29 Mayıs 2009 Cuma

Kısa bir ara

Madi Clara, Anadolu pipilerini teftiş etmek için yollara düşüyor.

Bir süre şehir dışındayım. Bu süreçte domalmaktan fırsat bulursam yine burada görevimin başında olacağım.

Ben yokken birbirinizin kuyusunu iyi kazın, şu grup seks işini artık organize edin, çalınan rujumu bulun ve ayakkabılarımı tamirden alın lütfen.

cheers ! m.c

Sen hiç gördün mü, üç bacaklı bir şöhret?



















Sarp Leventoğlu'nu kim keşfettiyse tebrik ederim. Türk sinemasında ki jön eksiğini kapar mı bilmiyorum ama benim damızlık fantazimi fazlasıyla kapadığını söyleyebilirim.

Bu çocukta herşeyden fazla fazla var. Fazla iri kolları, fazla uzun boyu, fazla kalın ensesi ve fazladan bir bacağı... Evet, Sarp bey üç bacaklıymış.

Aynı şey Kıvanç Tatlıtuğ için de söyleniyor bir de. Ama haksızlık yapmayalım, onunki için bacak tabiri kullanılmadı.

Kariyerine ilk başladığı günlerdeki yakın tanıyanların verdiği bilgiye göre Kıvanç Tatlıtuğ'da da fazladan bir adet bebek kolu varmış.

Arapların Kıvanç Tatlıtuğ'a neden düşkün olduğu şimdi ortaya çıktı.

Bal dök yala

Eski bir mankenimiz var. Bir dönem çok popülerdi ta ki adı bir ünlüyle seks dedikodusuna karışana kadar. Bu seks belgelenip bir de açığa çıkınca aniden kayıplara karıştı.

Ama bu erkek mankenimiz sadece ünlü kadınlarla birlikte olmuyor. Bazen ünsüz erkeklerle de beraber olduğu söylneiyor.

Kadınlarla belgelemeyi seven K., erkeklerle de kendi kıç deliğine bal dökülmesini ve onun yalanmasını seviyormuş.

Bilginize!

Madi Clara medyada

Madi Clara, medyanın çeşitli kademelerinde ilgi çekmeye devam ediyor.
(Ağzı bozuk eşcinseller medyaya da haddini bildirecek).

Odatv.com' bugün verdiği bir haberde, Madi Clara'nın bir post'unu kullandı. Linkine aşağıdan tıklayabilirsiniz.

Ama haberde küçük bir yanlış var. Madi Clara'yı Akşam'da yazarı Yiğit Karaahmet'in yazdığı söyleniyor.

Külliyen yalan. Madilik. İftira.

Açık açık söyleyeyim, ben o taşradan gelip life style yazan lubunya değilim.

http://www.odatv.com/Medya/hurriyet_yazari_aksam_yazarinin_rujunu_caldi-16325.html

Ünlü assolistin kukusunun ebatları

Adını üniversitelere veren bir iş adamı hayattayken, bir dönemin ünlü dansözü ve sonranın assolistiyle işi pişirmek ister.

Fakat assolist işi çok iyi bilmektedir ve naza çekmenin daha da kar getireceğini çok erken yaşlarda fark etmiştir (12?)

Ünlü iş adamı bir gün yurt dışına çıkacaktır ve assolisti arayıp ondan bir şey isteyip istemediğni sorar. 'Hayır' der assolist 'Siz gelin yeter'.

Tabii o yıllar Türkiye'de istediğiniz her şeyi hemen bulamıyorusunuz (Evet dildo siparişleri aylar sonra gelirdi). Dansöz bir şey istemez ama 'Belki bana gelirken o yeni çıkan küçük külotlardan alabilirsiniz' der.

Bir taşra zengini olan yaşlı iş adamı hayatında herhangi bir kadına külot almadığı için 'Nasıl alacağım. Ben anlamam ki' diye üzülür.

Ünlü dansöz avcunu büzüp 'Böyle külodu alın. Eğer avcunuzun içine sığıyorsa, tamamdır'
Görüyorsunuz değil mi?

Kuku bu kadar erotik başka nasıl anlatılır bilemedim? Avuç içi kadar.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Ne demişti?




Samsunspor'da oynarken: Hayatta sadece iki büyük hayalim var. Galatasaray'da oynamak ve Hülya Avşar'la birlikte olmak.



(İkinci resimde küçük Tanju'ya dikkat lütfen!

İnsan gerçekten boşuna Hülya Avşar olmuyor. Neyi, ne zaman, kime vereceğini iyi bilmelisin!

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Her imaj gerçek değildir


Bazen şairlerin, yazarların ego'ları onları çok çok aşıyor. Çok eğlenceli böyle içinde patlamaları görmek ve onları deşmek.

Bir gece bir evde çakma bir yazarla aynı ortama düştük. Yanlış istihbarata göre bu bir partiymiş. Güya.

Biz de parti diye hazırlandık. Sarhoşuz, herkes şık, elimizde içkiler ciyuuuuv diye kapıyı çaldık. Kapı bir açıldı!

İçeride dolmalar, börekler, kısırlarla dolu bir sofra kurulu. Ve rakı gibi bir takım rüküş içkiler var. Ve insanlar sessiz sinema oynamaya hazırlanıyor, gruplara bölünmüşler falan.

Uzaydan gelmiş gibi olduk bir anda. Ve gecenin celebrity'si Küçük İskender. Etrafında da müritleri.

Birbirimizi biraz tanıyalım dedi.

Herkese ne iş yaptığını soruyor (Tanışma anlayışına bakar mısınız? Ben direk aktif misin pasif mi? diye soruyorum)

Bizim anlattık ne yaptığımızı.

Dayanamayıp 'Pardon peki siz ne yapıyorsunuz' dedim. Durdu ve 'Ben şairim. Yazarım. Edebiyat...' gibi bir şeyler söyledi. Sonradan konuşmanın o kısmını kaçırmışım bu birden 'Ben orospuyum. Ben fahişeyim. Ben sokaklarda ruhumu satıyorum' falan diyerek bağırmaya başladı. Ne olduğumu şaşırdım!

Ben gerçekten tanımamıştım halbuki

Kapıyı çarpıp, diğer odaya gitti.
Hımmm, yummy!

