29 Nisan 2009 Çarşamba

S. ve kıçına giren başka bir nesne


Daha önce de bahsettiğim ünlü popçu S.'le bir kere karşılaştık. Sineğin bile gay olup oılmadığını anlayabilen gaydarım nedense S.'de pek işlemedi.

Tanışmadan önce gay olduğuna emin olduğum S. ile ayırlırken hetero olduğuna dair bir tuhaf inanç içindeydim.

Ve bu tezimi dansçılar, tele kızlar ve full force motorlarla dolu bir ortam da paylaştım. Tabii ki herkes bana güldü.

Çünkü o an yanımızda olan dansçılardan biri S.'in de ekibindeymiş. Ve bana S.'le geçirdiği bir gecesini anlattı.

Ankaralı gay şarkıcıya yalvaran S., dansçı kıza da o gece için yalvarmış. Tabii ki başka bir şey için. Herkes çok eğleniyormuş ve kızcağız da S.'i kıramamış.

S. odaya geç.miş kız da eline bir soda şişesi alarak arkasından odaya girmiş.

Gerisini tahmin ediyorsunuz herhalde....

Tahmin etmeyip merak ettiklerimiz ise:

* Acaba soda şişesi litrelik miydi?

* S. kıçıyla soda şişesi kapağı açabiliyor mu?

* S.'i, ne zaman hastanede kıçında bir şey kalmışken göreceğiz?

27 Nisan 2009 Pazartesi

Best Model jürisi artık daha tarafsız


Türkiye'de işler şöyle yürür: Yeni bir yakışıklı ve genç çocuk çıkar piyasaya. Tüm zengin gay'lerin hepsini o sene elden geçirir, sonra sıra üst-orta seviyedeki gay'lere gelince o çocuğun yüzü eskimiş olur.

Ve hemen yeni bir Best model yarışması düzenlenip, piyasaya yeni yüzler kazandırılır.

Bu yeni yüzlerin seçimi konusunda ise hep kişisel beğenilerin ön planda olduğuna dair yaygın bir söylenti vardır.

Ama lütfen bu dedikoduları yapmayın ve inanmayın. Best model jürisi artık çok daha tarafsız olacak.

Çünkü Best Model'in yaratıcısı yaş haddinden dolayı artık tiyatrosunu kapatmış. Eskiden hafta içi matine suare, hafta sonları ise çift suare çalışan 'tiyatro' artık kapısına kilit vurdu.

Sadece çok özel zamanlarda orkestradan sadece nefesli çalgılar bölümü hizmette...

Şimdi yanıp tutuşup bu senenin jürisine girmeye çalışıyorum.

Malum bizim tiyarto haftada üç temsil yapıyor, yazları da Anadolu turnesinde....

Ankara'nın gay şarkıcısı, S'ye hayır diyemedi

Varoşların Ricky Martin'i S. diye bir popçumuz var. Alaturkayı eğip, büküp hitler yaratmasıyla meşhur.

Aynı şekilde ünlü olduğu diğer bir kulvar ise gay'liğini özene bezene saklayı, sürekli kulüplerden bir ordu dolusu kızla çıkması.

Ama her gay de olduğu gibi şan şöhret hikaye, iş sekse gelince içimizdeki canavar hemen ortaya çıkıyor.

S. azınca fena azıyormuş. Ankara gece hayatını elinde tutan şarkıcıyla bir keresinde Antalya'da aynı otelde kalıyorlamış. Mart kedisi kıvamında ki S. sabah saat 8'de Ankara'lı şarkıcıya neredeyse yalvarmış.

Buna karşı koyamayan Ankara'lı ise S.'in odasına gitmiş.
Fakat iki kadın bir yatakta ne yapacaklar? Ankaralı pek dindirememmiş S'in ateşini.


Ankara'lı şarkıcı şimdi İstanbul'a taşınmaya karar verdi.

