31 Temmuz 2009 Cuma

Temmuz çılgınlığı

Aslında sizlerden pek hoşlanmıyorum.

Bunu defalarca farklı yollarla belirttim ama laftan anlamayan ibneler ve istenmediği halde sürekli burada olan kadınlardan oluşan bir topluluk olduğunuz için ısrarla Versace couture eteğimden ayrılmıyorsunuz.

Yorum bombardmanına tuttuğunuz içi her sabah güne yaklaşık 50 attırık okuyarak başlamak benim gibi bezgin birisinin sizden nefret etmesi için bile yeterli sebep aslında.

Fakat nazik ve süt kadar beyaz bedenime yaptığım aşırı anti depresan yüklemesiyle bugünlerde pek iyi niyetliyim. O yüzden temmuz ayı attırıklarından bir kaçına avucumu büzüp mis kokulu öpücüklerimden ve haşin dil darbelerimden yollamak istiyorum.

* Allahına bin şükür Madonna'yı Paris'te izleyen görgüsüz ibneye...

* Tek Yön'de gecede 375 Tl harcadığını söyleyen arsız ibneye...

* Dolaptan çıkaran gasp vakasında, Serkan Altunorak'a 'açıklasaydın belki ben de babama açılma cesareti bulurdum' diyen gizli ibneye...

* morethan8inch'i, murathan8inch okuyan kör ibneye...

* 91 doğumlu olup msn adresini veren yırtık ibneye ....


Sizlere kucak dolusu öpücükler ve 76 dil darbesi yolluyorum. Önümüzdeki ayda üstüme böylesi attırabilmeniz dileğiyle...

Clara von Der Meinhoff

Ağustostan beklediklerim (Very personal list)

Acısıyla tatlısıyla, büyük penislisiyle küçük taşaklısıyla, über tembelliklerimle ve histeri krizlerimle, orgazm çığlıklarıyla ve depresyon somurtmalarıyla dolu bir ayı daha hep birlikte geride bıraktık minnoşlar.

Kah güldük kah ağlattık. Birilerinin canını çok yaktık, ama hiç belli olmaz belki de ücra bir taşra kasabasında oturan genç bir çocuğa 'Yalnız değilsin biz de yalıyoruz' dedik.

Eylemlerimiz devam edecek. Ama önce temmuzun bu son gününde ağustos ayından neler beklediğimi sizlerle paylaşmak istedim.

* Sadıka'nın eski nişanlısının Cihangir'in ortasında şöyle ağzımın ortasına bir tane geçirmesini çok istiyorum.

*Kemal Doğulu'nun ona 'lezbiyen' dediğim için beni mahkemeye vermesini sabırsızlıkla bekliyorum.

*Hande Yener'in artık fakir olduğu için ayakkabılarını bit pazarında satarken çekilmiş bir fotoğrafını yayınlamayı istiyorum.

*Konyalı Kadın'ın öyle fotoğraflarını bulmak istiyorum ki gördüğü zaman oturduğu koltuktan yere yuvarlansın.

*Kebapçının çırağıının artık içime boşalmasına bir dur demek istiyorum.

*Elektrikçiyle French kiss derslerine haftada ikiye çıkarmak isitiyorum. Hala bir yol alamadık çünkü.

*Belgeler açıklamak istiyorum. Mesela Konyalı Kadın'ın askerlik raporunu yayınlasam harika olmaz mı?


Ve elbette hepimiz adına da şunu istiyorum: Pumpin! Pumpin! Pumpin!

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Sadıka'nın eski nişanlısı haber yolladı

Geçen gün cevapladığım sahte soruda bahsi geçen eski nişanlı bey haber yollatmış: 'Beni ilk gördüğü yerde dövecekmiş'.

Bir kere ben iyi bir aileden geldiğim için bu tür döverim, söverim, parçalarım gibi düşüüüüüükkk şeylere çok uzağım. Haddini ve boyunu aşma durumunu da hadi geçiyorum. Ama mesela keşke bana gördüğü yerde saldırsa da hep beraber gazetelere çıksak. Bu sefer mesela isimlerde verilerek bu olay mahkemelere taşınsa. Duymayan varsa da duysa. Ne harika olur.

Çünkü ben açık bir gay olmanın rahatlığını yaşıyorum. Götümden yana da korkum yok. Çeşitli pozisyonlarda ve büyük bir zevkle çok verdiğimi daha önce de söylemiştim. Bu tartışmada bu konuyla ilgili problemi olan taraf ben değilim.

Ama benim Sadıka'nın eski nişanlısı hakkında merak ettiğim bir kaç şey var. Mesela bu gay'ler hiç mi birbirlerine 'Kadın, abla' diye hitap etmiyorlar? Hiç mi jigololarla yatmıyorlar? Kulüplerden çocukları evlere götürmüyorlar.

Ben de yapıyorum bunu. O' da yapıyor. Uğurkan da yapıyor. Hepimiz yapıyoruz. Hayır yalnız değilsin bu konuda. Kötü bir şey söylemiş değilim.

Ama reddederken yalnız malesef. Düzenbaz olduğu için de yalnız. Gencecik ve güzeller güzeli kızımızın gözlerinin içine baka baka yalan söylerken de yalnızsın. Hepimizi aptal yerine koymaya çalışırken de yalnızsın.

Sen yalan söylerken utanmayacaksın da ben bununla dalga geçerken mi utanmalıyım?

Yürrrrrü şekerim. Hadi başka kapıya!

Who am I (Anında madilik!!!)


Elektrikçi ve arkadaşıyla hakim olamadığım sebeplerden dolayı nekahet dönemine giren grup seks deneyimlerim, dün gece yeni bir ikiliyle taçlandı. Demiştim size grup seksi geri getirmek istiyorum diye.

Kebapçı çırağı ve dayısının oğlu. Grubumuza Bağcılar'an katılıyorlar. Kebapçı çırağı 18 yaşında, dayısının oğlu 20.

Bu arada benim de iki ibne arkadaşım var evde (ekipten). ud çalıp, kocalarımı eğlendirme bölümü geçtikten sonra bir şişe de votkayı devirdik. Sonra biz aramızda seksten, penisten, dedikodulardan bahsetmeye başladık. Madi Clara'da şunu mu yazsan bunu mu diye konuşuyoruz?

Çocuklar bizi dinlerken anladıkları eylem yazmak, seks, penis falan gibi konular olunca kebapçının daysının oğlu direkt bana döndü ve şöyle bir soruyla geldi:

'Haydar Dümen misin sen?'

Madonna hakkında kafama takılanlar


Madonna'nın gelip gelmemesi kentin alt kademe gay'lerinin yeni gündem maddesi. İyice kafayı yemiş durumdalar ve her yerde bundan bahsedilşiliyor.