26 Mayıs 2009 Salı

İftirayı geri getirme kampanyası Vol:1

Onur Baştürk rujumu çaldı!

Allah kahretsin Onur Baştürk geçen gece Cenk Eren'in evinde çantamdan rujumu çorlamış.

Ben onun şapkasını yemez miyim?

25 Mayıs 2009 Pazartesi

90'lara bir bakış

Eskiden hayatımızda iftira diye bir kavram vardı. Ne kadar zamndır duymuyoruz bu kelimeyi. İftira atılırdı mesela.

İftira atmak harika bir şey değil mi? O yüzden geçmişe duyduğum özleme dayanarak yakın zamanda iftirayı geri getirmeye karar verdim.

Aynı şekilde yitirdiğimiz başka bir kelime de grup seks. Yoksa grup seks'te mi 90'larda kaldı? Artık hiç kimse grup yapmıyor.

Eskiden en azından senede iki kere de olsa bir grup seks teklifi, bir arayış, bir ortam hazırlama, kulüpten üçüncü kaldırma gibi şeyler başımıza gelirdi.

İftirayı geri getirmek gibi yakında grup seksi de tekrar gündeme getirip, hak ettiği ilgiyi görmesini sağlamaya karar verdim.

Yoksa yanılıyor muyum? En son grup seks yapan el kaldırsın lütfen!

24 Mayıs 2009 Pazar

Şok! Şok! Şok!

Bazı heterolar ve gaydar'ını aldırmış eşcinsellerden gelen en abuk sorulardan bir tanesi Megastar'ın gay olup olmadığı yönünde. Bu soruya şöyle yanıt veriyorum 'Hayır gay, değil. O bir genç kız ve sadece hormonları çok çalıştığı için biraz fazla kıllı'.

Bu konuyu merak etmeyi aşalı çok oldu sanıyordum. Hatta biz bir ileri ki aşamaya taşıdık sorularımızın cevabını.

Megastar çoğumuzun tahmin ettiğinin tersine, yatakta aktifmiş. Ve hayatı boyunca da hiç pasif olmamış.

İşte buna gerçekten çok şaşırdım!

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Şoförüne veren popçu kim?

Medyada son günlerde çok manidar bir kampanya yürütülüyor. Oray Eğin'in başlattığı dolaptaki gay'leri açıklama kampanyasının Türkan Saylan'ı olmaya karar verdim.

Ve ilk dolabın kapağını açıyorum.

Çok ünlü bir popçumuz menajerinin özenle ve itinayla yaymaya çalıştığı hetero imajına rağmen, malesef erkekler konusunda kendine dur diremiyormuş.
Gizli heteroluğuna katlanamayan popçumuz, yakışıklı şoförüne veriyormuş.

Bu popçumuz nasıl jet ski'ye binme ve yön bulma konusunda beceriksizse, gay'liğini gizlemek konusunda da o kadar yeteneksiz.

Entourage


Bazen 50'leri çok özlüyorum.

Düşünsenize günümüzde gay'lerin arkadaş olabileceği en şöhretli insan Hande Yener'ken, bir dönemim gay'leri arasında da bu statünün sahibi Belma Simavi'ydi.

Herşeyin nasıl değiştiğine bakar mısınız?

Belma Simavi arkadaşlığını taşımak yaşlı gay'ler için bir gurur abidesi. Belki bu yüzden günümüzde bile Yıldırım Mayruk defilelerinin ilk davetiyesi Belma Simavi'ye gider.

Yani 001 numaralı davetiye kendisi katılsa da katılmasa da de Belma Simavi'nindir.

Şu aralar konuşulan bir başka söylentiye göre de Belma Simavi'nin kuaförü zevk için CD olup İstiklal'de dolaşıyormuş. (Kendisini bana Kraliçe'nin kuaförü diye tanıttılar. Kraliçe derken bahsedilen kişi İngiltere Kraliçesi bu arada. Gay abartısı mı bilmiyorum artık)

Ve özellikle de çok sakilmiş. Herhangi bir şatafat taşımadan, saçı başı paspal, kıyafetleri de aynı şekilde dökülüyormuş.

2 önceki kuşak gay'ler gerçekten çok ilginç malzemeler. (Yaşlılara sardım, deliriyor muyum acaba?)

22 Mayıs 2009 Cuma

Cihangir 19 Mayıs kutlamaları



19 Mayıs kutlamalarının özelliği nedir? Genç askeriye öğrencileri tayt giyerler, kule yaparlar, kızlar pon pon takar.

Yani kıyafet değiştirip, spor yapmak üstüne kuruldur mantığı.

Aynı gece Cihangir semalarında da alternatif ama günün anlam ve önemine uygun bir kutlama gerçekleşmiş.

Şöyle ki: Camiaya yeni düşen genç ve kezban bir gay'imiz de o gece bayram kutlamları için sokaktadır. Vah zavallı yavrucak nereden bilsin o gece başına gelecekleri?

Bu kezban gay'imiz ağır alkolik ablalarına özenip o gece içkinin dozunu fazla kaçırır ama çok mutlu bir şekilde Tek Yön'den çıkar. Yolda kafası kezbandan 1500 trilyon daha yüksek olan alternatif camianın gözde gay'lerinden biriyle karşılaşırlar.

Tanışıp onun evine giderler. Bir süre sonra bu azılı gay, kapıyı kilitleyip kezban yavrucağın üstüne atlar. Genç gay'imiz çok korkar ve bir şekilde anahtarı bulup evden kaçmanın yollarını aramaktadır. Çırılçıplak ve erekte gay'de onun yanındadır. Tam evden çıkmaya hazırlanırken bir bakar alternatif gay2de çırılçıplak peşinden sokğa çıkmak üzere...

Saftirik kezban gay, üstüne bir şey giy falan der.

Azılı gay bu sözü dinler ve içeri gidip üstüne bir gecelik geçirip tekrar sokağa çıkar. Ama hala erektedir ve ereksiyonu bu sefer de gecelikten belli olmaktadır.

Kezban gay gençliğin verdiği enerjiyle koşarak Taksim'in kalabalığına karışır.