Hadi bakalaım S., yine iyisin! Bu kış da yırttın. Yaramazlık yaparsan parmak hazır....

Ünlü şovmenin yatak sırları

Yaşlandıkça ailemizin şovmeninden çok ailemizin otistik oğluna dönen beyefendiyle ilgili bir doz atımı madilik veriyorum size.

Bu dedikodu da çok eskilerden gelmişti kulağıma, ta sempatik şovmenimizin model bir kızcağızla beraber olduğu günlerden. Zaten sonra ne olduysa oldu bu beyefendinin yanında kayda değer başka bir isim göremedik.

Şöyle ki bu beyefendinin seks sırasında yapmayı en sevdiği fantazi partenerinin o alttayken üstüne 'afedersiniz' hacetini gidermesiymiş. Yalnız 'golden shower' gelmesin aklınıza, o bunun yanında zemzem suyuyla duş almak gibi kalır.


Ben bu dedikoduyla ilgili esas bu hadisenin sonrasını merak ediyorum.

İş bittikten sonra tuvalet kağıdı kullanıldı mı?
Kullanıldıysa kim kullandı? Şovmen mi sildi? Yapan mı?

Hani bu tipler hep çocuklarımıza örnek olma geyiğinden bahsederler ya, eller yıkandı mı peki sonra bakiiiiim? Ha?

24 Nisan 2009 Cuma

Son dakika! Alaçatı'lı pompacının fotoğrafı ilk kez Madi Clara'da


Alaçatı'nın en iyi iki erkeğinden biri olan pompacının fotoğrafını tüm gün uğraşıp didinip, hatta spor salonlarında ağırlık kaldırırmış gibi yaparak çekmeyi başardım.

Gördüğünüz yerde üstüne atlamayın diye yüzünü kesip yayınlıyorum.
Ne demişler: Gay'ini sağlam kazığa oturt...

Nihat sırrını açtı




Aşağıdaki linkten okuduğum habere göre milli maçomuz Nihat Doğan saunaya çıplak girdiği için Hillside oteldekiler tarafında uyarılmış. Hatta müşterilerden de epey azar işitmiş.

İşte gaylerle heteroları ayıran temel farklardan biri bu. Malesef heterolar, eğlenmeyi bilmiyor. Bir insan Seda Sayan olmadıktan sonra Nihat Doğan'ın pipisini kaç kere görebilir? Adam açmış gelmiş işte, tadını çıkarsanıza.

Sen bakma onlara Nihatcığım. Çukurcuma Hamamı'na da bekleriz.
Sen saunaya çıplak gir, ben söz sabunu yere düşüreceğim.

http://www.ensonhaber.com/magazin/199968/nihat-dogan-saunaya-ciplak-giriyor.html

O an .... demişti



'Eşim Sibel can, iki çocuk annesi namuslu bir kadındır'

GB. sevişirken ne dinlemiyor?


<
212'nin Muhteşem komedyeni GB., o kadar beyazdır ki sevişemez bile.
Üstelik pantolonunun ceplerini çıkarıp pembe fil yapan pamuk beyazı eşiyle herhangi birinin sevişebilmesi ise zaten imkansız gibi.

özel ve milli günlerde sevişmeye karar verdiklerinde ise emin olun GB. asla Duman grubunu dinlemiyor. Çünkü kendisi eskiden Duman'ın gitaristi Batuhan ile sevgiliydi.

Yoksa siz ikisinin önceden sevgili olduğunu bilmiyor muydunuz?

Ayyy. Ağzımdan kaçtı. Çok fena madilik oldu!

Alaçatı'nın iki erkeği (Anında madilik)

İstanbul bahar geldi mi gelmedi mi tartışa dursun Alaçatı semaları şu anda pek şenlikli. Sonradan görme bankacı, broker ve çakma yuppie'ler henüz Alaçatı'yı doldurmadan, biz kısa bir -ara- için soluğu burada aldık.

