29 Aralık 2009 Salı

Celebrate

Yılbaşı gecesi nerede, hangi kafada, hangi halde olacağım hiiiiiç belli değil.

O yüzden şimdiden yeni yılınızı kutlamak istedim.

Bu yıl içinde bana bambaşka bir vizyon olabileceğini gösterdiniz. Yalnız olmadığımı hissettirdiniz. Sizden nefret etsem de hakkınızı yemek de istemiyorum.

Yeni yılınız kutlu olsun.

Ayrıca 2010'la birlikte:

ARAMIZA HOŞGELİDİNİZ 92'LİLER

Kisses

Clara Von Der Meinhoff

26 Aralık 2009 Cumartesi

Müthiş başarılı bar programı (Anında madilik)

Dün gece büyük pop(o) sanatçısı, ünlü ve başarılı imaj maker Kemal Doğulu bilmem nerede bir sahne programına çıkmış.

Doğulu'yu dün gece sahnede izlemeye 30 (yazıyla otuz) kişi gitmiş. Ve içeridekilerin çoğunluğu da jigolo gibiymiş.

Ayol kalkıp desem ki yarın gelin beraber pazara çıkıp, muşmula alalım 30 kişiden fazlası gelir.

Onu bunu bırakın da minnoşlar yoksa uzayda aşk yok mu?

Öpücükler

24 Aralık 2009 Perşembe

Mutlu yıllar Jesus



En seksi bulduğum peygamber sensin. Sırf yakışıklı olduğun için eğer bir dine inansaydım kesinlikle seninkini seçerdim.
Özellikle o ağır çarmıh'ı kilometrelerce taşımanı unutamıyorum. Özünde marangoz olman da gayet hoş bir el becerisi. Bir tek annenin bekaretiyle ilgili kafamda soru işaretleri var.

O yüzden mutlu yıllar Jesus. Bugün senin için ekstra 3 şişe kırmızı şarap içicem.

Kisses

23 Aralık 2009 Çarşamba

Nihat Odabaşı'na ne oldu (Anında madilik!!)



Büyüüüük Türk fotoğrafçısı, panik atak kraliçesi Nihat Odabaşı, Dubai hava alanında, saatlerce rehin tutulmuş. Sebep olarak uçak personelini ölümle tehdit etmesi gösterilmiş. Kadın gördü Dubai'de Araplar, aklı başından gitti.

O esaret döneminde


1 motor, 1 ibne, 1 yaşlı kürt, 2 cüce bir arada

21 Aralık 2009 Pazartesi

Sahte sorulara, gerçek yanıtlar. Sorun söyleyelim Vol:3

Sevgili Madi Clara.

Bloğunu açıldığı ilk günden bu yana takip ediyorum. Hatta arkadaşlarım da geliyor, fazla internet ve elektrik parası gitmesin diye tek bir evden bilgisayara girip okuyoruz.
Arkadaşlarımın hepsi seksüel referanslarını yıllar önce kaybettikleri için son günlerde kafamı kurcalayan bir soruyu da seninle paylaşmak istedim.

Uzun zamandır kendimden hayli genç bir oyuncuyla birlikteyim. Aslında oyuncu değil ama olsun ben onu da kendim gibi oyuncu yapacağım. Pek atletik, pek azgın valla. Kıskandırmak gibi olmasın da şekerim ahahah...

Son iki haftadır başım dönüyor, midem bulanıyor. Geceleri canım erik istiyor. Bazen dayanamıyorum oğlanı turşu almaya yolluyorum.

Sence benim hastalığım ne Clara'cağım. Yoksa hamile miyim?

Sevgiler
Ali Poyrazoğlu

Cevap:

Aliii. Ali. Seni küçük, küstah şımarık kız. Yine rol yapıyosun değil mi? Ama bu performansında tiyatrodaki gibi kötü şekerim.

Her zaman hatırlatmak gerektiği gibi çocuk yapmak için bir erkek ve bir kadına ihtiyaç var. Ve malesef senin yaşındaki kadınların biyolojik olarak çocuk yapabilmesi imkansız.
Yani hamile olabilmen mümkün değil şekerim. Tabii biraz harcarsan çocuk satın alabilirsin ya da taşıyıcı anne bulabilirsin. Ama 'para harcamak' ve 'sen' kavramlarının bir arada olmadığını çok iyi biliyoruz.

Bunu ucuza şu şekilde halledebiliriz istersen. Sen yolla kocanı bana ben taşırım onun spermlerini.

Kisses

Clara von der Meinhoff

Ne biriktirdim?

Tabii ki hiçbir şey.

Sadece birazcık susun ve vır vır kafa ütülemeyin diye yazdım.

Benim bir şey biriktrimem mükün değil. Biraz akıllılarınızn anlayacağı üzere dipsomani hastasıyım ve dibini görmeden rahat edemiyorum hiçbir şeyin.

Biriktirme ve patavat kavramlarımı beş yaşındayken aldırdım. Tıpkı küçük birer şeftali gibi çıkan memelerim gibi.

Üstelik aşırı sıkılganım. Sizlerin kıçlarınızı şap'latarak okuduğunuz ve bayıldığınız bu blogtan ilk yazıyı yazıp yolladığım dakikadan itibaren sıkılmıştım. Defalarca ekrana bakarken bileklerimi kesmeyi düşündüm.

Ama sonunda buraya kadar geldik.

Korkamayın devam da edeceğiz.

Daha söyleyecek laflarım, yapılacak kötülüklerim var.

18 Aralık 2009 Cuma

Merak etmeyin. Biriktiriyorum. Az kaldı.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Yılın partisinin konsepti ne?