Trendlerden geri kalmamak adına İstanbul'un en azılı iki Madonna hayranı üstünden kafamdaki soruları ve dedikoduları sizlerle paylaşmak istedim.


* Olmayan konserin olmayan bilet fiyatları 100-1250Tl arasında olacakmış. Acaba bir takım gay'ler şimdiden para biriktirmeye başlamışlar mıdır? Haftalarca para biriktirilecek ve 500 TL'ye Madonna'yı orta sıradan izleyecekler. Bu konsere 1250 Tl veren gay'ler şehrin kalbur üstü gay'leri mi olacak?

*Acaba Onur Baştürk her gece Madonna'yı düşünüp 31 çekiyor mudur? Elektra kompleksi böyle bir şey mi? Sigmund Freud analayze this!

*Tabii her düşük Madonna hayranı olduğu için Oben Budak'da bir Madonna hayranı. Budak'ın Mecidiyeköy'deki evinde duvarlarda sadece haç ve Madonna posterleri asılı. Gerçekten.

*Acaba Madonna, OB ve OB'ye çüklerinizi koparın bana verin dese koparırlar mı?

*Onur Baştürk bir şabat bayramında rastladığı Madonna'dan bahsetmişti ya, şabat her hafta vardır zaten. O bir bayram değil. Müslümanlardaki cuma gibi ya da Budistlerdeki inek.

*Acaba Madonna'yla Onur Baştürk tesadüfen konuşsalar ve Madonna ona 'Hey ı know you. You're the woman from Konya' dese Onur Baştürk ne yapar? '

* Oben Budak ve eski sevgilisinin ilk tanıştıkları gecelerden birinde Godet Karaoke'de elele Madonna'dan Nothing Relly Matters'ı karaokelediklerini biliyor musunuz?

*Oben Budak'ın en sevdiği Madonna şarkısı, uzun yıllar boyunca Like a Virgin miydi acaba?

28 Temmuz 2009 Salı

TSK Attitude 1. sayı için öneriler

İngilizler bizi taklit ediyor.

Eşcinsel hakem açılımımızı çok kıskanan Britanyalılar hemen kendi ordularında da bir açılıma girmiş. Önce eşcinsellere askere gitme hakkı tanıyan İngilizler açık olarak gay olduğunu söyleyen yakışıklı Er James'i ordunun official dergisinin kapağına taşımışlar.

Aynısını Türk ordusundan bekliyoruz. Üstelik askeriyemizin kaynakları İngilizlerden daha da fazla.

Türkiye'nin en büyük gay porno arşivi Genelkurmay'ın elinde biliyorsunuz.
İngilizler yakışıklı James'in fotoğrafını kullandılar dergilerinde. Bizim derginin ilk sayısının kapak fotoğrafı da kesinlikle bu olmalı:


Bay Bülent askerdeyken....


http://www.aksam.com.tr/2009/07/28/haber/yasam/1757/ingiliz_ordusunda_ikinci_gay_acilimi.html

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Her yerdeyim minnoşlar.

Twitter'dan takip etmek için www.twitter.com/madiclara

Sokaklardan, Kelebek'in birinci sayfasına


Madi Clara, yarattığı kahramanların hayatını takip etmeye son hızla devam ediyor. Düşüşler gibi çıkışlar da bu gündeme dahil.

Takipçiler Alaçatı'da sokakta bulunup, en iyi şekilde ağırlanan çörekçi gay'leri gayet iyi biliyor. Ben size diyorum bu gayleri daha çok konuşacağız diye. Çünkü taşra arsızlığı insanı bir kere sarmaya görsün, gidebildiği yere kadar gider.

Sokakta bulunan bu gay'lerden birinin bugünkü Kelebek'te Eda Taşpınar'la dans ederken fotoğrafı çıktı. Üstelik Nurettin Hasman'la Eda Taşpınar'ın ayrılıklarına sebep olarak gösterildi.


Takibe devam!

Sahte sorulara, gerçek yanıtlar. Sorun söyleyelim Vol:2

Sevgili Madi Clara,

Aylardır kafamı meşgul eden bir soru var ve bunu sadece sen cevaplayabilirsin.

Ben bir erkekle bir süre nişanlı kaldım. Sevdiğim erkek şarkılar söyleyen, insanları eğlendirmeyi çok seven biriydi. Tatlılığıyla ve bana olan aşkıyla kalbimi kazanması zor olmadı.
O kadar geniş yürekli biriydi ki Cihangir'de çalışan tüm kafelerin garsonları, marjinal insanların takıldığı kulüplerde bulunan genç ve sevimli çocuklar da onu benim kadar çok seviyordu. O kadar yardımseverdi ki benden ayrı kaldığı zamanlarda hep bu çocuklarla görüşüp onlara yardımcı oluyordu.

Ama ilişkimize nazar değdi ve biz ayrıldık. Şimdi arkadaşlarım bana onunla ilgili bir takım şeyler söylüyorlar ama inanmak istemiyorum. Çünkü en büyük isteğim ondan bir çocuk yapmak? Sence benim tatlı sevgilimden kimseye söylemeden hamile kalmalı mıyım?

Not: Ünlü bir aileden geldiğim için soyadımı açıklayamıyorum. Ne olur kusura bakma

Sevgiler
Sadıka S.

Cevap;
Sevgili Sadıka. Sana sanırım herşeyi baştan anlatmak lazım. Bu blogda daha önce de defalarca yazdığım gibi çocuk yapabilmek için öncelikle bir erkek ve bir kadına ihtiyaç var. Ve bu erkek ve kadının aynı zamanda işlevi olan bir penis ve vajinaya da sahip olmaları gerekiyor. Bilmediğini düşünerek açıklamak istiyorum: Vajinanın kadında, penisin de erkek de bulunması gerekiyor.
Tarihin başlangıcından beri, çocuk yapmak için bu iki bileşenin yanyana gelmesi gerekir.

O yüzden aklını başına topla güzeller güzeli kızım. İki kadının çocuğu olması mümkün değil!

Kisses
Clara von der Meinhoff

Hande'nin hedefi kim?


Türk teneke kraliçesi Hande Yener, uzun zamandır gelemediği gündeme bodoslama dalabilmek için bugün gazetelerden birine 'Camiamızda bir çok lezbiyen var' diye bir açıklama yapmış.


Kemal Doğulu'yu mu kastediyor acaba?

http://www.milliyet.com.tr/Cafe/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=cafe&KategoriID=8&ArticleID=1121764&Date=27.07.2009&b=Camiamizda%20cok%20lezbiyen%20var&ver=85

25 Temmuz 2009 Cumartesi

80 bin pound'luk işten çıkarma


Sotheby's de resmi 80 bin Pound'a satılan yaşayan en pahalı Türk ressamı Taner Ceylan bundan yıllar önce Yeditepe Üniversite'sinde öğretim görevlisi olarak çalışırken, resimlerinin aşırı erotik 'hatta pornografik' bulunması nedeniyle işten ayrılmaya zorlanmıştı.