Alaçatı bu yaz iki erkeği konuşacak kızlar. Biri 'benzin baronunun oğlu'. Kendisi şu an Alaçatı semalarında üstü açık jipiyle, süratle ilerliyor. Her geçişinde Alaçatı'daki kızların hepsi anında alttan sulanıyor. Ben de dahil.

Diğeri de bizim Haşmet'in üvey oğlu. Annesinin otelinde üstü çıplak bir şekilde çimleri suluyor. Çıplak ayak. Kısa şortla. Kır evi'nin Adonis'i.

Biri matkap, biri taze. Biri kabarmış diğeri erik kokulu. Biri otelci. Biri pompacı.

Bakalım bu yaz bizim depoyu kim dolduracak?

23 Nisan 2009 Perşembe

Nereden nereye

12 Eylül döneminde sahneye çıkması yasaklanıp, askerler arasında sürgüne götürülürken...



Jüri üyesi olduğu Türk televizyonlarının en çok izlenen yarışmalarından birinde bulduğu genç ve yakısklı kocasıyla birlikte şarkı söylerken, kasığına batan broşu yüzünden sedyeyle hastaneye götürülürken...

Savulun ..... geliyor

Türk sinemasının ünlü errrrkek jönleri, 'kodu mu oturtan' bıyıklı efsanesini de yıkmak gerek. Hanımlar çok üzgünüm ki artık o bıyıkları memelerinize sürtme fantezinizden vaz geçmeniz gerekiyor.
Bu dedikodu yine sokaktaki adamdan geldi. Henüz çok kezban bir gay'ken duymuştum.

Şöyle ki Türk sinemasının efsane jönü, aslında gizli bir oğlancıymış. Kendisi Türk erkekliğinin simgesi olduğu için çok özel çaçalarla çalışıyor muhtemelen. Neyse bu jön bulduğu çocukları evine davet ediyormuş, sonra da tüm gece boyunca halvet oluyorlarmış.

Buraya kadar gayet normal olan şey sabah bir anda tersine dönüyormuş.

Gece gayet altta mutluluk çığlıkları atan jön sabah kendi koyduğu erkeklik kuralları altında ezilip 'Sen nasıl beni sikersin ulan?' diye, evdeki çocuğu bir güzel dövüyormuş. Sonra da parasını verip yolluyormuş.

Bu selvi boylu jönü artık hiç kimse ciddiye almıyor. Çişini bile tutamayan yaşlı bir oyuncu olarak hafızalarda kaldı.

Yazık yani. Değer mi bu kadar dolapta kalmaya?

21 Nisan 2009 Salı

Volkan efsanesi sona eriyor


Fenerbahçe'nin kalecisi Volkan gaydarıma takılan isimler arasındaydı. Ama artık onu acil durumlarda ilk düşünülecekler arasından, sadece çaresiz kalınca arananlar arasına attım.
Çünkü Galatasaray-Fenerbahçe derbisi sırasında çekilen bu fotoğrafı efsaneyi çökertmeye yetti. Volkan kaşıyor ama neyi kaşıyor?
Yok orda bişi. O ne be?

20 Nisan 2009 Pazartesi

Kars kaz şenlikleri (Anında madilik!)


Az önce elektrikçi sevgilimim arkadaşı (E.) evden gitti. Ve bana şok bir haber verdi. Biliyorsunuz. esas dedikodu ve haber ‘sokaktaki adamdan’ gelir. Sokaktaki adamı dinlemek için benden daha çok vakti ve enerjisi olacak biri olduğunu da sanmıyorum.

Her neyse bunlar Karslılar. Karslılarla girebildiğim tek diyalogun - nereden aklımda kalmışsa kaz olduğu için, direk ‘Ben de bir gün Kars’a gidip kaz yemek istiyorum’ dedim. Ve ondan aldığım son habere göre her ayda bir kere İstanbul’da yaşayan Karslılar 216’da bir yerde toplanıp, kaz yiyorlarmış.