Çok sevgili arkadaşım, benim yüzümden başı sürekli derde giren, iyi kalpli Yiğit Karahmet bu hafta cumartesi günü 30 yaşına giriyormuş. (ay Vj Bülent gibi konuştuğumu fark ettim şu an)

Kadın hem hala başarısız, hem hala fakir, hem hala haftada bir gün yazıyor, hem hala Akşam gazetesi'nde hem de hala borç batağından kurtulamadığı gibi bu üstelik bir de yaşlanıyor.

Zor dönemler geçiren gay'lerin yanında olmayı ilke edinen Madi Clara olarak Yiğit Karaahmet'i bu pek önemli gecesinde yalnız bırakmıyorum ve destekliyorum. Partinin guess DJ'i olarak Randoman'ın öncesinde müziğin başına geçiyorum.

Teması Rüküş ve Görgüsüzlük olarak belirlenen bir partide nasıl içerideki tüm erkeklerin pensinin kaldırabileceksem, bu temayı da kaldırabileceğime emin olabilirsiniz.

Ne kadar süre çalacağımı, ve neleri çalacağımı o geceki sarhoşluk durumum belirleyecek. Ama müzik konseptini 'Cenk Eren'in seveceği şarkılar' olarak belirledim.

Sansasyonlarla dolu olacak bu geceyi kaçırmak istemezseniz eğer, hepiniz davetlisiniz.

8 Aralık 2009 Salı

Uğur Yücel bu habere çok sinirlenecek

Uğur Yücel mutlu bir şişman olarak hayatına devam ede dursun, kendisiyle ilgili gay dedikdouları bu alemde aldı yürüdü. Bu konuda doğal olarak hiç konuşmuyor. Zaten olgun seven biri olmadığım içinde doğruluğunu araştırmak hiç umrumda bile değil.

Ama bir şey öğrendim ki bu dedikoduya sinirleneceğini tahmin ediyorum. Ve seve seve yazıyorum

Kendisinin adının sık sık anıldığı Bay Deli Yürek gerçekten de harikaymış minnoşlar. Mükemmel bir vücudun yanı sıra, bir bira şişesi gösterilerek hayalimde canlanması sağlanan devasa bir de penise sahipmiş. Üstelik son derece kibar ve tatli bir beymiş.
Full force muammele yani.

Peki tüm detayları nereden mi biliyorum. Bay Deli Yürek'in, yaptığı stylingle Karadenizli türkücüyü nonoşa çeviren modacıyla bir affair'ı olduğu söyleniyor. İkisini aynı gün aynı saatte evde olanlar, ikisi odadayken kapıdan geçerken şöyle bir göz atmışlar ve küçük deli yüreği görmüşler.

Yıllardır unutulmuyormuş bu görüntü.

Hadi aldınız gazı. Doğru kızlar 31'e.

Kissses

2 Aralık 2009 Çarşamba

Homo ofiste hırsızlık skandalı

Homo ofisim Sugar Cafe'de bugünlerde çok adli ve kriminal bir vakaya sahne olmakta.

Kafede çalışanlarından aynı evde yaşayan, aynı saat dilimi içinde çalışan, isim ve soyisimlerinde aynı sessiz harfe sahip olan ve hayatla ilgili aynı kadere sahip olan iki gay'in evleri soyulmuş.

Arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz!

Bu son derece travmatik olayda gay'lerden biri eve girdiğinde hırsızla karşılaşmış, hırsız onu bıçakla kovalamış. Artık evrenden özel olarak çağırdığını düşündüğüm bahtsızlığıyla bu olay da başına gelen gay'in durumu zaten üzücü.

Diğer gay'in durumu ise bi başka acayip: Bu gay'in yatağını da hırsız nedense boydan boya caaaart diye kesmişler. Yani amiyane tabiriyle am gibi ortadan yarmışlar. Kadının ziynet eşyaları yatağın içinde diye mi düşünüyordu acaba.

İkisi de kendi haline üzülüyor. Biri aklından oldu diğer yatağından. İkisi de önemli.

Ben ise şunu düşünmekteyim: Neden gay'lerin soyulması bile bu kadar acayip oluyor?

Kasım'dan neler öğrendim?

* Aranızda sağduyulu ve akıllı ibnelerin de olduğunu. Bir takım attırıkların arasında gerçekten çok zekice işler olduğunu itiraf etmem gerek. Malesef yüksek ego'mda bazen sizlerin başarılarına şaşırıyor.

* En az yazıyı kasım da yazdığımı... Yani kasım gerçekten kastırırmış

* Ünlü olduğum zaman daha da terbiyesiz ve küstah olacağımı

* Elektrikçinin bir daha bana dönmeyeceğini.

* 18 yaş legaldir sınırının hala çok saçma olduğu düşüncemin değişmediğini. Bari 17 olsun...

* Gay seven kadınlardan hiç hoşlanmadığımı.

* Daha çok halkla kaynaşmam gerektiğini ama bir yandan da halktan korktuğumu

* Hepimizin ama hepimizin kafasının aslında çok karışık olduğunu.

Herkese mutlu yıllllarrrr....



Clara von der Meinhoff

Gay'leri almayan gay kulüp

Kulüp Love diye bir yer var.

İşletmesinden benim samimi ve sosyetik arkadaşlarımdan birine bir cep telefonu mesajı atmışlar geçen günlerde. Önce kızların oraya gelmeleri için yalvarmışlar falan.. Sonra da şöyle bir SMS atmışlar: 'O madi'yi de peşinize kabak yapıp getirmeyin sakın. :))))))' diye böyle bol gülücüklü bir mesaj...