Fakat başka bir dedikoduya göre Taner Ceylan'ın Yeditepe Üniversite'inden naşlatılmasının altında bir öğrencisiyle ilişkiye girmesi ve yakalanması yatıyormuş.

Peki hadi öyle diyelim. Öyleyse bile N'olmuş yani? Bir öğretmen reşit bir öğrencisiyle yatamaz mı?

Ay çok sıkıldım bu aptal Türk hocası muhafazakarlığından. 100 yaşında profesörler 21 yaşındaki kızlarla yatarken bir sorun yok da, gay öğretim görevlisi sik yalayınca
vurun kahpeye.

Peki ya sonuç?

Belki de okulda kalsaydı basit bir resim öğretmeni olarak kalacak Ceylan, fitilin ateşlendiği bu olayla daha da provakatif hale gelip sonuçta Sotheby'sde 80 bin poundluk başarıya ulaştı.

Buradan çıkaracağımız sonuç şu minnoşlar: Başınıza gelen ve felaket sandığımız her şey aslında size bambaşka kapılar açabilir.

Hiçbir şeyden korkmayın. Clara ablanız arkanızda

Keep fucking!

24 Temmuz 2009 Cuma

Acaba bu sefer doğru erkek mi?


İyiliğin, şekerliğin medyadaki kalesi Ayşe Özyılmazel'in ablası ve Oya Germen'in büyük kızı Zeynep Özyılmazel önümüzdeki hafta evleniyormuş. Geçen gece de Al Jamal'de kına gecesi yapılmış. Bugün Ayşe'den okuduk.

Sevgili Zeynep'e mutluklar diliyoruz. Ama bu mutluluk temennisinden önce de küçük bir uyarı da bulunalım. Çünkü anladığım kadarıyla kendisi erkek seçimlerinde bazen ufak hatalara düşebiliyor.

Şöyle ki Zeynep Özyılmazel'in eski sevgililerinden biri ünlü halkla ilişkilerci Metin Gürsoy'du. İkili bir kaç ay (mecburen) dost-sevgili, en yakın kız arkadaşım ekolünden takıldılar. Metin Gürsoy Güzel Zeynep'in güzel gözlerini boyamak için Büyükada'da suit odalar mı tutmadı? O odanın yataklarını gül yapraklarıyla mı donatmadı? Romantik bir aşk için herşeyi yaptı.

Ama olmadı ve sonuçta ayrıldılar (Neden acaba?)

O yüzden sevgili Zeynep'e buradan soruyorum: Bu sefer emin misin? Denedin mi? Her şey yolunda, bir tuhaflık yok değil mi?

23 Temmuz 2009 Perşembe

Sahte sorulara, gerçek yanıtlar. Sorun söyleyelim Vol:1



Sorun söyleyelim diye bir köşe açmayı düşünüyorum Madi Clara'ya. Böylece hayatın her dalında 'born to be loser' olan insanlar soracak biz de yanıtlarını vereceğiz.

İlk soru olarak da şöyle bir şey düşündüm. Soru Oben Budak'tan geliyor?

-Sevgili Madi Clara. Zamanında ben Kral Tv'de VJ'kenyaşlanınca, bu işten kariyer yapamayacağımı anladığımda dergilere çalışmak için başvurmuştum. Uzun kıvırcık saçlarımı dalgalandıra dalgalandıra gittiğim iş görüşmelerinden birisi de Vizyon dergisine olmuştu. Görüşme çok başarılı geçti. Sempatik bir gay panda yavrusu olarak herkesi etkilediğimi düşünmüştüm. Ama daha sonra işe alınmadım. Ve beni bir daha hiç aramadılar. Neden?

Yanıt:

-Sevgili Obiş. Seni yıllardır merakta bırakan bu soruyu araştırdım ve yanıtı buldum. Seni işe almamışlar çünkü o sıralarda Merter'de oturuyormuşsun. Bunu da görüşmede söylediğin için dergi çalışanları seni biraz 'düşük' bulup o yüzden kabul etmemişler. Ve senin yerine daha havalı ve zengin bir kaç kız almışlar işe.

Kayıp penis kime saplandı?

Aranızda 90-91 doğumlular varsa (Varsa bana ulaşsın lütfen), Türkiye'nin gerçek bir Tim Burton karakteri Diva'sının (ya da Divine'ın) bir zamanlar erkek olduğunu bilmiyor olabilir.

Çünkü nasıl bir kafadaysa kendisi dünyanın geri kalanı erkek olabilir ama o asla ve asla değildir. Çünkü o kadın olarak doğmuştur ve malesef doğurganlık özelliği yoktur.

Ama o bile kayıp pipiyi unutsa da Madi Clara hiçbirini unutmaz. Ve geçmişin penis izlerini ısrarla takip etmeye devam eder. Çünkü Madi Clara büyük penis obsesifidir ve Divine'ınkinin de yani zamanında maşallahı varmış.

Ben diyeyim Arda Turan siz deyin Ümit Karan.

Ve tabii yerli Divine'ımızın yatağından, geçen bir takım kadınlar da olmuş. Ve içlerinden öyle biri var ki....

Yer: Büyük Ankara Oteli.

Odalarında kalan müşteriler aşırı gürültüden çok şikayetçiler. Çünkü birisi bir kadını kafasını duvara vura vura beceriyor.

Birisi: Divine.

Peki kadın kim?

Türk sinemasının dört yapraklı yoncasından birisi.

Acaba hangisi?

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Hande'ye bir darbe de Türk adaletinden

Türk teneke kraliçesi Hande Yener'in paralarının bittiğini daha önce yazmıştık.

Kader Hande'ye acımıyor. Şimdi ona öldürücü bir darbe de Demet Akalaın'dan geldi. Akalın açtığı hakaret davasını kazandı ve 10 bin TL'yi almaya haketti.

Ama bu parayı alabilir mi bilmiyorum. Dediğim gibi kadının parası zaten yoktu. Şimdi iyice bitti. Çünkü çantacısına yeni bir berber dükkanı açıyorlar. Olmayan tüm paraları oraya yatırdılar.

E, o zaman hesaplayalım. Çantacı, Demet Akalın'a borçlarını ödemek için kaç saç kesmek zorunda?

Fatboy Slim'in kulesine kim çıkacak?


Bu yaz tek bir etkinliğe gitmeyi çok istiyorum o da 1 Ağustos'ta ki Fatboy Slim konseri.