Şöyle ki düğün salonu gibi bir yerde buluşuyorlar. Elektrikçinin atmaya bayılan arkadaşı 1000 kişi geldiğini söylüyor ama bu en fazla 150 olabilir.

Bu Karslılar her ay oraya gidip, kaz yiyorlar. Ve Karslıların performanslarının nasıl olduğunu anlamanız için şunu söyleyebilirim ki şu anda bu satırları ayakta durup yazabiliyorum. Yine doz aşımı yaşadığım için, ikincisi biraz fazla geldi galiba!

O yüzden ben önümüzdeki ay ünlü gusto VM’ile birlikte bu düğün salonuna gitmek istiyorum. VM’yi geçen gün televizyonda gördüm. Bu hedonist yolculuk için iyi bir partner olacağını düşünüyorum. Anladığım kadarıyla damak tadı gayet gelişmiş bir beyefendi.

O kazları değerlendirir ben de Karslıları. Olmadı swinger da takılabiliriz.

Bana her yol Paris cherie!

Harun abla!!!


Aşırı sarhoş gecelerin birinde Büyük Londra Oteli'nin önünde Harun Kolçak'la karşılaştım. Yanında bir arkadaşım vardı ve saçma saçma geyik yaparken birden Kolçak'a dönüp 'Harun Abla' deyiverdim.
Ağzımdan kaçtı da denilebilir.
Kolçak, Harun Abla lafına çıldırdı. Elinden zor kaçtım. O kıvırcık saçlarını savura savura beni Pera Palas'ın oraya kadar kovaladı.
Altı üstü dilim sürçtü. Bu ne manyaklık.

No more abla artık.

Müslümanlar ne yiyor?

Müslümanları doğal ortamlarında incelemek için geçtiğimiz gün Üsküdar’a gittim. Ve şöyle bir trendle karşılaştım: Müslümanların bu aralar en sevdiği yiyecek ekmek arası patates kızartması. Ve ekmek arası kızartmış patatesleri, kürdan benzeri bir çubukla yiyorlar. İskelenin oradaki büfelerde herkesin elinde patates kızartmalarından vardı.

Patateslerini bitirmelerini bekleyemediğim için, sonunda ekmekleri ne yaptığını bilmiyorum. Ama tahminime göre patatesler bitirip ekmeği üstüne yiyorlar.

Harun Tekin sevişirken ne dinliyor?


Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin, genç kızlar arasında epey popüler bir isim. O zaman genç kızlarımıza tatlı su anarşisti Harun’u etkilemek için bir taktik verelim.

Arkadaşım Lady D ile Harun bir gece kulüpte tanışmışlar. Artık gecenin sonu olduğu için iş fazla uzamamış ve Harun’un Cihangir’deki evine doğru yola çıkmışlar.

Arkadaşımın anlattığına göre ev, o gün temizlikçi kadın gelmesine rağmen aşırı dağınıkmış. Ve Harun müzik setine gidip kendi son albümlerini açmış.

Çok seyre değer bir gece olduğuna eminim, kollarımda tatlı su anarşisti dudaklarımda Mor ve Ötesi: Benim ‘küçük’ sevgilim, sen bana neler yaptın?

Kıçınıza girmesinden en çok korktuğunuz şey nedir?

Hepimizin bu soruya bir yanıtı vardır elbet. En son lisede bu oyunu oynamıştım zaten ondan sonra da çok az şeyin kıçıma girmesinden korktum. Üstelik bir fist fucking kulübünde gördüklerimden sonra, insan anatomisinin ve ergonomik yapımızın nerelere kadar esneyebileceğini de biliyorum.

Fakat bir gün ben ve E. bir dönemler Türkiye’nin ne önemli top modellerlinden sayılan bir kızla Ritz’de bir odada oturuyorduk. Kaderin bizi oraya nasıl attığını anlatmak çok zor. Ama birkaç.saatliğine Ritz’de zaman geçirmek zorundaydık.