Hayır yine imla hatası yapmadım. Kabak yazmışlar. Önce şu yanlışı bir düzeltelim onun dağrusu kapak yapmak. Kabak değil.

Kabak keller için kullanılır. Hani sanırım küçük bir Freudyen kayma olmuş orda.

Bir de zaten aylardır gitmediğim ve hala niçin gidildiğini de bir türlü bilemdiğim bi kulübe gelmesin diye mesaj atıyorlar. Çok saçma.

Üstelik ben artık politik bir kişiliğim.

O yüzden gay kulüp adı altında takılıp da içeride gaylerle heteroseksüeller kavga ettiğinde gay'lerin tarafını tutmayan kulüplere gitmiyorum. Ben bir gay kulübe gitmek istiyorsam GAYYYY kulübe gitmek isterim. Çakma ve saçma sapan bir yere değil.

Bir de böyle artistlikler yapmasın yani hiç kimse. Oraya koluma öyle iki herif takar gelirim ki, 'onu almiicaz, etmiceeez' die vık vıklayan tüm haddini bilmezler ağzını açamaz. Eğer oldu açtı o kulübü gerekirse binayı yetmezse de sokağı satın alırlar. Üstelik kredi falan da çekmelerine gerek yok, banka hesapları bunu anında karşılar. Para böyle bir şey şekerim, gerekirse çıkarıp ve konuyu kapatıyorsun.

Ben gayleri almayan gay kulbe gitmiyorum minnoşlar. Üstelik zaten şehrin en hip partilerini verip, gerçekten eğlenirken çekemiiiicem bu manasızlığı.

Kendi çalar kendi oynar. Belki biri bana da albüm yapar!

27 Kasım 2009 Cuma

Yalanın batsın. Yalancısın!

O kadar sıkıldım ki bu konudan.

Ama bir şeyi eklemden de geçemeyeceğim. Hanımefendi diyor ki şimdi de 'Yo, ben mahkeme karar falan çıkarmadım'

Doğru. O gelen belge boşanma dilekçesiydi di mi?

Nasıl delirdim? Gayet açık, net.

26 Kasım 2009 Perşembe

Ferdi Özbeğen niçin hala Bodrum'da?





Gay'lerin yıllar geçtikçe paralarını gıdım gıdım harcamalarını çeşitli örneklerle ve sansasyonel dedikodularla daha önceden irdelemiştik.

Ama bu konuyla ilgili sürekli daha da tuhaf çeşitli örnekler karşıma çıkıyor.

Ferdi Özbeğen yazdan beri Bodrum'daki evinde kalıyor. Normalde Özbeğen sezon bitince en fazla bir ay daha kalır sonra da İstanbul'a dönerdi.

Ama bu yıl Ferdi Özbeğen'in İstanbul'a dönüş tarihi 10 aralık olarak açıklandı. Çünkü Özbeğen dönüş uçak biletini Ağustos'ta 19.90, gibi bir meblaya almış. Ve bulduğu biletin tarihi de 10 Aralıkmış.

Yani Özebeğen İstanbul'dan dönmek için ağustostan beri Bodrum'daki evinde 10 Aralık'ı bekliyor.

Neyse az kaldı. Sık dişini Ferdi Abla.... Yakında aramızdasın.

Yılmaz Prada giyer




Milenyumdan cumhuriyete sonsuzluklar mıdır nedir, Yıldırım Mayruk ve Barbaros Şansal'ın herhalde 98'incisini yaptıkları defileleri vardı geçtiğimiz haftalarda. Gidemedim ama Konyalı Kadın'dan okuduğuma göre fuayede yiyecek içeceklerden para falan istenen son derece renkli ve tapon bir organizasyon olmuş.

Ama defileden şöyle de bir paçoz dedikodu verebilirim anında sizlere:

Defilenin konuklarından biri de Yılmaz Morgül'müş kızlar. Ve Morgül defile başlamadan gelip, en ön sıraya kuruluvermiş. Görevliler de gelip onu en ön sıradan kaldırıp arkaya oturması konusunda uyarmışlar.

Tabiki Morgül kıyameti koparmış. Kendini yeni Zeki Müren falan sandığı için bu tür püskürtülmelerle karşılaştığında çığlığı basan bir karakter sanırım.

Neyse görevliler bu cadaloz kadını arkaya almayı başarmışlar. Defile başlamış ve Morgül sandalyesini milim milim kıpırdatarak tekrar öne doğru itmeye başlamış. Ve salondaki diğer tüm davetliler bunu görmüşler.

Geeel vatandaş geeel. Kenarın dilberinde ki ön sıra hırsına geeel.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Madonna olamadı.. Sıra Harvey Milk de...






Ve evet minnoşlar... Resmi savaş başladı ve Makbule Hande Özyener, Madi Clara'ya tebligat yollayarak hakkında yazdığım şeyleri tekzip etmemi istedi.

Fakat şaşkın olduğu için tebligatı Akşam'ın eklerinde haftada bir gün yazan başarısız ve taşralı gazeteci Yiğit Karaahmet'e göndermiş.

Canım dostum, über iyi kalpli ve son derece yakışıklı arkadaşım Yiğit Karaahmet'de yine haciz memurları kapıya dayandı diye korka korka Madi Clara adına gelen tebligatı almış.

Homo ofisim Sugar Cafe'ye bırakarak bana ilettirdi. Ve ilgilenmemi istedi.


Bi dakika durun sevgili düşmanlarım.

Hemen 'Nasıl da adam ettik' diye sevinmeyin. Bu tekzip metnini yayınlamamın şu an hiç bir yasal yükümlülüğü yok. Zaten ortada neyi tekzip ettiklerini ve neyi düzeltmek istediklerini anlatan bir şey de yok.