Çünkü gerçekten rave'i çok özledim. 1 Ağustos için tek bir planım var: Şuurumu yitirmek.

En son Kuruçeşme Arena'da bu kadar ağzım açık izlediğim tek gece Daft Punk olmuştu.

Olağanüstüydü.

Aynı şekilde Daft Punk gecesi bir kaç gay için ekstra olarak güzel geçti. Çünkü kaslı Türk gay'leri Daft Punk'ın ışık ekibinden üç kişiyi tavlamayı başarıp konseri ışık kulesinden izlediler.

Bakalım bu sefer Fatboy Slim'in kulesine tırmanmayı başaracak gayler çıkacak mı aramızdan?

Sucunun sucuğu

Yine Türk gazetelerinden başka bir ibnelik.

Bursa'da bir su dağıtıcısının asansörde damacanayla mastürbasyon yaptığı kameralara yakalanmış.

Bu haberi okuyunca hemen evdeki damacanın ağzını, ağzıma almaya çalıştım. Tabii ki başarmam zor olmadı. Tahminime göre çapı 5 cm. Tam ağız dolusu dediğimizden.

Niye bizim sularımızı böyle sucular getirmiyor? Bizim sucu pek çirkin, Allahın cezası!

http://www.ensonhaber.com/Ic-Haber/217498/damacanayla-masturbasyon-.html

Madi Clara'yı Ümit Aktan mı yazıyor?



Türk gazetelerine bayılıyorum. Her gün içlerinde mutlaka en az bir ibnelik çıkıyor.

Bugünün bombası ünlü spor spikeri Ümit Aktan'ın altı ayda 1700 penis gördüğünü açıklaması oldu. Şu meşhur Türkiye seks anketi çalışmaları sırasında en büyük penise sahip ili bulmak için erkeklerin penis boylarını ölçmüşler.

Cetvellerle hipodrom, stadyum gibi yerlere giderek...

Hesaplarıma göre Ümit Aktan'la penis görme konusunda yarışıyoruz. Altı ayda 1700 penis çok sağlam başarı.

Ve büyük devletimizden bir talebim var. Seneye yapılacak olan çalışmaya gönüllü katılmak istiyorum. Cetvele de gerek yok.

Benim boğazım cetvel gibidir. Oral seks'te dibe vurabiliyorsan 20 cm!

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2009/07/22/spikerin_muthis_rekoru

21 Temmuz 2009 Salı

Sempati güzeli Güney Afrika yolcusu

Gay kulüp yarışmalarından bildirmeye devam.

New York kıç güzeli seçilen piyanistin asistanından sonra bir başarı hikayesi de İstanbul Tek Yön'deki en yakışıklı erkek yarışmasından.

Tek Yön'de yaklaşık iki sene önce düzenlenen yarışmada prıl pırıl bir low profile gay'imiz jigolo abilerinin yanında ilk üçe giremedi ama sevimli gülümsemesiyle Sempati Güzeli ödülünü kazandı.

Bu yarışmanın en celebrtiy tarafı ise jüride yer alan büyük oyuncu ablalarımızdan birisiydi. Halil Abla. Tuğrul'un eski nişanlısı.

İlk üçe giren diğer jigololardan hiç bir bilgi alamasak da sempati güzelinin kaderi bu yarışmadan sonra çok değişti. Duyduğumuza göre kendisine bir koca bulmuş ve son kozunu oynayarak bu beyefendiyi kendine aşık etmiş.

Ve sempati güzeli yeni kocasıyla yaşamak için Güney Afrika'ya yerleşmeye hazırlanıyor.

Bon voyage tatlım. Umarım Güney Afrika'da o ucuz parfümünü değiştirmeyi akıl edersin.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

New York kıç güzeli yarışmasını kazanan Türk

Gay kulüpler sadece Türkiye'de aşırı sıkıcı değiller. Genel olarak dünyanın her yerinde sıkıcılar ama bazen eğlenceli bir iki olay da olmuyor değil.

Bu sefer yerimiz New York ve New York'ta bir gay barda düzenlenen en güzel kıç yarışmasındayız.

Yarışmaya üç kişi katılıyor. Katılanlardan birisi ise ülkemizin en ünlü piyanistlerinden birisinin 'asistanı'. Bu ünlü piyanistimiz Orhan Pamuk'a benzeyen ünlüler arasında şahsi kanaatimce ilk sırada.

Yarışma şu şekilde oluşuyor: Adaylar bara çıkıyor. Ve kıçlarını açıyor. İzleyiciler de oy veriyor.

Ve Türkün gücünü Amerika'ya gösterdiğimiz an: Ünlü piyanistin asistanı alkışlarla New York Göt Güzeli seçiliyor.

OB'nin tişörtü ne anlama geliyor?


Feminenim Gerisi Lüzumsuz

Polis misin?


Bu hafta sonu Sabah Pazar'da çok ilginç bir haber vardı. Büyükçekmece'deki polisler tüm gün halkla takılıp, huzurevi senin cami benim gezip duruyormuş. Böylece her saniye vatandaşın yanında olup onların en yakın arkadaşı haline oluyorlarmış özetle.

Bütün gün yanımda bir polis nezaretinde takılmak ister miyim bilmiyorum. Ama merak etmeden de duramıyorum:

*Bu yardımsever Türk polisi, mahallenin dul ablalarının manav poşetlerini de evlerine kadar taşımaya yardımcı oluyor mu?

*Tüm gün pencereye yastık atarak duran gay'lerin ihtiyaçlarına da cevap veriyor mu?

*Harman günlerde kanal bulmaya da yardımcı oluyor mu?

*Copları kaç cm? Ve kalın mı?

*Üniformalı mı geliyorlar? Üniformasız mı?

*Düz mahalle polisi değil de motorsikletle gezen ikili yunuslardan tercih edebiliyor muyuz?

Ancak bu şartlar altında bir polis tercih edebilirim.

Ha, bu zaman kadar bir polisle yatmadım mı?

Elbette yattım. Ama o Narkotik şubenin kapısı kadar heybetli olan polise aktif olmak gerçekten de beni polislerle ilgili bir kere daha düşünmeye itti.

Bu sefer garanti istiyorum

http://www.sabah.com.tr/Ekler/Pazar/Guncel/2009/07/19/gorev_icabi_gobek_atan_polisler

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Bu fotoğraflar nereden geliyor?

Konyalı kadın serisi Madi Clara'nın üstüne en çok uğraşılan bölümü. Yüzlerce kare çıplak, şapkalı, giyinik fotoğraf arasından seçiyorum pozu.

tabii bu fotoğrafların nereden geldiği de en çok merak edilen şeylerin başında geliyor.

Açıklıyorum: Ben ve ekibim bilumum sosyalleşme sitelerine girip insanların profillerinden bu fotoğrafları çalıyoruz.