Gençlere hayat dersi ise burada bitmez:

Ertesi gün kezban gay'in facebook'unda azılı gay'den gelen şöyle bir mesaj vardır: MSN adresin ne?

Kuşum Aydın güvenlik tesisleri


Her gay'in başından en az bir adet çor (hırsızlık) hikayesi geçmiştir mutlaka.

Hatta artık çorlanan arkadaşlarımıza 'Verdikten sonra mı çor'landın, vermeden mi' diye bile sorulur oldu. Hani madem çorlandı bari en azından vermiş olsun!

Tabi bir de arkadaşların arkadaşları çorlaması var ki bence bu dinlemesi en zevkli gay dedikoduları arasında.

Mesela vakt-i zamanında Kuşum Aydın, ultra lüks evinde çok yakın bir arkadaşıyla yaşıyormuş. Kuşum Aydın o zamanlar Türkiye'nin yeni gay yüzü, çuvallarla para götürüyor eve.

Bu arkadaşı da her gay gibi bir dönem albüm yapma isteğiyle yanıp tutuşuyor. Ve bir süre sonra Aydın'a albüm çalışmalarına başladığını ve şarkı satın aldığını söylüyor.

Ve her ne hikmetse aynı dönemde Aydın'ın evindeki paralardan yüksek miktarlarda eksilmeye başlıyor. Fakat Aydın bunu arkadaşına hiç yormuyor çünkü çok yakınlar.

Ve Aydın yemiyor içmiyor eve bir güvenlik sistemi kuruyor. Ama öyle böyle bir sistem değil. Her yer gizli kamerayla donatılıyor, kapılar otomotik kilitleniyor, pencereler açılmıyor vs.

Ve Aydın ev arkadaşı tarafından çorlanırken kameralara yakalanıyor ve kapılar anında kiltlendiği için evden çıkamıyor.

Sonrası cat fight tabii. Elde kamera kayıtları da olduğu için paralar büyük ihtimalle geri ödeniyor.

Ve tabii ki o albüm çıkmıyor. Bitirilmeden rafa kaldırılan gay albümleri arasında yerini alıyor. Aydın'la da arkadaşının arası bir daha düzelmemek üzere bozuluyor.

Şarkıcı olamayan gay ise o günden sonra bambaşka işler deniyor. Çanta taşıyor, ünlü kulüplerde animasyon yapıyor ve şu anda da ünlü bir markanın, mağaza sorumlusu olarak görevinin başında bulunuyor.

21 Mayıs 2009 Perşembe

A, benim salak okurlarım!


Madi Clara konsept gereği açık bulduğu anda madilik yapmak üzerine kuruldu. Blogun 'geniş fikirli ve 'aşırılığa tahammülü' okurları da buna dahil elbette.

Bazen çok utanıyorum sizlerden.

Yani Cem Gariboğlu anketinin sonucu ne yerim ne de yediririm çıktı. İnanamıyorum yani. Yine sağduyunuz hakim geldi. Keşke aynı hassasiyeti başkasının sevgilsini yerken de gösterseniz. Gerçi keyfiniz bilir, yemezseniz yemeyin. Bize kalır!

Aynı şekilde bazı okurların da aşırı salak olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bir kısmınız şifreleri çözmekte zorlannıyormuşsunuz. Ve daha açık yazmamı istiyormuşsunuz.

daha açık yazayımda haipshanelik mi olayım? Kapatsınlar beni de ortalık size kalsın değil mi?

Yavrucuğum, üstelik siz Türk hapishanelerini Prison Break dizisi gibi mi sandınız? latinlerle dolu bir hapishane olsaydı çoktan gasptan içerdeydim zaten.

Ama bu şartlarda içeri gireyim de Pala Necmi'nin oğlanı mı olayım?

(Ay bir de düşünsenize ben içerdeyken tesadüfen Cem Gariboğlu'da yakalanırmış. Ve aynı anda hapiste olurmuşuz)

O yüzden üzgün monşer, çalıştırın biraz saksıları. Eğer Türk polisi bir şeyi becerip de Cem Gariboğlu'nu yakalarsak ya da Kolombiya'da kuryelikten hapishaneye düşersem o zaman tüm şifreler bir daha kırılmamak üzere kaldırılabilir.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Chat sitelerini sallayan nick

Her gay ne kadar dolapta olsa da eninde sonunda düştüğü bir nokta var ki o da internet siteleri.

Gay sitelerinde chat yapmanın bir takım yazılmayan kuralları da var. Mesela nick name'niz çok önemli. Konuyu, ne aradığınızı ve hatta mümkünse kaç santim aradığınızı kısacık bir nick'te anlatmanız gerekiyor.

Bu konuda Türk gay'lerinden beklenmeyecek ölçüde başarılı örneklere rastladığımı söylemeliyim. Çoğu pasif gay'in nick'i bu anlamda gerçek bir yaratıcılık şaheseri.

Mesela ünlü bir yazarımız (M&M diye kısaltabilirz kendisini. M&M şekerleri kadar pürüzsüz keldir çünkü), tüm yazım yeteneğini kullnarak kendisine bir nick bulmuş ki bu nick name sayesinde tüm Okmeydanı, Gaziosmanpaşa ve Bağcılar bölgesini kaptmış durumda. Bu yazarımız nick bulma konusundaki başarısını keşke kitaplarında da kullansa. Çünkü artık kitapları hiç okunmuyor ve kendisiyle kendisinden başka kimse ilgilenmiyor.

Neyse erkekler için hazırladığı ve tüllerle süslediği divanı konusunda istikrarı gayet iyi.

Ne mi bu çok popüler nick?

Domalan kancık. :)

Koklamak mı? Koklamamak mı?

Oyunculuk dünyanın en tuhaf ve zor mesleklerinden birisi kanımca. Düşünsenize Türkiye'de bir oyuncu olsnaız gelebileceğiniz en üst nokta Nurgül Yeşilçay olmak. Ne acı!

Tabii oyunculuk mesleğindeki bu yoğun hırs ve yükselme isteği bir takım davranış bozukluklarına da rol açıyor.

Mesela MR.CO bir zamanlar bir kaç reklamda oynayan bir çocukla yatmış. Gece uzadıkça uzamış ve sonunda da yatakta uyuyakalmışlar.