Bu metni sadece kendim istediğim ve skandalları sevdiğim için yayınlıyorum. Bir de artık bu ülkedeki eşcinsellerin biraz daha gözlerini açıp, gerçekleri görmesi için...

Yıllardır süre gelen şak şakçı magazin anlayışının tersine, sert bir üslupla hazırlanan bu sitede gerçekler olanca çıplaklığıyla yayınlanıyor. Bu anlayış Türkiye için yeni ama dünyada inanılmaz örnekleri var.

Ve aynı şekilde dünyanın hiç bir yerinde ona o ülkede yaşayan eşcinseller tarafından 'Gay divası' sıfatı verilmiş bir ünlü gidip bir gay sitesine hakkında eleştiriler çıktığı ve onunla dalga geçildiği için kalkıp da o siteyi mahkemeye vermez. (Liza Minelli'nin bir gay sitesine dava açtığını düşünebiliyor musunuz? Ya da Gloria Gaynor'ın?)

Bu sitede bir çok insan hakkında bir çok şey yazıldı ama ilk rahatsız olan gay'leri en seven şarkıcı oldu. Ne ironi ama?

Tabii eğer o ünlü gay divalığı sıfatının ne anlama geldiğini bilmiyorsa ve bunu sadece gay'lerin üstünden para kazanmak için yapıyorsa o başka.
Bu işler öyle kendini ortaya atıp, yürüyüşte pankart kaldırarak, kameralara poz vererek olmuyor.

Bu siteyi okuyan siz sevgili minnoşlar...

Bu metni yayınlıyorum ki gerçekleri daha çıplak görün. Herşeyin bir imajdan oluştuğunu anlayın. Ben gay'leri savunuyorum diyen herkesin arkasından koşulmamaması gerektiğini bilin. Gay'lerin arkasındayım demenin aslında 'Ne olur albümümü alın. Bana şu anda sizden başka değer veren yok' demekle aynı şey olduğunu görün.

'Biraz Özgürlük' diye şarkılar söyleyen birinin de işine gelmediği zaman nasıl da çark edeceğini anlayın.

Bu bir mücadeleyse eğer ben sonuna kadar savaşmaya razıyım. Özür de dilemiyorum. Yazdıklarımı geri de çekmiyorum.

Bu sahtekarlıkla da sonuna kadar savaşıyorum.

Buyrun bakalım hodri meydan.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Üçüzler

Madi Clara'da yönetim anket sonuçlarına el koyuyor

DİKKAT! MADİ CLARA'DA DARBE YAPILMIŞTIR


LÜTFEN HASAN MUTLUCAN'DAN YİNE DE ŞAHLANIYOR ONBAŞININ KIRATI EŞLİĞİNDE OKUYUNUZ.

Anket sırasında yapmaya çalıştığım ufak müdahalelerden bir şey anlamadınız. Sonuçlar değişmedi.

Bir Bacardi ödüllü bu son derece mühim yarışmanın sonuçlarını sizlerin 'tuhaf' zevklerine bırakılmayacağını bilmem gerekirdi. (Para sıçmıyoruz herhalde burada, önümüze gelene bir şişe Bacardi dağıtamayız.)

591 oyun demokratik kullandığı 'Partinin yakışıklısını seçiyoruz anketi' oylamada 'Bay bıyıklarını yüzüm sür' oyların yüzde 38'ini alarak birinci seçilmiştir.Fakat ben bu seçimi hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Ve ben madiyim. Benim dediğim olur. Üstelik yüce gay şura'ya şağıdaki fotoğrafı da kanıt olarak sunuyorum.




Resimdeki Bay bıyıklarını yüzüme sür'ün elinde bira tutaraken fotoğrafını görüyoruz. Görüldüğü üzere tatlı biri olabilir ama bu son derece iddialı yarışmamı kazanacak kadar değil.

Şimdi gelelim darbe yönetiminin açıkladığı benim birincime. Oylarla üçüncü olan

YAKIŞIKLI PEZEVENK.





Kendisi tarafımdan bizzat tanınan, son derece yakışıklı, 21 yaşında bir arkadaşımızdır. Kendisiyle partiden bir kaç gün önce tanıştık ve umarım tanışıklığımızı devam ettireceğiz. Ama hala bu açıklamamdan memnun olmayanlar var ise onlara da yakışıklı pezevengin bu fotoğrafını kanıt olarak sunabilirim.




Yarışmanın birincisine ödülü bir sonraki buluşmada ya da başbaşa takdim edilecektir.

Hem darbe hem de sonuçları vatanımıza milletimize hayırlı uğurlu olsun.

Beni takip etmeye devam edin!

15 Kasım 2009 Pazar

Yerlere seren meme

Star Tv'de gece hiç birimizin evde olmadığı ya da olanların da sadece Tek Yön'e gidecek kadar paraları olduğundan evde içip hazırlandığı saatlerde (00.15) yayınlanan Ya Şimdi Ya Hiç programında dün gece bir skandal olmuş.

Bayan Sex Ahu Tuğba'nın canlı yayında memesi şarkı söylerken fırtlayıvermiş.

Fakat olaylar bununla da kalsa iyi. Programın sunucusu Oray Eğin, olayın ertesi gününde hastalanmış.

Canlı yayında meme gördüğü için vücud direnci düşüp yorgan döşek hasta yatan Eğin'e geçmiş olsun diyoruz. Umarız bunu da yakında atlatır.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Madonna olma hayali kısa sürdü


Ve Hande Yener dün gece Beyaz Şov'da artık elektronik müziği bıraktığını ve tekrar pop yapacağını açıklamış.

Ahahahahahahahahaha.