Konyalı kadının kendisi bunun önüne geçmeye çalışsa da hızımıza yetişmesi çok zor.
Eylemlerimiz devam edecek!

17 Temmuz 2009 Cuma

Merak ediyorum


Cemil İpekçi dün Mardin'de kalp krizi geçirmiş.

Kendisine geçmiş olsun diliyoruz.

Ama bir yandan da merak etmiyor değilim. Mardin'de ne ya da nasıl bir şey gördü de kalp krizi geçirdi acaba?

Hande Yener'le sona doğru


Madonna yapılmak vaadiyle kandırılıp, ucuz tekno batağına düşürülen eski tezgahtar Hande Yener cephesinde bu aralar işler pek yolunda gitmiyor.

Üstüste yapılan başarsız albümler, çantanın masrafları, menajerin masrafları, evin masrafları, arabanın masrafları derken Yener artık iyice maddi sıkıntı içinde. Bu yüzden Soğanlı soğan güzeli yarışmasından, Sarımsaklı mantı günleri etkinliklerine kadar her yerde konser verse de durum pek iyiye gitmiyor.

Üstelik albüm şirketi de Yener'in bu krizine çözüm bulamadığı gibi son günlerde üstüste çıkan başarılı albümlerle ilgilenmek için Yener'i de sallıyorlarmış.

İnatla Madonna olmayı deneyen Yener'in sonu Cahide Sonku gibi mi olacak merakla bekliyoruz.

Ama ne de olsa 'gay divası'. Aramızda küçük bir yardım kampanyası mı düzenlesek?

Tozan Apartmanı bunu konuşuyor

Nişantaşı'nın en güzel apartmanlarından biridir Tozan Apartmanı. Her biri yarım futbol sahası büyüklüğündeki dairesinde oturan ünlü isimler de birbirleriyle yıllardır dostluk ve barış içinde otururlar.

Ama komşular farklı yerlerde birbirleri hakkında küçük dedikodular yapmaktan da geri durmuyorlar. Mesela apartmanın birinci katında oturan Bennu Gerede, üst katlarda oturan Haldun Dormen'in ne kadar da dolu dolu bir hayat yaşadığından bahsediyor.

Dormen'in evi sürekli genç aktör adaylarının oyun provası için dolup taşıyormuş. Özellikle de öğlen saatlerinde ev, sürekli partileyen gençleri ağırlıyor.

Ama kimse bu durumdan şikayetçi değil. Çünkü Dormen mor saçlarıyla apartmanın neşe kaynağı.

16 Temmuz 2009 Perşembe

İtiraf ediyorum

Yorumlarınıza kayıt şartı getirdim ya...

İtitraf ediyorum ki tüm çirkefliklerinizi, küçük madilikerinizi, saçmalaıklarınızı çok özledim.

Şimdi sadece yaşlılar, kadınlar ve sıkıcılar yorum yapıyor.

Ki hayatında morethan8inch.com'dan başka bir yere üye olmamış birisi olarak kendim de asla üyelikle falan uğraşmazdım.

O yüzden bu madiliğimi geri alıyorum. Ha bu demek değil ki artık elini kolunu sallayan yazabilecek. Eskiden yorumları çok az eliyordum şimdi zekice ve gerçekten ilginç olanları yayınlayacağım.

Ama isteyen yine de kayıt olsun. En azından yandan fotoğraflarınıza falan bakıyorum.

Kisses.

Yer mi yemez mi?

Ayşe Arman'ın kapanmasıyla ilgili medyada çıkan yorumlardan biri de cesur kadın kalem Onur Baştürk tarafından bugün yazıldı.

Başkadın, Arman'ın iyi bir gazetecilik yaparak yine kendinden konuşturduğunu ama sonradan değil doğuştan türbanlı Nihal Bengisu Karaca'nın yazısına da hak verdiğini söyledi (Tabii ki bu türban esprisi benim yorumum. OB'den böyle bir şey gelmesi mümkün değil)

OB gayet cesurca davranmış da bu cesaretini nedense kimsenin ilgilenmediği bloğunda sergilemiş.

Sıkıysa bu yorumu Hürriyet'teki köşesinden yapsında görelim büzüğü yiyor mu yemiyor mu?

Heyecanla bekliyoruz!

Ve karşınızda Türkiye'nin en güzel travestisi


Manken, eskici, stil ikonu Ece Sükan, Madi Clara anketinde ipi göğüsleyerek birinciliği kazandı!

Resimdeki Konyalı kadını yine bulun

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Dolaptan çıkaran gasp vakası


Gün içinde okuduğum en ilginç haber dizi oyuncusu Serkan Altunorak'ın soyulması olayı oldu.

Milliyet'teki habere göre Altunorak polise önce evinin önünde iki erkek gaspçı tarafından evine zorla sokularak soyulduğunu söylemiş fakat daha sonra ifadesi çelişkili bulununca herşeyi dökmüş ortaya.

Meğer gaspçılarla chat'ten tanışılmış ve eve çağrılmış. Ev dediğime bakmayın bir yalıdan bahsediliyor ki bu yalıya nasıl sahip olunduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yok.

Sanırım artık inkar etmek çok saçma olacaktır. Hangi heteroseksüel erkek, gecenin bir yarısı başka iki heteroseksüel erkekle chat'ten tanışıp onları yalısına davet eder?

Her neyse bu küçük gasp vakasıyla kulübümüze katılan genç aktrist arkadaşımıza geçmiş olsun diyoruz.

Bundan sonraki renkli hayatı umarım olaysız geçer. Madi Clara olarak aramıza yeni katıldığı için ona yardımcı olmak adına bir takım dinamikleri açıklayalım ki başı bir daha derde girmesin:

1- Kapıyı kilitle anahtarı sakla
2-Eve 2 kişi çağırırken bir kere daha düşün
3-Önce ver sonra soyul.


http://www.milliyet.com.tr/GaleriHaber.aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1114619&PAGE=1

Diyetisyen yeni sevgilisiyle kebapçıda


Bahtsız diyetisyen Taylan Kümeli yeni sevgilisiyle gün içinde Nişantaşı'nda görüldü.

Merak edenler için diyetisyenin yeni sevgilisi aktör Göksel Arsoy'un hiç bir şey olmayan oğlu Gökhan Arsoy.

Altın Çocuk'un teneke oğlu bahtsız diyetisyenle beraber Nişantaşı Tat Bak kebapçısındalarmış bugün.

Fakat bu küçük dedikodu da beni en şaşırtan şey başkalarına kibrit kutusu peynir tadında diyet önerilerinde bulunan diyetisyen Kümeli'nin kendi date'lerini kebapçıda vermesi oldu.