Fakat sabaha karşı MR.CO tuhaf bir hisle uyanıvermiş ve bir bakmış ki genç oyuncu adayı o uyurken onun her biri birer küçük erik büyüklüğünde olan taşaklarını kokluyor.

40 yıllık ibneyim ben böyle histeri görmedim. Dondan yeni çıkan penis kokusunu bilirim de, uyku sırasında taşaktan yayılan kokuya pek hakim değilim.

Acaba bu tip bir seks de spesifik olarak bir bölgeyi mi koklamak gerekiyor? En iyi koku nereden yayılıyor dersiniz? Taşaklarla aşk vadisi arasındaki tarafsız bölgedir diye tahmin ediyorum.

Merak etmeyin minnoşlarım! Madi Clara koklayıp size haber verecek

Onur Baştürk de Madi Clara okuru!

Ünlü köşe yazarı, analist, iletişimci-şarkıcı Onur Baştürk'ün de Madi Clara okuru olduğu bugünki yazısıyla açığa çıktı. Eşcinsel hakemle ilgili post'taki Türkiye'nin Milk'i sen olacaksın benzetmemi, bugünkü köşesinde kullanarak takipçim olduğunu göstermiş.

Merak edenler (Eğer yazdığı şeyleri merak eden biri varsa dünyada...) girsin baksın.

Umarım Milk'le ilgili analizimi ciddiye aldığı gibi spermleriyle ilgili yaptığım uyarıyı da ciddiye alır. Yoksa kız başına elinde bir kapla, sperm bankasında boşalmaya çalşırken gayet komik duruma düşecek gibi görünüyor.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Düzeltelim!!!

Ünlü köşe yazarı, analist, iletişimci-şarkıcı Onur Baştürk bugün köşesinden sperm bağışlama olaylarına gönderme yaparak kendi spermlerini bağışlamak için sıraya girdiğini anlatmış.

Dünya tarihine damgasını vuran her olayı geriden takip ettiği için bununla da ilgili kesin bir yanlış algı içinde.
Madi Clara olarak düzeltelim

Nasıl anal seksten hamile kalınmıyorsa, doğaları gereği malesef kadınlar da sperm bağışlayamıyor.

Tanıştırayım: Bu Türk. Bu da gay


Son dönemin en sükseli, en patlamalı, en çok konuşulan trendinin EŞCİNSELLİK olacağına kim inanırdı? Hangi gazeteyi açsak, en az bir ibnenin başından geçen tuhaf hikayeyle karşılaşıyoruz. Bu zamana kadar gay demekle öcü demek arasında bir fark olmadığını düşünen tüm köşe yazarları mutlaka bir gay anektodu aktarmakta.


Yemeketeyiz'in ardından ilk kez evlerinde dolma saran gay'leri keşfeden Türkler şimdi bambaşka gay modellerini yakından görüyor. Ve onu kendilerince yorumluyor.

Onlara biraz yardımcı olalım.

Hayatımıza şimdi de Ali Bulaç diye bir denyo girdi.

Yok efendim Afganistan'da ölümlerden eşciselller sorumluymuş da falan filan. Ayol, ibneler yanlarında osursan korkarlar, senelerdir her aktif gay, askere gitmemek için kadın kılığında, domalmış seks esnasında fotoğraf çektirmek zorunda kalıyor.

Ne adam öldürmesi?
Ne askerliği?

Bu adamcağızın tezlerinin baştan yanlşış olduğunu buradan bile belli. Bence homofobik değil, mutsuz sadece. Hiç seks yapamayan pasif gay saldırganlığı var onda. O kadar çirkin ki nefes alan bir erkek olmasına rağmen ben bile ona bakmam. Yazık!

Diğer bir popüler eşcinselimiz ise hakem Halil İbrahim Dinçdağ. Gözyaşları içinde out olmak zorunda kalan bu hakem için ben gerçekten çok üzülüyorum.

Düşünürseniz eğer eşcinselliğin en güzel yanı futbolcularla yatabilmek. Ve siz öyle bir meslek yapıyorsunuz ki iş çıkışı çıplak ve azgınlığının doruğunda sinirli futbolcularla yatamıyorsunuz. Çünkü hakemsiniz ve kimse size alıcı gözüyle bakamıyor.

Tabii ki delirip mahkemelere de gidersiniz, televizyonlara çıkıp bağırırsınız 'Yandım allah. Yok mu s.ken' diye. Delirmek çok bu normal durumda.

ama ben ibne hakemi çok takidr ettim. En azından dolaptan çıkıp, ekranlarda 'Her gay sadece dolma sarmaz. Biz de top peşinde koşabiliriz' dediği için.

Bravo hakem sana. Türkiye'nin ilk Milk adayı sen olacaksın!

15 Mayıs 2009 Cuma

Birileri New York'ta çok eğlenmiş


Biz New York'tan bir düğün fotoğrafı bekliyorduk ama iki siyah yakışıklıyla çekilmiş bu fotoğraf geldi.

Oben Budak'tan bahsediyorum. Benim ki ne kadar mini etek altı jartiyerse onunki de o kadar takım elbiseli olan bloğunda buldum bu fotoğrafı (obenbudak.com).

New York macerasını tamamlayan, bu kareyi ise hepinizle paylaşmak istiyorum.

New York'ta en kalın kabuklu esmer sandviçi neresi yapıyor acaba?

Parlamenterin oğlu mecburen aktif

Istanbul gay hayatına girmesiyle adından söz ettirmesi aynı hızla gerçekleşen bir çocukla ilgili her şeyi netleştiren bir açıklama duydum geçenlerde. Ve içim çok rahatladı.

O ülke senin bu ülke benim durmaksızın gezen ve partileyen bu genç gay'imiz gerçekten ilginç bir sima. Ve onu çok takdir ediyorum. Çünkü babasının ünlü bir parlamenter olmasına rağmen kendisi hiç bir şeyden geri kalmıyor, kesinlikle kendini dolaba kilitlememiş, canının istediği gibi geziyor, yaşıyor... Ama...

Ama nedense canının istediği gibi sevişemiyormuş. Çünkü bu çocukla ilgili kafamızı kurcalayan en önemli şey onun aktif ve her yerde de bunu beyan etmesi. Bunu klasik bir gay romeo yalanı olarak düşünmüştüm.