Şu an o kadar mutluyum ki en son İzzet Çapa, Onur Baştürk'ü kapıdan kovduğunda bu kadar mutlu olmuştum.

Çünkü ben demiştim. Onun bu çakma müziğini sadece kendisi ve Ajdar beğeniyordu. Başka hiç kimsenin de umurlarında değiller.

Evet, Hande Yener artık pop müziğe dönüyor çünkü defalarca da yazdığım gibi tek sebep artık parasız kalmış olması. Paralar bitti. Borçları kapıya dayandı. hiçbir albümü satmıyor, hiç kimse onunla ilgilenmiyor. Yaşlandı ve çaptan düştü.

Herşeyden öte, ne oldu aylarca kafamızı siktikleri? Yok elektronikten vazgeçmem de, ben aradığım şeyi buldum da...

Ne oldu şekerim? Ne oldu bebeğim? Ne oldu aşkım?

İşte buna tükürdüğünü yalamak denir.

İstanbul'dan Londra'ya milyonlarca öpücükler



Lütfen bu yazışmaları dikkatle inceleyin.

Tmam, her şeyi analdım da bir noktaya extra dikkatinizi çekmek isterim Cüneyt Akeroğlu ikinci mesajında, birincisinin aynısını yazmış. Sadece bir tek 'send you love from LONDON'ı eklemiş.

Tamam Cüneyt anladık. Londra'dasın. Mert'lesin. Paraları yiyorsun. Afiyet olsun abla.

You're craaazyy boyyyyy......

6 Kasım 2009 Cuma

Hırsız ve küçük bahanesi

Küçük akıllı kasaba kurnazı hırsızımız Habertürk çalışanı Zafer Akbaş twitter'dan açıklamalar yapmış. Ne dediği de anlaşılmadığı için tam olarak delirmesini çözemedim ama sanırım 'Gay dedikodusu var bunu aldım. Sonra da onlar itiraz etti' gibi şeyler yazmış.

Hadi ordan! Hadi ordan! Seni küçük kasaba kurnazı seni. Sen bal gibi de Serkan-Koray arasında gay ilişki vardır diye haberi alıp bunu özel haber damgasıyla yayınlatıyorsun. Çalmışsın işte. Bunu ancak senin gibi küçük çapta kasaba kurnazı zekası akıl edip, bu yalanın arkasına sığınır.

Üstelik burada temel mesele buraya 'iğrenç' diye laf atıp daha sonra utanmadan buradan bir şey çalman.

Beyefendi twitterdan ayrıca açıkladı ki homofobik değilmiş, gay olmamız umrunda da değilmiş. Ayol senin dilin ne zamandan beri homofobik demeye döndü. Ne zaman aksanın düzeldi?

Homofobik olmayan kasaba kurnazı bize en güzel cevabın Serkan Çeliköz tarafından da verildiğini yazmış: 'Hastalıklı beyinler' cevabını yollamaış.

Ay iyi ki homofobik değilsin. Demek homofobik olsaydın yüzümüze kezzap atacaktın. Serkan'ı da işin içine karıştırıyor ki algı değişsin, sempati toplasın.

Ayyy. Bir şeyinden de etkilenelim değil mi?

Ben anladım canım seni! Küçük kasaba kurnazlığıyla bir şeyler yapmaya çalışmışsın ama olmamış. Çok gördük bu numaraları. Hadi şekerim sen bırak bu üst düzey dedikodularla uğraşmayı ya da araklamayı da doğru Keops'un önüne Demet Akalın'ı beklemeye. Belki sana evleneceğini açıklar da maaşın düzenli yatmaya devam eder. Hadi canım. Hadiii.

Yarışmaya küçük bir müdahele

Elbette düzenlediğim ilk güzellik yarışmasını sizlerin kötü ve berbat zevklerine bırakamazdım. Ayrıca nasıl her yarışmada adaylar hakkında bilgi veriliyor. Buradaki adaylarımızla ilgili de bir takım bilgiler vermek gerek.

*Bay bıyıklarını yüzüme sür'ün gerçek hayatta bu kadar güzel olmadığı ve bu fotoğrafının çok iyi çıktığı söyleniyor. Ama yine de gece kendisi benim dikkatimi çekenler arasındaydı. O kadar da fena olmasa gerek.

*Karate Kid hem fotoğrafta hem de gerçekte fena değildi. Ayrıca kol kasları gerçekte de şişkin.

*Yakışıklı Pezevenk'le tuvalette konuştuk. 'Ay senin pipin ne kadar küçük' dedim. 'Ben bunu özellikle yaptırdım, büyüdüğünde çok büyüyor' dedi.

*Klink maskesini çok az çıkardığı için tam olarak bilgi yok hakkında.

*Ayım olur musun? da maskesini çok az çıkardı ama altındakinin gayet güzel olduğu söyleniyor.

5 Kasım 2009 Perşembe

Madi Clara'nın bir haberi daha çalındı

Bugü Habertürk gazetesinin magazin ekinin kapağında bir haber vardı . Kargo'daki gay söylentisini haber yapmışlar.

Ve ÖZEL HABER ibaresiyle. Zafer Akbaş adlı adını yeni duyduğum ama anladığım kadarıyla benim artıklarımı takip etmeye fazlasıyla meraklı bir magazinci parçası Madi Clara'da haftalar öncesinde çıkan bir haberi almış ve kendi bulmuş gibi özel haber ibaresiyle gazetesine satmış.

Anlaşılan twitterdan da siteden de takip etmiş bu işi. Ve utanmadan, arlanmadan özel habermiş gibi sunmuş.