Ünlü modelimiz G. şu an evli ve bildiğim kadarıyla hamile. Evlenip hamile kalan hiçbir kadınla görüşmediğim gibi onunla da görüşmüyorum. Ritz’de oturup sıkıntıdan patlarken G. bize bu soruyu sordu ‘Kıçınıza girmesinden en çok korktuğunuz şey nedir?’

Ben tam ‘küçük bir penis’ diye cevap vermeye hazırlanırken, G. sözümü kesip kendi cevabını verdi ‘Ben en çok kızgın saç maşalarının girmesinden korkuyorum. Ay düşünsenize ne kadar korkunç olur’

O an E.ve ben gerçekten kızgın saç maşasının acısını kıçımızda hissettik. Düşünsenize karşınızda bir top model var ve kıçına giren saç maşasının acısından bahsediyor.

Modellerin hayal gücünün hiç de zayıf olmadığını o gün öğrenmiş oldum.

Obama'ya sorular



Obama Türkiye ziyareti sırasında, Tophane-i Amire’de üniversite öğrencileriyle bir toplantıya katıldı. Türkiye’nin ileride ‘büyük adamları’ olacak çeşitli üniversitelerden gelen inek’ler dünya barışından, ABD dış politikasına kadar birbirinden sıkıcı sorular yöneltildi.

Bu siyasal okuyan ve politikayla ilgilenen öğrenciler sıkıntıdan beni fena şişiriyorlar gerçekten. Hiç renkli değiller. Hiç dikkat çekmeyi bilmiyorlar. Genç siviller balonu da buraya kadarmış işte. Onların adını genç banaller olarak değiştirsek…

Güya zekice sorularla dünyayı etkileyecekler. Adam daha kapıdan çıkmadan unutulup, yok olup gittiler. Sıkıcılıklarıyla kadılar. Ne oldunuz yani ODTÜ’de bir efsaneye mi döndünüz?

Mesela orada bir tesadüf eseri ben bulunuyor olsaydım ve soru sırası bana gelseydi gayet ciddi olarak kalkıp ‘Burcunuz nedir bay başkan?’ derdim.

Siyah erkeklerle ilgili hepimizin kafasında yer alan klişelerin doğru olup olmadığını da sorabilirdim. Belki de bunun gerçekten çok büyük bir klişe olduğunu da açıklayabilirdi.

Tarkan’ı dinlediniz mi hiç Bay Başkan deyip ona dudaklarımı büze büze muck muck da yapabilirdim.

Yapamadım. Kelimelerim dilsiz kaldı. Ağlayamadım.

Gey 20 zirvesi



Obama’yı çok beğeniyorum. Onunla ilgili erotik şeyler hayal ederken buluyorum kendimi. Özellikle yandaki fotoğrafı gördükten sonra, kendimi odaya kapatıp onunla baş başa bir 15 dakika geçirdim. Tabii korumalardan bir tanesi de odaya almayı ihmal etmedik.

Günümün en güzel anlarıydı.

Üstelik yeni erkek arkadaşımı da google’layınca Türkiye’den önce Londra’da olduğunu öğrendim.

Gey-20 zirvesi mi ne varmış. Bana bu direkt bir orjiyi çağrıştırdı.

Takım elbise fetişisti 20 balamoz gey bir araya gelip, zirveye çıkmışlar..

Penisleri en az 20 cm. olan erkekler birbirlerini dilleyip, memişlerini sıkmışlar.

Ya da sadece bu takım elbiseliler var da bir de özellikle 20 yaşındaki sağlıklı, kaslı erkekler bir araya gelip, çığlıklarla zirveyi inletmişler.

Her neyse… Önümüzdeki bir yıl içinde en çok katılmak istediğim parti bu organizasyon oldu. Seneye kendimi Sarkozy’le Gey 21 zirvesinde tepişirken görebiliyorum.

Carla bize bir şarkı daha söyler misin hayatım?