Ama malesef doğruymuş. Çünkü bu tatlı gay kıçındaki bir çatlak yüzünden pasif olamıyormuş ve mecburen aktif olarak hayatına devam ediyormuş.

Madi Clara olarak kendisine geçmiş olsun diliyoruz!

14 Mayıs 2009 Perşembe

Büyük çarpışma

Merkür'ün seviyesi geriledikçe şehirde de çeşitli kıpırtılar oluşmakta.
İstanbul'da son dönemde gender trouble yaşayıp, bambaşka şeylerin peşinde koşma aruzusu çok moda.

Transeksüeller lezbiyenlerle, efemine gay'ler dyke'larla, biseksüeller diğer biseksüellerle, straight erkekler straight kadınlarla her tür tuhaf deneyim birbirine karışmış durumda.

Mesela erkeksi ötesi bir lezbiyen bir gazetecinin, erkek arkadaşından yeni ayrılan genç bir gay'le yattığını duydum. Daha bunun şaşkınlığını üstümden atmadan bu ikilinin sado mazo seks denediklerini öğrendim. Fakat bu S&M seksin ilerleyen saatlerinde yara bandına ihtiyaç duyulması, içeride neler olduğunu iyice merak ettiriyor.

Odamda oturup duvarlara bakarak sıkıntıdan meme uçlarımı tırnakladığım bu dönemde şehir hayatının bu kadar renklenmesi çok canımı sıktı. Ve hemen uzun zamandır gözümün üstünde olduğu straight kafe sahibinin yanına kendimi attım.

Sevgilisinden ayrılmış ve hayatını değiştirmek sitiyormuş. Evini değiştirmiş. Tatile çıkmış. Sürekli takılıyormuş... Ben de ona tamamen köklü bir değişiklik yapıp erkeklerle yatmasını söyledim.

Şu an canım istemiyor ama neden olmasın dedi, pantalonunu avuçlayarak.

O yüzden Merkür'ün bu gerilemesini olumlu yana kullanın ve aklınızda kalan herkese bir şeyler teklif edin.

İstanbul eğleniyor. Geri kalmamak lazım.

12 Mayıs 2009 Salı

Ve AP (yani kötülük) kazandı


Madi Clara'nın ilk anketi dün sonuçlandı. 236 kişinin oy kullandığı anket beni bile çok şaşırtan gerçek bir çekişmeye sahne oldu.


Ve Ali Poyrazoğlu (AP), oyların yüzde 44'ünü alarak 'yaşam boyu başarılı kadın oyuncu' olmaya hak kazandı. Aslında baktığınızda pek de şaşırmadım.

Çünkü AP, Afife Jale ödüllerinden, domates güzeline kadar aday olduğu her dalda kazanmak istediğinden muhtemelen Madi Clara için de gençlerden oluşan bir kalabalığı örgütleyip kulis yaparak kendisine oy yağdırdı.

Tabii bu oylamalar esansında kendimi tutamayıp, sonuçlara müdahale etmeyi çok istedim. Fakat blogger bu isteğimi engelledi. Anket sırasında sonuçlarla oynayamıyormuşum.

Beni bu anket çalışmalrı sırasında şaşırtan bir diğer şey ise Haldun Dormen'in gay'ler arasındaki önlenemeyen yükselişi oldu. Gözlemlediğim kadarıyla naif gay'lerin çoğu oyları Dormenella'ya verdiler. Ve kazanması için epey kulis yaptılar.

Ama Halil ve Haldun birbirlerini yedikleri için AP aradan sıyrılıp ipi göğüsledi.

madi Clara AP'yi tebrik eder.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Hissediyorum erkek olacak



Deniz Akkaya, televizyoncu ve zengin sevgilisi Efe Önbilgin'den 'saklı döllenme' yöntemiyle hamile kaldı. Son günlerin en büyük magazin bombası bu.


Hatta Dakkaya daha sonra da 1,5 aylık bebeklerin cinsiyetini hissettiğini söyleyerek 'erkek olacak' dedi.

Ama Dakkaya'ya kötü bir haberim var.

Çünkü ben de Efe Önbilgin'den hamileyim.

?



Katil olabilir. Tam dayaklık bir çocuk da olabilir. Caninin önde gideni de olabilir. Suçluysa yakalanıp, cezasını çeksin elbette.

Ama hadi itiraf edelim;

Tutmaz mı?

Kutluğ Osmanzade


Kutluğ Ataman, Türk sinemasının Lola'sı. Bazen yeri geldiğinde Billy the Kid'i de olabiliyor. Bu kısmına ben karışmam. Özel hayatı!

Ataman'la ilgili sinemasal hayatının dışında pek bilinmeyen bir özelliği de harika yemekler yapması. Ataman'ın mutfağı, a la luna tadında, damaklarda tıpkı Gülriz'inkiler gibi iz bırakıyor.

Üstelik Ataman'ın mutfağını dünyanın her yerindeki konukları da çok beğeniyor. Ayrıca Ataman yemeklerini çeşitli görsel şovlarla da birleştirerek konuklarını iyice cezbediyor.

Ataman Barselona'daki evinde çeşitli sinemacılara, festival yetkililerine bir yemek vermek ister. Ataman'ın Barselona'daki evi eski bir binadır ve mutfağında orjinal taş bir fırın vardır. Ataman bu fırında konukları için bütün bir yaban domuzu pişirir.

Dişleriyle birlikte masaya gelen nar gibi kızarmış yaban domuzu, görselliğiyle konukları şok eder.

Esas şok eden şey ise Ataman'ın İspanyol konuklarına, Türk kimliğine vurgu yapmak için giydiği kıyafettir. Yerlere kadar bir kaftan ve de sarık giymiştir. Ve konuklarını 'Merhaba, ben Sultan Ahmet' diye karşılar.

Kahkahalar eşliğinde harika bri akşam yemeği yenilir.

10 Mayıs 2009 Pazar

Annelere malum olur!

Annem geçen sefer ki ziyaretinde, bana iki tane don almış. Şimdi fark ettim.

Donlardan biri slip, arkasında bir kalp içinde 'for my darling only' yazıyor.