Bu gazeteci geçinen fakat ağızları sadece boş laf yapmaya çalışan lüzumsuz insanların bu davranışlarına çok hayret ediyorum. Zamanı gelince laf ederler, beğenmezler ama sinsice pusuya yatıp, sabahlara kadar bar-pavyon kapılarında gezip şarkıcılardan kemik alamadıkları zaman gelip beğenmediği ve 'iğrenç' bulduğu kötülükler yuvasından bir dedikoduyu yürütebilirler.

Üstelik özel haber ibaresiyle.

Özel hırsızı kutluyorum. Umarım biraz prim almıştır da karnını doyurmuştur. Zavallı.

1. Madi Clara Güzellik yarışması -- Partinin en yakışıklısını seçiyoruz

Minnoşlar, minnoşlaaar...

Madi Clara'yla iyi geçinen kazanır. Daha önce de açıkladığım bedeller karşılığında sponsor olduğum 'eat me on halloween' partisi son dönemin en çok konuşulan gecelerinden biri oldu.

Elbette bu partiyi bu şekilde bitirmeyeceğim. Gece içide çekilen fotoğraflardan bir derleme yaptım. Ve 1. Madi Clara güzellik yarışmasını başlatıyorum.

Fotoğrafları yorumlayıp ve en beğendiğiniz erkeği belirtiyorusunuz. Yandaki anketten de bir hafta boyunca oyluyorsunuz. Kazanana bir sonraki partide bir şişe Bacardi veriyorum. Madi Clara tarafından imzalı.. kisses kisses

İŞTE ADAYLAR

EN GÜZELİ KİM?


YARAMAZ BÖCEK

YAKIŞIKLI PEZEVENK




ORYANTALİST ERASMUSLU


BAY BIYIKLARINI YÜZÜME SÜR

KARATE KID
AYIM OLUR MUSUN
MAVİ GÖZLÜ KLİNK
KÜRKLÜ HAYDUT

29 Ekim 2009 Perşembe

Sponsored by Madi Clara





Madi Clara bu yılın en eğlenceli Cadılar Bayramı partisinin sponsorlarından biri oldu. Daha doğrusu onlar benim sponsorum oldu.

Limitsiz içki, biraz kafa yapıcı halüsinatif madde ve koca taşaklı iki rugby oyuncusu karşılığında partinin afişini post olarak paylaşmayı kabul ettim.

Oradayım ve çıplağım minnoşlar.

Yaşlı gay'den akıllıca fikir




Geçen gün Birgün Gazetesi'nde Türkiye'nin en ünlü 'out' gay'i Kürşad Kahramanoğlu'nun bir yazısı çıktı.

Muhtemelen okumamışsınızdır.

Malum Birgün'ü sadece 1000 kişi okuduğu için o sayıya dahil olduğunuzu hiç sanmıyorum. Aklınız fikriniz kim kiminle nerede ne yapmış olduğundan, başka şeylerle ilgileniyorsunuz. Haklı olarak.

Demode fikirleriyle Türkiye'deki gay'lerin önünü tıkamaktan öte başka hiç bir şeye yaramayan Kahramanoğlu yazısında artık yavaş yavaş Türkiye'deki gay'leri dolaptan çıkarmamız gerektiğini söylüyor.

Aaa, hello Kürşad. How is Great Britain?

Senelerdir savunduğun şey gay'i e'yle yazalım, bildiriler dağıtalım, cinsel yönelim şöyle olsun böyle olsun diye kafa ütülemekten öteye geçmezken bir anda iyi bir fikir üretebildin.

Neye borçluyuz bu değişimi o zaman? Acaba senin naftalin kokan fikirlerinin günümüz dünyasında hiçbir ibnenin dikkatini çekmediği için aylardır burada bağıra bağıra herkesi out edelim dememize mi?

Bizim yolumuzun daha popüler ve insanların dikkatini çektiğini anlayıp hemen buraya yamanmaya çalışması olabilir mi?

Kahramanoğlu yazısının bir bölümünde şöyle diyor: 'Mesela dedikodu üreterek, eşcinselliği Türkiye’nin en iyi bilinen sırrı iken, hâlâ bunu yiğitçe yazamayan, magazin sayfalarından bir türlü kalemini kaldıramayan gazeteciye duyabileceğim hiçbir saygı yok. Allah rahmet eylesin, döneminin şartları Zeki Müren’e bile kadınlarla ilişkisi olduğu yalanlarını söyletmişti. Birçok bakire ile birlikte olduğu, Ajda Pekkan’la nişanlandığı gibi... Eşcinsel bir yazardan, sanatçıdan, entelektüelden minimum beklentim; sorulduğu zaman, bu konuda konuşmak istemese bile bir “Evet, eşcinselim” cümlesini üretebilmesidir. Bu kadarcık yüreği ve birikimi olmayan insandan yazar, sanatçı olur mu?'

Hımmm çok iyi bir fikir. O zaten out olmuş bir şekilde yazan gazetecileri kıskanacağına ve onlara akıl vereceğine bir dönüp kendine ve çevresine baksın.

Kendi etrafında out olmayan arkadaşlarını mesela Halil Ergün'ü dolaptan çıkararak başlayabilir bu mücadeleye.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Flaş! Flaş! Flaş! Gelişme. Can Tanrıyar Konyalı Kadın'ı tokatladı

Az önce twitterdan anonslan gelişmeye göre Can Tanrıyar, Konyalı Kadın'ı Lucca'da tokatlamış.

Yılın büyük skandalında olayın detaylarını bilmiyorum ama bu sladırganlığı kınıyorum. Madi Clara olarak Kadına şiddetin her zaman karşısındayız.

22 Ekim 2009 Perşembe

Hastasıyım Türk futbolcusunun








Gel köfteye....