Yıllar önce yemek yazarı Hülya Ekşigil'i, Ortaköy Burger King'de akşam saatlerinde Chicken Royale mönü alırken bastığımda da aynı şaşkınlığı yaşamıştım.

Kendine şapır şupur, obezlere gelince yarabbi şükür mü yani?

Sakallı entelektüelin oğlu neden homofobik?

Bu tarihten dedikodumuz bir çocukluk hatta ilk gençlik travmasıyla ilgili.

Sakallı bir entelektüelimiz var. Kendisini tek magazinsel tarafı adı olmayan ama gündüz düşleri olan kız arkadaşı (Kadını hala bulamadıysanız Ahmet Özhan'a sorun).

Bu sakallı entelektüelimizin bir de oğlu var ki küçük beyin başına gençliğinde pek talihsiz bir olay gelmiş. Genç ve henüz o zamanlar yakışıklı sayılırken bir taksici tarafından bir gece yarısı Dolmabahçe Çay Bahçesi'ne götürülüp taksici tarafından küçük çapta taciz edilmiş.

O günden beri de Entel jr. gay'lerden hiç hazetmiyormuş.

Tarihi bir gün (Anında madilik!!!)

Homo ofisim Sugar Cafe'de şu anda tarihi bir gün yaşanıyor. Çünkü gayet kozmopolit bir kalabalık kafenin masalarını doldurmuş durumda.

Memleket sınırlarının tüm varoş kız gay'leri buradalar. yerli turist patlaması böyle bir şey galiba. İnanılmaz bir manzara. Her masadan buram buram ucuz ve doldurma parfüm kokuları yükseliyor. Nefes almakta zorluk çekmeye başladım.

Fotoğraf çekmeyi çok istiyorum ama korkuyorum. Çünkü tam karşımda oturan küçük kızın kolunda falçata izleri var. Böğrümü deşebilir.

Not 1: Falçatalı kızın kolundakiler falçata izi değilmiş. Sevgilisinin adını jiletle kazımış koluna. Gördüğüm kadarıyla kola kazılan isim Arben, Ayhan ya da Annem.

Not2: İnanılmaz iki kişi daha geldi. Birinde çarpraz bir sırt çantası var. Çantanın markası Dışbank. Diğerinin şortu da lame dore arası ve diz kapağının altında bitiyor.

Not 3: Varoş kızlar az önce çalışan kızdan meyve istediler. Meyve. What the fuck!!!

Not4: Birbirlerine 'kadın, kadın' diye vura vura konuşuyorlar. Biri diğerine az önce 'Bacım' diye hitap etti.

Not 5: Gay'lerden birinin boynunda taşlı bir balta kolyesi var. Sanırım varoş gay'ler arasında taşlı akssuvar kullanımı çok yaygın.

Not 6: Bacım muhabbeti son hızla devam ediyor.

N0t 7: Az önce lezbiyen bir kız bisikletle gelip bisikletini vıjjjjt diye park etti. Herkesin kafası kapıya döndü. Bacım gay'ler gülüştüler.

Not 8: Polis çağırmayı düşünüyorum.

Bir soru?

Bu mail coment olarak geldi ama kendisini coment olarak değil de tek başına değerlendirmek gerekiyor . Çünkü ilk kez uzayda yaşayan hetero bir Türk kadını bizimle bağlantıya geçmeye çalışıyor

****
ya burayı oray eğin sayesinde buldum ben oray eğinin akşamda ki köşesini takip ederim yoksa gay may olup olmaması beni ilgilendirmez

neyse asıl konuya gelelim yavv siz ciddimisiniz bu yazdıklarınız ciddimi hepiniz gerçekten gay misiniz burda biçok insanın adını veriyosunuz nerdeyse tüm şov dünyasını dönme ilan ettiniz gerçekten bu kadar dönmemi var bu ülkede ki eğer öyleyse bu dönmelerin çoğu neden ünlü kişiler

ve en sonda şunu söylemek istiyorum burada gel beni sik, domaldım falan gibi hitap ederken ne hissediyosunuz gay olduğunuzu saklama ihtiyacı duymazmısınız
özetle gerçekten sizler nasıl insanlarsınız ya şaka mısınız gerçek mi ayırt edemiyorum yoksa bu yazdıklarınızın hepsi espiri mi kendinizi mi eğlendiriyorsunuz

benim bu güne kadar gay tanıdığım olmadı belkide sizin bu yazdıklarınız size çok normal geliyor olabilir ama ben şoka girdim merakta etmişimdir bu gay'ler nasıl insanlardır diye siz herzaman böyle mi konuşursunuz tek derdiniz sex midir

çok uzun oldu ama gerçekten cevap verin sizler normal toplumun içinde yaşayan insanlar mısınız

***

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Korsan partide korsan gay'ler

Alaçatı'da sokakta bulunup, eve alınan çöreklenme uzmanı gaylerden bahsetmiştim ya...

Bu hanım kızlar Melisa Çakarlar'ın düzenlediği korsan partisine de sızmayı başarmışlar.

Büyük başarı. Nasıl beceriyorlar bilmiyorum gerçekten. Zaten epi topu 100 kişnin davetli olduğu bir partiye bile sızmayı başaran bu gay'leri gerçekten ağzım açık izliyorum.

Bu kızların cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna sızmaları an meselesi.

10 Temmuz 2009 Cuma

Bir 'meraklı' daha, deneyemeden ayrıldı

Ünlü gazeteci ve Cihangir kaldırım taşları sorumlusu Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu dün gece evlenmiş.

Demek ki şüphelerim yersizmiş. Herşey benim kuruntummuş.

Genç çifte tebrikler

Şok! Şok! Şok! Gay hakemin gayromeo sayfası


Madi Clara'da yalan yok. Bizde herşey belgeleriyle mevcut. Ve artık belgeleri açıklam dönemi.

İşte karşınızda tartışmalı, sansayonel, son günlerin en popüler ismi gay hakem Halil İbrahim Dinçdağ'nın gayromeo sayfası.

Bu bilgilere göre gay hakem:

*Aşkın hakkını vermek istiyor.
*Samimi arkadaşlıklar arıyor.
*Fist fucking yapmıyor.
*Large ve sünnetli.

Ve tabii ki erkeğin penis boyunu ve yataktaki rolünü bir bakışta anlayan Madi Clara okurları ankette de yanılmadı: Gay hakem yatakta versatile.

p.s.: Vaktinin çoğunu gayromeoda koca arayarak geçirdiği için bu sayfayı sabah saat 5.38'de bulup, Madi Clara'ya yollayan parlamenterin mecburen aktif oğluna da bu bomba madilik için teşekkürler.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Engin Temel ve dansöz


Rahmetli Engin Temel, memleket dahilinde herhalde yatmadık motor ve gizli gay bırakmadığı için galiba telefon defteri biraz kalabalık olduğundan cinayet bir türlü çözülemiyor.