Diğeri de bacakları saran kırmızı bir boxer. Ve markası da Tutku.

Sizce annem gay olduğumu anlıyor mu?

9 Mayıs 2009 Cumartesi

It's another baby blue!

En spesifik özelliklerinden biri iddialı çıkışlara sahip olmak olan gayler dün yine gayet iddialı bir açılış için bir aradaydı. Daha önce de bahsetmiştim bir adet peygamber sünnetli personele sahip olan yeni gay kulüp X-Large.

İtiraf etmeliyim ki bu iddianın altı gayet güzel doldurulmuştu.

İlk etkilendiğim kulüp Berlin'deki Watergate mesela. Nehrin kenarında, üstünüzden metro geçerken Alman tekno eşiliğinde oral seks yapabilmek harika bir şey. Sonrası da olmadı pek.

Bir de X large'dan çok etkilendim bu anlamda. Çünkü gerçekten hiç bir dekorasyon kabiliyeti, bir mekanı bu kadar kısa bir süre içinde İstanbul'un ortasına Romanya'da bir düğün salon konseptlei bir yer açamaz. Bir başka gay klasiği olan kırmızı halılarla karşılanıp, diğer bir gay klasiği olan takım elbiseli korumaların arasından içeri giriyorusunuz. Son dönemin trendi 90'lara şahane bir vurgu.

Xlarge'ın sahnesi ve sahnenin de en arkasında (görebildiğim kadarıyla) Dj kabini vardı. Müzik his olarak Irak'tan geldiği için, iyi mi kötü mü ben anlamadım.

Sahnesi de ayak fetişisti gayler için eksrta yükseltilmiş.

Böylece dans pisti gerçek bir çukur kıvamında. En sevdiğim konsept: derin bir çukur üstüste yüzlerce kısa boylu, trend çabalı ve koca arayan gay.

Harikaydı!

Son derece ilginç ve izlemeye değer bir yer olmuş bence X Large.

Oyiş dobra dobra konuşmaya geldim...


Her gecenin sabahı olduğu gibi katıksız kötülüğün karşısında da mutlaka o kadar şiddetli bir iylik olmak zorunda. Ve bu yüzden ilk resmi düşmanlarımı büyük bir hayranlıkla size açıklamak isterim: gazeteci Ayşe Özyılmazel ve annesi biyonik kadın Oya Germen.

Bu cumartesi günü Sabah haftasonu eklerinde anneler günü vesilesiyle, kızın annesiyle yaptığı bir röportaj çıktı. İtiraf etmem gerekirse elektrikçi ve arkadaşıyla gerçekleştirdiğim double penetration'dan sonra hayatta aldığım en büyük ikinci zevk oldu.

Yalnız sevgi kazanacak sloganıyla yayınlanan bu röportaj gerçekten muazzam. Gönlüm hepsini okumanızdan yana ama dayanamayıp erken boşlarak şu bölümü alıntılamadan duramam

*****
- Peki Oyiş, sence bizim ilişkimiz nasıl? Lütfen objektif değerlendir.
- Dünyanın en şanslı annelerinden biriyim.

- "Ana gibi yar olmaz," diye boşuna dememişler...
- Sence nasıl bizim ilişkimiz?

- Bir kere aşk yaşadığımız kesin, kabul et. Sen bensiz, ben sensiz olamayız. Sen bana çok düşkünsün, nazım da geçer, sazım da. Ne yaparsam sevgi garanti. Arada takışırız, anlaşamayız aah ah gerçek aşk böyle herhalde...
- Hah aynen öyle.

- Ben neleri yapabilirim, neleri yapamam sence?
- Sen istedikten sonra her şeyi yaparsın Ayşe. Çünkü sende çok enteresan bir şey var, insanları mıknatıs gibi kendine çekebiliyorsun. Buna şirinlik mi desem tatlılık mı desem...

- De, de... Devam et.

****

Muazzam. Enfes. Hayatımda bu kadar hastalıklı başka bir şey gördüğümü sanmıyorum ben.

Bir de her şeyi anladım da neden röportaj fotoğraflarında ikisinin de ayakları çıplak?



http://www.sabah.com.tr/Cumartesi/2009/05/09/oya_germen_ele_avuca_sigmiyorsun_be_kizim

8 Mayıs 2009 Cuma

Reha Muhtar'ın aslında kaç cocuğu var?



Vücut orantısıyla full ekranı doldurma kapasitesine sahip televizyoncumuz Reha Muhtar geçtiğimiz günlerde tiyatrocu sevgilisi Deniz Uğur'dan ikiz sahibi oldu.

Böylece Reha Muhtar kürt aşiretleri gibi çok çocuklu aile babaları kulvarına girdi.

Çünkü saydığımızda;

Nilüfer'in kızı Ayşe Nazlı Reha Muhtar'a baba diyor, Deniz Uğur'un ilk kocasından bir oğlu var. Etti iki. İkizler de geldi sayı dörtledi. Aynı zamanda Reha Muhtar asistanı olan Ayşe Özyılmazel'in annesi Oya Germen'le de çok yakın arkadaşlar.

Ayşe Özyılmazel ve ablasını da bir nevi babaları gibi seviyor. Etti mi sayı size 6.
Ne diyelim Reha Bey. Sizde ki tohumları bu yaz Çukurova'ya atsak tahıl rekoru kırarız vallahi.

Nereden nereye...


Akşam kocama ne pişirsem acaba'dan



Bir elimde cımbız bir elimde ayna. Umurumda mı dünya'ya

Bi daha ıspanak yiyemem


Geçenelerde House Cafe'lerin birinin uzun masasında, gayet ölü bir saatte oturuyordum.

Bulunduğum House Cafe'de merkezi olanlardan biri değil, hiçliğin ortasında yer alanlardan.

Ve tam karşımda yaşlı bir adam oturuyor. Adam o kadar yaşlı ki pipisini muhtemelen en son İkinci Cihan Harbi sırasında kullanmıştır.

Böyle kardeş kardeş oturup, sıfır sohbet ederken adamın yemeği geldi. Diyet listesinden sote ıspanak istemişti.