Mersin is new Bursa

Bursa'nın Türkiye için önemini biliyoruz sanırım. Bursalı olmak jargondaki ibneliğin diğer adıdır. Hatta kendilerini son derece seksi bulduğum Bursa'nın fanatik grupları uzun süredir Bursa'nın adını temizlemek için canla başla çalışıyorlar (Sikmiyorlar mı yani?)

Son zamanlarda yaptığım araştırmalar göre Bursa aslında sadece 'celebrity' ibnelerin çoğu oradan çıktığı için meşhur. Evet Zeki Müren, Bülent Ersoy (pardon dilim sürçtü. O kadındı değil mi?), Fatih Ürek hepsi birden aynı şehirden çıkmışlarsa orayla ilgili böyle bir şey düşünmek çok doğal.

Ama işi sayıya vurduğumuzda şöyle bir şey çıkıyor. Anladığım kadarıyla Mersin ibne kaynıyor minnoşlar. Hatta bununla ilgili şöyle bir de teori de var: Mersin'de her apartmanda mutlaka bir ibne vardır. Aslında iki ibne vardır ama onlardan biri mutlaka İstanbul'a taşınmıştır.

O zaman özetleyelim Bursa'nın ünlüsü, Mersin'in ibnesi, Konya'nın da kadını meşhurdur.

Öpüyorum.

Ünlü yamağın dildosu çalındı

Terzi yamağı olmasıyla ve provakatif çıkışlarıyla tanıdığımız memleketin şirazesinin ayarı kaçmış gay'lerinden biri bu aralar çok dertli. Ve çok yoğun.

Yoğun çünkü yeni bir tiyatro oyununa hazırlanıyor.

Dertli çünkü en sevdiği dildolarından biri başka gay'ler tarafından çalınmış. Nerden mi biliyorum?

1 Ben Madi Clara'yım. Herşeyi bilirim.
2 Dildoyu çalan gay'le geçen akşam gizli bir gay zirvesinde bir araya geldik.

Çalınan dildo asit yeşiliymiş ve en muhteşem özelliği harika titreştirmesiymiş. İçinize sokmadan sadece bacak aranıza koyduğunuzda bile zangır zangır sallıyormuş. Çalan gay çok çok memnun olduğunu defalarca belirtti.

Ama en sevdiği dildolarından biri kaybolan ünlü yamak üzülmesin çünkü en sevdiği dildodu başkalarına da yar olmadı.

Yeşil ve harikulade titreten dildo şu anda bozukmuş. Ve nerede tamir edileceği bilinmediği için bir anı olarak saklanıyormuş.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Twitter'ı dağıtan madilik






Ex Kargo üyeleri Serkan ve Koray'la ilgili yaptığım yorum hem okuyucular açısından hem de dedikoduya konu olanlar açısından epey tartışılıyor.

Tüm bu kriz ortalığı daha da dağıtmak isteyen Madi Clara hayranı bir kızın Serkan'a twitter'dan yazının linkini yollamasıyla başladı. Ve Serkan Çeliköz'de twitter hesabından cevap verdi. Şimdi Serkan'ın twitter'ında yazdıklarını buraya alıyorum:

@ecemen =))))) gördüm çok eğlenceliymiş hastalıklı beyinlerden sağlıklı düşünceler çıkmaz tabi =)

=))) madi clara , hayal gücünün zorlandığı platform.

@nixalba kesinlikel öyle ama onların bahsettiği yakınlıkla bizimkisi biraz farklı =))

@gckutlu tekmeyi atarsam yanlış biyerlere kaçar mutlu olurlar o yüzden zorlamıcam =/

Madiclara'nın cevabı da şu oldu:


MadiClara
@SerkanCelikoz seattle seattle olalı böyle grup görmedi. tuttun mu korayın pipisini sen onu söyle?




Ben Serkan Çeliköz'ün yazdıklarını çok komik bulduğumu belirtmek isterim. Ama yeni dolaptan çıkan her Türk gay'i gibi o da 'hastalıklı, tekme atarım götüne kaçar' gibi son derece kendini savunan açıklamalarda bulunmuş.

Olsun.

Koray daha önce ünlü reklamcılarla beraber olarak aramıza gelip yoklamıştı ne var ne yok diye. Sanırım albüm falan ayağına tutuvermiş Serna'ın pipisini New York'ta.

Şimdi sen de hoş geldin Serkancım.


13 Ekim 2009 Salı

Düzeltgeç kadınlar topluluğu

Herhalde Kargo grubu, bu kadar çok hayranı olduğunu bilseydi asla dağılmazdı.

Kadınlar yemmişler içmemişler hep beraber beni düzeltmeye admaışlar kendilerini. Serkan-Koray, New York'tan değil Seattle'dan gelmişler. Araştırmamışım vs vs.

Benim için Amerika New York minnoşlar. Tıpkı Türkiye'nin de Nişantaşı ve Beyoğlu'ndan oluşması gibi Amerika'da benim için sadece Manhattan'dan oluşuyor.

Seattle neresi bu arada? Lütfen birisi Valikonağı'ndan tarif etsin.

İstanbul gece hayatına yön veren yatak odası

Sincap gitti kurt geldi

12 Ekim 2009 Pazartesi

Dolaptan çıkaran yatak odası dekorasyonu


İzzet Çapa'nın bu fotoğrafı için düşündüğüm alternatif başlıklar arasından bunu kullanmayı tercih ettim. İzzet'in out olup olmamakla bir sorunu yok bildiğim kadarıyla ama kötülük yapmadan duramayacağım minnoşlar: Bu gerçek bir gay yatak odası değil mi?

