu 326 oyla birinciliği açık ara kazanarak, herkesin aklından geçen ama bir türlü itiraf edemediği erkek oldu. En yakın rakibi eski tinerci yeni vücut geliştirici Doğuş' ise 93 oyla mat oldu. Bilemiyorum belki VJ Bülent kulis yapmış olabilir DG için.

Ama benim elbette bu ankette en çok şaşırdığım şey ise ilahi adalet midir nedir Alişan'la Erkek Aydın'ın 53 oy alması oldu.

Aynı sayıda insanın ikisini aynı kefeye koymasını çözmekle uğraşamam. Ama kafamda bir soru işaretide doğmadı değil? Acaba bizde mi Aydın gibi erkek olsak?

7 Eylül 2009 Pazartesi

Türkiye'de eşcinselin diğer adı

Bugün gazetelerde parlak tartışması vardı.

Bir takım internet sitelerinde Taraf gazetesi yazarı için 'parlak yazar evlendi' diye haber yapmışlar. Kötülüğün diğer balkonu OE'de bu durumu gözden kaçırmayarak parlağın eşcinsel manasında kullanıldığını yazıvermiş.

Ve bunun üstüne daha da tuhaf bir tartışma çıktı ve bir takım insanların parlak kelimesinin ibne anlamında kullanıldığını bilmediğini anladık.

Onları bilgilendirmek açısından şunu söyleyelim parlak kelimesi özellikle de tırnak için de yazılanı herhalde sadece ve sadece bu anlamda kullanılıyor. (Bir de ben bazen mücevherlerime bakarken kullanıyorum bu kelimeyi. Bkz: 'Paşa eşimin aldığı yüzük ne kadar da parlak )

Parlak tabii ki eşcinsellere deniliyor. Tüm gençliğim bu lafı yiyerek geçti. Şimdi temize çekemezler kendilerini.

Ve anladığım kadarıyla çoğu insan Türkiye'de eşcinellik için kullanılan diğer kelimelerden haberdar değil. O yüzden onlara bir de mini rehber hazırladım.

Buyrun Türkiye'de eşcinselliğin diğer adlarından bazıları:

Şorolo
Marjinal
İlginç
Farklı
Megastar
Beste fabrikatörü
Eski 45'likçi
Antikacı
Tekstilci
Aseksüel
Bakımlı


Var mı başka bildiğiniz?

Ajdar geri dönüyor

Türkiye'nin en sevimli simalarından Ajdar uzun bir aradan sonra yeni bir single'la tekrar dönüyor.

İşte klibini de çok yakında izleyebeileceğimiz Ajdar'ın yeni şarkısının sözleri

Uzayda Aşk Var

Bugün dersi kırıyorum
Biraz mola istiyorum
Öğren öğren bitmiyor

Biraz harcamak istiyorum
Bildiğin her şeyi yapmayı yapmak için
Yetmez sınırlı zamanlar
O zaman belki de bir yerde

Başka bir hayat var
Neyin telaşı bu yasalar
Boşuna bence bu tasalar
Birileri var mı bilmem ama
Bence uzayda aşk var

6 Eylül 2009 Pazar

Metin Şentürk görüyor mu?


Türkiye'nin en ünlü körü Metin Şentürk de (Hande Yener'den sonra. O da paralarının neden bittiğini göremiyor bi türlü) kokainden içeri alınmış.
Bu haberden sonra kafamda yıllardır konuşulan kent efsanesini tekrara düşünüdm. Acaba Metin Şentürk görüyor mu?


Çünkü bir insan görmeden masanın üstünden kokainleri nasıl bulup da yapacak? Körelrin hisleri bu kadar mı gelişmiş? Ya da o zaman yardımcısı var pipietin ucundan tutup, çizginin başlangıcına kadar götürüyor ve 'Şimdi çek' diyor.


umarım bu sorunun cevabını da bu soruşturmayla beraber buluruz!

3 Eylül 2009 Perşembe

Bu bavul başka bavul

Gerçekten bu son! Ama duydukça dayanamıyorum cidden. Hayatımda bu kadar tuhaf başka çok az ilişki gördüm.

Meşhur pasif agresif jüri gay vardı ya. Asistanıyla aynı odada kalan ve yeri geldiği zaman zaman ona çoraplarını değiştiren ince uzun sarı röfleli gay'imiz.

Bu jüri üyesi beyefendi yarışmacı toplamak için gezdikleri dönemlerde asistanıyla tek valiz yapıyormuş. Ve her yere iksinin ortak eşyaları olan bu ortak bavulla gidiliyormuş.

Kırmızı ipli tanganın yanına, Çiftkurtlar beyaz pazar donu aynı bavulda.

Güzel kombinasyon.

Melis Alphan'a bir soru daha

Modayı okulda okuyarak öğrenen Milliyet moda yazarı Melis Alphan'a ilk sorduğum soruyu twitter üstünden cevaplamıştı. Alphan, tersine bikini bölgenizdeki kılları almanız için kesin çözüm olarak epilasyon önerdi.

Paylaşamadım. Senelerdir aşırı kullanım sonucu vücudumun LSD gibi emdiği geciktirici kremler arada bir böyle yapıyor işte.

Ve sizler için paraya kıyarak (Çok ama çok paraya) Melis Alphan'a 'haftada bir ibnelerin kozmetikle ilgili sorularını cevaplar mısın?' diye bir teklifle gittim ve 'Sorunuz oldukça yollayın' yanıtı geldi.

Harika. Eğer becerebilirsem yakında yanda bir kutucuk olacak oraya sorularınızı atacaksınz Melis Alphan'da yanıtlayabildiklerini yanıtlayacak.

Kutucuğa kadar ben diğer acil sorumu iletmek istiyorum:

Şimdi bikini bölgesine ağda yaptırma tavsiyesini gerçekleştirceğim. Ama en acısız epilasyon için hangi pozisyonda durmam gerek.

Domalmak diye tabir ettiğimiz diz üstünde durma pozisyounu alıp, yanlardan gereyim mi?

Sırt sütü yatıp bacaklarımı kafamın yanına kadar getirip havaya doğru gergin ters lotus çiçeği pozisyonu mu?

Travma

Evet, evet yazmıyorum farkındayım. Ama sorun neden? Hergün madilik, her gün yılanlık... Bir gün gelip de sordunuz mu 'Hayatım, neyin var? İyi misin? Canını sıkan bir şey oluyor mu?' diye.

Tıpkı eski kocalarım gibi vefasızsınız. Sizleri de ahududu likörüyle zehirlemem gerek.

Evet yazmıyordum kaç günüdür. Çünkü küçük bir travma geçirdim. Başıma şok edici bir olay geldi. Ne oldu dersiniz?

Aktif oldum minnoşlar.

En son Adnan Menderes döneminde kurmay bir subaya aktif olan Clara geçen gece tekrar aktif oldu. Ve normal bir gay bey'e. Öylesine yapılan sekslerden birinde hem de.

Üstelik aktif olarak bilinen ve büyük penisli olduğu söylenen birine.. (Büyük değildi ayrıca)
Ve elbette travmayı tek başıma geçirmiyorum, pasif olan beyefendi de o geceden beri travma geçiriyor.

Travma geçiriyorum dediğim arkadaşlarımdan ne olduğunu tahim etmelerini istediğimde 'Kızla mı yattın' sorusunu bile aldım. Yani kadınlarla bile yatabilirm ama aktiflik ve ben süpeman'le kripton gibiyiz.

AAaayh o ne be. Çok saçma

Back again!!