Ve yemeği gelince adam takma dişlerini çıkarıp, tabağının yanına koydu. Ve ıspanakları dişsiz ağzıyla yemeye başladı. Dişleri de yanda bana doğru duruyor.

Birden adam çok ilginç biri haline geldi benim için. Garsonla işi pişrip adamın kim olduğunu sordum.

Yahudiymiş. Her geldiğinde sote ıspanak yiyormuş. Ve her seferinde küçük bir karton bardakla kalkıp bedava su alıyormuş.

Ve evet, dişlerini her zaman çıkarıp tabağın kenarına koyuyormuş.

Vurun kahpeye!


S&M (sado-mazo) sekse hep önyargıyla yaklaştım. Çünkü uzun süre S&M deyince ben, Small ve Medium penisli erkeklerle yatılıyor sanıyordum. O yüzden kafadan bu türü eledim uzun bir süre.

Halbuki bu seksin adı XL&XXL olmuş olsaydı emin olun adını öğrendiğim ilk gün kendimi şaplaklatmıştım.

Benim S&M'le ilgili bir takım sorularım ve sorunlarım var.

Beni biraz geriyor açıkçası. Çünkü sonunu bilmiyorum bu işin. Ya S olan delirip de M'ye daha fazla acı çektirmek için anal seks yapmazsa? Benim için en acı verici şey bir seksin sonunda onun analla noktalanmaması. Yemin ederim atarım kendimi camdan.

Ya ben S olursam ne olacak. Adamı önce dövücem sonra da vericem mi?

Bu gibi sorular kafamı kurcamalasa, çok yoğun şekilde S&M sinyalleri aldığım ünlü gazeteciyi yoklayacağım ama daha ben de durumlar pek net değil.

Üff fantezi yapmak ne zor iş. Gözüzü sevdiğimin casual seksi...
Nerelerdesin? Hangi kapı arkasındasın?

7 Mayıs 2009 Perşembe

Dün Madi Clara hit rekor kırdı. En son bir gang bang'de bu kadar çok patlamayı aynı anda görmüştüm.

Ve dünyayı kötülüğün yönetmesi için başlattığım çalışmalar yerini buldu. Her köşeden dedikodu ve madilik yağıyor.

O yüzden bugün biraz eldeki malları yoklamak için dinlenmeye çekiliyorum. Ama hiç bir yere ayrılmayın. Yarından itibaren S&M köşe yazarlarından, anket tartışmalarına kadar bir çok kötülük sizi bekliyor olacak.

Öperler. M.C.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Aybaşı gay'leri.

Bazı gay'ler arasında son günlerde öyle bir trend var ki duyduğumda bana bile biraz fazla geldi. Çok fazla değil. Birazcık sadece.

Bir takım gay her ay regl oluyormuş gibi takvim tutuyorlarmış kendilerine. Her ayın o günü ped takıp, dışarı çıkıyorlarmış. Ve belli aralıklarla gidip pedlerini değiştiriyorlarmış bir takım yerlerde.

Ben bunu hem deliliklerine veriyorum. Hem de biraz madiliklerine bahane bulmak için yaptıklarını düşünüyorum.

-Bugün çok sinirliyim abla! Valla bir ateş var üstümde, kime saldıracağımı bilmiyorum. Ayyyyyyh.
-Ne oldu hayırdır?
-Ay sorma abla. Halam geldi. O yüzden.

Bu tuvaletten kötü kokular geliyor

Homo ofisim Sugar Cafe'de bu aralar büyük bir sıkıntı var.

Geçenlerde B. büyük bir öfkeyle, üst kattan aşağıya indi ve 'Yine alınmış. İnanamıyorum' dedi. Tuvaletteki koku giderici tekrar çalınmış. Tekrar diyorum çünkü koku gidericinin bu dördüncü gidişiymiş.

Yani tam 4 kere birisi ya da birbirinden bağımsız 4 ibne çıkıp koku gidericiyi çalmışlar.

Bir insan neden koku gidericiyi çalar, bunu sorgulamıyorum. Çünkü gay'lerle ilgili hiç bir abukluğu sorgulamamaya çok uzun zaman önce karar verdim.

Tek merak ettiğim şey o koku gidericileri çaktırmadan nasıl tuvaletten çıkarabiliyorlar? Gay'ler regl olmadığı için genelde tuvalete çantayla girmiyorlar. Yani ancak bir yerlerine sokup çıkarabilerler dışarı.

Bir koku gidericinin boyu yaklaşık 23 cm., kalınlığı da 4 cm.

Kim bu faraş? Oldu olacak tuvalet fırçasını da çıkarsın dışarı.

Bir de bilindiği üzere bu koku gidericiler zaman ayarlı. Yani 30 saniyede bir parfüm sıkıyor.

Bu aralar kıçından 30 saniyede bir kavun kokusu gelen bir gay görürseniz lütfen Sugar Cafe yetkililerine haber verin.
O gay emin olun cezalandırılmayacak.

Sadece bu ergonomik başarıyı merak edip, sorguluyoruz.

5 Mayıs 2009 Salı

Domalan, mantarını arıyor


Hürriyet'te bir haber gördüm 'Afrodizyak etkili domalan mantarı aranıyor' diye. Heyecandan kör olduğum için haberi yanlış anlamışım. Hemen sorunuma çözüm bulundu zannettim.

Çünkü aylardır domalıyorum, bir mantar bulamadım şekerim.

Meğerse Konyalı köylüler kilosunu 30 TL'ye sattıkları domalan mantarını arıyorlarmış.

Ben o köylülerden 'iri başlı mantarları' olana 30 TL vermeye hazırım.

Yeter ki bu 'domalan' ağız tadıyla bir mantar yesin artık.

Nisan yağmurları geldi geçti, hasatsız kaldık.

Ey nasırlı ellerine, kısa bodur parmaklarına, çalışmaktan kaslaşmış kollarına hayran olduğum milletin efendileri. Ne varsa siz de var. Gelin de canlandırın şu kurak tarlayı!


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11548921.asp

Cem Yılmaz havluları nereye asıyor?


Duş aldıktan sonra en sevdiğim şey, havluya hemen sarılıp dışarı çıkmak. Bu büyük bir sorun çünkü her zaman havluyu asacak yer bulamıyorum ve çıplak olarak bir iki adım atmam gerekiyor.