Münevver cinayetinde her gün yeni bir ayrıntı öğrenirken Engin Temel cinayetinde aylarıdr iştah kabartacak tek bir detay yok.

Ya da siz öyle sanın.

Çünkü bu ayrıntılar poliste yok belki ama gay dünyasında cinayetle ilgili sürekli yeni bir ismin dedikodusu yapılmakta. Tabii ki oturup hiç kimse cinayeti çözmeye çalışmıyor sadece Engin Temel'in hızlı seks hayatından anektodlar geliyor kulağımıza.

En son konuşulan bir iddiaya göre de Engin Temel dansözlere pek meraklı çok ünlü bir türkücünün son gözdesi dansözüyle berabermiş bir süre. Sevgili değillermiş ama yatmışlar bu kıvrak dansözle.

Tabii ünlü türkücünün bunu öğrenip öğrenmediği hakkında bir fikrimiz yok elbette. Zaten bunun neyi değiştireceği de pek önemli değil.

Sadece defterde bir de dansöz varmış minnoşlar!

Dakkaya'ya kötü bir haberim daha var


Eski Madi Clara okurları hatırlar Dakkaya saklı döllenmeyle ilk hamile kaldığında bebeğinin cinsiyetinin erkek olacağını ve adınıda Efecan koyacağını açıklamıştı.

Malesef Dakkaya'nın pisişik özellikleri, çaktırmadan hamile kalma yeteneği kadar gelişmemiş. Çünkü edindiğim duyumlara göre bebeğin cinsiyeti kız olacakmış.

Tarih tekerrürden ibarettir. Dakkaya'ya kötü bir haberim daha var. Çünkü Efe Önbilgin'den benim doğuracağım bebek erkekmiş hayatım. Söylemesi ayıp adını da Efecan koyacağım. Ve futbolcu olacak.

Şimdiden tekmelerini hissediyorum.

Bay Şapka artık daha mutlu

Kendisini Bay Şapka olarak tanıyoruz. Tam olarak ne yaptığını ben hiç bir zaman anlamadım ama her daim magazin sayfalarının renkli karakterlerinden biridir. Özellikle ünlü köşe yazarı arkadaşının hazine arazisi kadar büyük olan sayfasına sık sık konuk olur.

Her zaman mutlu bir imaj çizen Bay Şapka son dönemde artık daha da mutlu. Çünkü ilerleyen yaşında mecburiyetten ötmeyen kuşunun eskisi gibi (1920'ler) öttürmek için mutluluk çubuğu taktırmış.

Üstelik takılan bu metal çubuk hiç ama inmiyormuş.
Yani Bay Şapka bu günlerde apış arasına kazık gibi bir metal sopayla dolaşıyor.

Yarasın tosunuma!

8 Temmuz 2009 Çarşamba

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Deniz Seki'den öğrendiklerimiz


Türkiye çok acayip bir ülke gerçekten. Deniz Seki olayından bahsediyorum. Biz aynı şeyi yapsak torbacı olarak damgalanırız, kadın bir halk mağduresi oldu.

El üstünde taşıdığımız ilk kokainmanımız Deniz Seki oldu böylece. Umarım drug kullananlara bakış açısının değişmesi için faydalı olur bu durum.

Pazar günü Ayşe Arman'ın Seki'yle yaptığı röportajda Türkiye drug kullanımı açısından gayet bilgilendirici bir çalışmaydı. Buyrun detayları inceleyelim.

*Başkasına kanal telefonu vermeyin. Siz de torbacı oluyorsunuz.

*Eğer Deniz Seki kadar ünlüyseniz torbacıyı sakın siz aramayın. Zaten bu olayda da çözemediğim nokta bu oldu. Sen koskoca Deniz Seki'sin neden torbacıyı sen arıyorsun? Yok mu bir çantacın bu işleri halledecek?

*Koktan içeri düşerseniz bankacılarla aynı koğuşta kalıyorsunuz.

*Cezaevi'nde doğum günülerinde mozaik pasta yapılıyor, üstüne kulak temizleme çubuğu dikiliyor. Kulak temizleme çubuğunun kirli mi temiz mi olduğu hakkında bir bilgi yok.

*Koktan içeri düşerseniz en büyük destekçiniz ,ne alakaysa, Gülben Ergen oluyor.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12005953.asp?yazarid=12

Hangi köşe yazarının evinden şu an kötü kokular yükseliyor? (Anında madilik !!!)

Madi Clara'yı yazan ünlü adayları arasında adı sık sık geçen bir yazarın evinden şu an sebebi belli olmayan bir lağım kokusu yükseliyor.

Bol ışıklı bekar evinin, pahalı mutfağının lavabosundan gelen lağım kokuları genç yazarı endişeye düşürdü. Elinde pompasıyla ilk kez pompalamak eylemini aktif olarak yapan yazar, hala gideremediği koku sorunu karşısında çaresizlik içinde beklemekte.

Jigololar bir popçudan çok şikayetçi

Eskiden 'manikürcü' olup berber salonunda yerleri süpüren bir popçuyla ilgili İstanbul gay dünyasında şu an büyük bir şikayet var.

Hayır, sorun saç modellerindeki başarısızlığı ya da kendisini Justin sandığı için, kulübe girer girmz çaldırdığı ve bizim de tahammül etmek zorunda kaldığımız korkunç şarkıları değil.

Bu beyefendiden şikayetçi olanlar jigololar. Çünkü müdavimi olduğu gay kulüpte 80 TL'ye ayarlanan jigololar bu popçumuzun ağzının koktuğundan şikayet ediyorlarmış. Bu yüzden de öpüşürken çok zorluk yaşanıyormuş.

Tabii jigolo kısmının ağzı torba olmadığı için her yerde bu yeni ünlü popçu ve küçük sorunu hakkında konuşup duruyorlar. Ve bu dedikodu son hızla yayıldıkça popçunun geçmişine giren herkes aynı soruna işaret ediyor: Ağız kokusu

Kolajen dudakların çerçevelediği o küçük ağza bir belediye bakımı şart mı acaba?

5 Temmuz 2009 Pazar

Ölürse ağlarsınız

Bir anketi daha el birliğiyle doğurttuk. Sezen ölürse daha çok üzülücekmişsiniz. Keyfiniz bilir

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Bu da benden madilik

Farketmişsinizdir herhalde....

Geçti o isimsiz yorum sultanlığı dönemi. Yorumlarınızı yaparken bir zahmet kayıt oluyorsunuz artık.