Ama bazı insanlar var ki doğuştan birer havlu askısına sahipler. Mesela Cem Yılmaz.

Jemmm Bey'in penisi o kadar büyükmüş ki, havlu astığında üstünde durabiliyormuş.

Bunu bana anlatan arkadaşım kendisi özellikle bu örneği verdiği için ben de başka bir şeyle kıyaslamıyorum.

Denenmiş belli ki. Havlu durmış orda.

Bunu duyduktan sonra hemen kendime doğuştan tutacaklı bir sevgili aramaya giriştim. El bezi asacakları buldum kesmedi. İlle de havlu, ille de havlu...

Sonunda tanrı karşıma Pizza Boy'u çıkardı. Artık duştan sonra bornozlarımı Pizza Boy'a asabiliyorum.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

İçin şarabı öpün Arabı (Anında madilik!!)


Haftalardır Türk gay dünyası için hummalı bir çalışma yürütülüyor. Eski El Hamra sinemasına X-Large isimli devasa bir kulüp açılıyor.

Gördüğüm ve casusca dinlediğim kadarıyla gayet iddialılar. Göreceğiz!

Fakat kulüp daha açılmadan içeriden bilgileri sizinle anınd paylaşabilirim.

Bir kere çalışacak personel çok yardımsever. Homo ofisim Sugar cafe'de otururken, çalışanlardan biri yaşlılar yaşlısı bir Fransız turiste gayet yardımsever bir şekilde 'herhangi bir şey için yardıma ihtiyacı olup olmadığını' sordu. Sonra da muhteşem İngilzicesiyle ona saunaları tarif etti.

Bu kulüp çaresiz kalan gay'lere yardımcı olabileceklerinin ilk sinyallerini daha açılmadan verdiği için, fazlasıyla takdirimi kazandı.

Üstelik bu kulüple ilgili merakınızı kaşıyacak başka bir tüyo daha vereyim; çalışanlarla yaptığım kısa sohbet sonucunda içlerinden birinin Arap kökenli olduğunu öğrendim.

Ve kendisi doğuştan sünnetliymiş!

Bakalım kulübün havalı çalışanları arasında bu ismi ilk hangi fagggggg fark edecek.

Madi Clara online olarak gelişmeleri bildirecek.

Moda dünyasını birleştiren aşk

Modacılar her ne kadar birbirlerinin kuyusunu kazmak konusunda uzman olsalar da çok ender zamanlarda birbirlerini destekledikleri de olur.

Türk patentli dünyaca ünlü iki modacı var. Biri artık iyice elini eteğini çekti piyasadan. Minder yapıp sattığı bir dükkanı ve bu dükkanın başına oturttuğu bir de sevgilisi Ellerinde yaptıkları minderleri dogystyle da kalça kaldıracı olarak kullanıyorlar muhtemelen.

Fakat bizim mevzumuz diğer modacı. Kendisine Mr. Şellale diyelim.

Mr. Şellale iş hayatında ne kadar başarılıysa aşk hayatında da bir o kadar mutsuzlukla dolu. Bir türlü istediği erkeği bulamadı.

Fakat günün birinde Mr. Şellale Türkiye ziyaretleri sırasında Mango'nun stilistlerinden biriyle tanıştı. Ve ikili büyük bir aşka yelken açtı.

Fakat ikili iş ilişkileri konusunda gayet profesyonal davranmışlar belli ki. Birbilerinin yaratıcılık sürecine pek müdahale etmemişler.

Nasıl Karl Lagerfeld Topshop için tasarımlar yaptıysa, Belki Mr. Şellale'nin uzay tasarımı kayafetlerini ileriki bir sezonda Mango etiketli görebiliriz.

Tüm orta sınıf Türk kadınlarının salonlarında bir adet giyilebilir sehpa olması fena mı olur?

1 Mayıs 2009 Cuma

İşçi bayramını kutluyoruz


Bugün 1 Mayıs. İşçilerin bayramı.

Bugün evimi, mutfağımı, yatağımı tüm esnafa açtığım gün. Senede sadece bir gün onların bayramı ve ben bugün tüm ego'mu geriye çekerek bayramlarını gönül rahatlıklarıyla kutlamaları için elimden geleni yapıyorum.

Tüm bir yıl boyunca çalışan sınıftan geçinen ben, bugün onlara kendimi adıyorum.

Bugün işçiler öpüşmemekte serbestler. Bugün çirkin arkadaşlarını yanlarında getirebilirler. Bugün seviştikten sonra duş alabilirler. Bugün erken boşalan işçiler mazur görülebilir.

İşçi bayramın kutlu olsun elektrikçi!
İşçi bayramın kutlu olsun manavın çırağı!
İşçi bayramın kutlu olsun tezgahtar!
İşçi bayramın kutlu olsun sosyete jigolosu!
İşçi bayramın kutlu olsun karşı inşaattaki usta!

Taksim meydanında, sokaklarda, yataklarda... Her yerde çığlık çığlığa kutayalım 1 Mayıs'ı...

Modacıların Changa düşkünlüğü


Changa İstanbul'un en ünlü restaurantlarından biri. Hem Sıraselviler'de açılan ilk yerleri, hem de Atlı Köşk'ün bahçesine açtıkları ikinci adresleri hep göz önünde.

Türkiye'nin iki ünlü modacısı da Changa'nın müdavimleri arasında. Ama onların ilgisi sadece yemeklere değil.

Modacılardan biri muhafazakar eşcinsel. Diğeri de temiz yüzlü, çakma Cavalli.

İki farklı kulvardan modacı Changa'yı ilgiyle takip ediyor çünkü bir zamanlar Sırselviler'deki Changa'nın kapısında duran yakışıklı bir çocuğa gönül koymuşlar.

Ve kesenin ağzını açmaktan da hiç gocunmamışlar.

Hatta çakma Cavalli'nin Ritz Carlton'da çocuk için bir zamanlar daimi bir oda tuttuğu da söyleniyor. Resident müşterisi olmuş yani genç yakışıklının.

Ne diyelim. Hem Changa'nın yemekleri için hem de ağzılarının tadını bildikleri için..

Afiyet olsun abla!