3 Temmuz 2009 Cuma

Manavın oğlu Oscar yolcusu

Serveti tahammül sınırlarını zorlayan bir gay celebrity'miz var. Ünlü bir şarap üreticisi aileyle aynı soyadını taşıyor. Kendisi zengin olduğu kadar, çılgın partileri, sınırsızca para harcamayı ve kulüpleri dağıtmayı da sever.

Güzel bir orta yaş çılgınlığı sergiliyor açıkçası. Takdir ediyorum.

Ve bu beyefendi aynı zamanda her sene Oscar ödül törenlerine gitmesiyle de ünlü. Her yıl çift kişilik davetiyesi hazırdır kendisinin. Ve artı bir olarak Love'ın barmenlerini davet ediyordu bu süre zarfında.

Fakat artık yeni bir artı 1 var Oscar törenleri için. O da söylentiye göre Bebek'te bir manavın oğlu. Beyefendi yıllardır vazgeçemediği aşkı manavın oğluna tekrar geri dönmüş.

Şu anda yaz tatilinde olan çiftin İstanbul'a dönmesi heyecanla bekleniyor.

2 Temmuz 2009 Perşembe

Bana onun kellesini getirin

Hello Madonna. This is my new boy friend


Mert Alaş ve Marcus Piggot aşkı da bitti. Üstelik zavallı Marcus, Mert'i bir bir başka hırslı fotoğrafçıya kaptırarak sonlandırdılar ilişkiyi.

Adamlar ne kadar güzel gidiyorlardı birlikte, her şey Kate Moss'un W çekimleri için tüm ekibin İstanbul'a gelmesiyle başladı. Mert Alaş'ın yıllar sonra Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretti bu. Marcus'a şehri göstermeyi çok istiyordu.

Valla o Marcus'a şehri gösterirken güzide ülkemizin yükselmekte olan fotoğrafçılarından Cüneyt Akeroğlu da marifetlerini ve tüm tanışma yeteneğini Mert'e göstermiş.

Ve şu anda Mert ve C.A olarak İbiza'da beraberler. Akeroğlu'nun tüm işi gücü bırakıp enerjisini Mert Alaş'a ayırdığı konuşuluyor.

Ve geçtiğimiz aylarda da Mert Alaş, C.A' yı yakın arkadaşı Madonna'yla tanıştırmış: 'Hello Madonna. This is my new boyfriend' diye.

Yanda Mert&Marcus'un mutlu günlerinde Madonna'yla yaptıkları çekimden bir fotoğraf görüyorsunuz. Ama merak etmeyin ikili iş ilişkilerine son vermemişler. Herhalde Mert Alaş bundan sonraki kariyerine Mert&Cüneyt olarak devam edecek kadar aptal değildir.

Ahu Tuğba'nın bir sorunu var


Çok severim Ahu Tuğba'yı. İçkimize hap atıldıktan sonra başımıza neler geleceğini ilk onunla keşfettik çünkü.

Ama Ahu Tuğba iyi hoş da kendisinin küçük bir sorunu var bence. Bir keresinde Barbahçe'de karşılaştık kendisiyle. Hemen arkamda duruyordu.

Ve saçları kokuyor. Gerçekten. O sarartılmaktan artık yanan saçlarına bir de tüm gece gezmelerinin sigara dumanı eklenince kokmaya başlamış artık.

Blendax?

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Mutlu yıllar Deniz Seki


Bugün Deniz Seki'nin doğum günüymüş.

Ona küçük bir hediye aldım. Bir ayna, bir pipet, bir de kullanmadığım kredi kartımı paketledim.

Hangi adrese yollamam gerek?

Akşam Hüsnü bana geliyor klarnete nasıl sağlıklı üflendiğini göstermek için. Ona versem iletir mi acaba?

Hanedan çantacısıyla, saray müdüresi

Onların ki bir başka aşk. Bir başka ilişki. Asalet, aristokrasi, kültür, edebiyat, tarih içeren bir tutku.

Aşkları Birinci Dünya Savaşını atlatsa bile her gay'in arasında olduğu gibi onların da birbirlerine girdikleri dönemler oldu.

Vakt-i zamanında hanedan çantacısıyla, saray müdüresi çok fena kavga ederler. Ve hanedan çantacısı müdüre hanıma çok ama çok kızar. Ve onunla görüşmeyi reddeder. Koca cüssesinden beklenmeyecek bir kırılganlığa sahip müdüre hanım barışmak için yalvarır yakarır ama ketum çantacı asla geri adım atmaz.

Ve bunun üzerine müdüre hanım kendini affetirmek için bambaşka bir yol bulur. Çantacının kim bilir hangi Osmanlı Prensesi'nden hanutladığı Kandilli'deki yalısının üstünden helikopterle gül döker. Tüm eşraf sokaklara dökülür bu gül yağmuru sırasında.

Ancak böyle affeder kaprisli çantacı, zarif müdüre hanımı.

Aramızda bir top var

Her gay'e lisede bir lakap takılmştır mutlaka. Hele zırılsanız bundan kaçmanıza hiç imkan yok. İster Onur Baştürk gibi Ermenek Kız Lisesi'nde okuyun, ister Tombalak tatlıcı gibi Robert Kolej'de.

Ama Tombalak tatlıcı kendisine lisede top denildiğini özene bezene saklıyor.
Onun iddiasına göre kendisine ilk kez askerde top denilmiş.

Madi Clara olarak yalanlıyourz. Çünkü tombalak tatlıcının Rober Kolej'den bir sınıf arkadaşının anlattığı üzere Tombalak Tatlıcı lisedeyken de gayet bilniyormuş ve sınıfta arkadaşlarının pipilerini ellemeye çalışıyormuş.

Strese girmeye gerek yok doktorcum. Her ibne geçti bu yollardan. Hepimiz lisede toptuk, sonsuza kadar da top kalacağız!

Kız kardeşimin yanındayım


Hande Yener, Kemal Doğulu'ya desteğini gay pride'da da esirgememiş.

Kayıp bal kutusu bulundu

Hem kaydettirmeyi hem de bal döküp yalatmayı seven eski mankenimizle ilgili en çok merak edilen şey, bu sansasyonel kaset vakasının ardından nerede olduğuydu.

Değil mi ama? Çocuk sırra kadem bastı. Bir tek kişinin bile nerede olduğuna dair bir fikri yoktu. Tabii ki bunun cevabını da öğrendim.

Bu yakışıklı ve hepimizin arzuladığı olaylı mankenimiz kayıplara karıştığı sırada Tayland'da bir gay genelevinde çalışmaya başlamış. Gayet VIP servisler yapılan bu genelevden de epey para kaldırmış.

Ve müjde. Şu sıralar genelevde çalışarak kazandığı trilyonlarıyla İstanbul'a geri dönmüş. Peteklerinizden balları çıkarın!