Yerde zebra postu, duvarda ayna. Kadrajda yok ama otrişler ne tarafta acaba?

Gerçek grup geri döndü




Kargo grubunu unutmadık değil mi?

İlk gay günlerimde dört kişilik fourgy hayallerim için dört erkekten kurulan bu grubu malzeme olarak epey kullandım.
ani

Tabii ki bilinçli her Türk gayi gibi, benim de Kargo'da iki hedefim vardı. Koray ve Serkan. Diğerlerini at çöpe.

Kargo dağıldı ve şimdi Serkan ve Koray New York'tan yeni bir grup kurarak geri döndüler.

Serkan ve Koray New York'ta aynı evde kaldılar.
Ve bu süreç içinde grup çalışmaları sadece müzik yönünde olmamış. İkilinin New York'ta kaldıkları süre içinde grup arkadaşlığından daha fazla yakınlaştıkları söyleniyor. Şöyle söyleyeyim en az Cemil İpekçi ve Bekir bey kadar yakınlaşmışlar.

Aramıza hoşgeldin Koray ve Serkan.

Konyalı kadın kapıda kalmış

Sıkıcılığı içinde mastürbasyon yaparak bize haftalardır malzeme vermeyen sevgili Konyalı Kadın Onur Baştürk en sonunda harika bir haberle gündeme geldi.

İzzet Çapa, kadını kapıdan kovmuş. Bağıra çağıra.

İkisini de eşit derece antiptaik bulduğumdan kimin tarafını tutacağımı bilemedim.

Ama sonuç olarak gecesi kötü geçen bir Onur Baştürk karesi beni daha çok tatmin etti.

Tek üzüldüğüm şey, o anda birisinin kovulma anının fotoğrafını çekmemesi oldu. Harika olurdu kadının kapıda kalma fotoğrafı.

Yeni 'it boy' geliyor

Eskisi kilo aldığından beri, yeni it boy arayışım son hızla sürüyordu. Bunun için çeşitli çocuklar denedim, görüşmeler yaptım, gizlice takip ettim...

Ve tüm bu sürecin sonunda siz sevgili domalanlar için yeni bir adayım olduğunu büyük heyecanla açıklamak istiyorum.

Ama hemen değil.

Çünkü bu it boy için küçük bir çalışma yapmak istiyorum. Madi Clara'da yeni sezon çok heyacanlı geçecek.

Ama haftalardır saçmalamamı bekleyen sizler için küçük bir açıklama yapabilirm.

Yeni it boy:

*22 yaşında
*Çok yakışıklı
*Çok sempatik
*Kesinlikle ünlü olmak istiyor.
*Ve sıkı Madi Clara okurları onu bir yerden tanıyorlar.

Erekte kalın ve beni takip edin.

6 Ekim 2009 Salı

William mı? Harry mi?





Tabiiki sizin gibi gözünü para hırsı bürümüş ve asalet meraklıları atlayıp William'ı seçti. Elbette beni hiç şaşırtmadınız.

Ama bir gerçeği unutuyorsunuz William gittikçe kelleşiyor. Ve çok yakında babasına benzeyecek.

Ya Harry?

I Love Prince Harry.

Ondan öyle bir mesaj alıyorum ki kesin, sevişirken iki de tokat patlatıyor. Hem de kızıl. Irish kökenlerime de saygı olur böylece.




Bu anketi William kazandı ama
kalbim Harry'de kaldı

Diyanetten onaylı date sitesi

Hükümet, seks hayatıma darbe yapmak için elinden geleni esirgemiyor.
(Darbe demişken.. Neyse).

Şimdi de gabile kapatıldı. Ve taşra gay'leriyle, gayromeo kullanamayanlarla, basit tasarımdan hoşlananlarla bağlantımız tamemen kesildi.

Gabile'yi seviyordum yahu. Olur da şehir dışına çıkarsam, mesela Beşiktaş'a, Gaziosmanpaşa'ya falan gidersem oradaki yerel gay'lere ulaşmak için en doğru adresti. Şimdi yine parklara bahçelere vurmam gerek kendimi.

Peki nereye gidiyoruz minnoşlar? Ne olacak bu böyle?

Ama olaylara çift cepheden bakmayı seven Madi Clara gabile'nin kapatılmasında da haklı bir taraf arıyor. Bir açıklaması olması gerek çünkü.

Gabile kapatıldı çünkü en fazla aktifim deyip yatakta pasif çıkan gay bu siteden çıkıyordu.

O yüzden ben yüce Türk devleti'ne sonsuz güveniyorum. Hepimizi çeşitli şekillerde, yüzlerce kere fişlediler. Askeriyeden, sokaktaki kameralara kadar her yerde kaydımız ellerinde.

Gabile'yi kapatıp bu kadar azgın ibneyi deli fişek gibi sokağa salmak istemezler. Bir gecede hayatımıza giren Tayyip Bey (Çok beğeniyorum kendisini) eminim ellerindeki belgeleri kullanıp anal muayne raporlarına göre gerçek aktif gerçek pasiflerden kurulu bir site çalışmasına girmişlerdir bile.

YÖK gibi bir yere de bağlayabilriler bu siteyi. Başına da diyanet işleri başkanını oturturlar. Fetva verir.

''Bu çocuk Karadenizli ve 21 cm. Helaldir. Girebilir'

'Bu çocuk kırıtıyor ve A&P yazmış. Sus yalancı. Haramdır. Pasifler bölümüne alınsın'

'Yok sünnetsiz almıyoruz. Kusura bakmayın'

2009 Türkiye'sine hoşgeldiniz:

EŞCİNSELLER DATE SİTELERİNE GİREMİYOR!!!!

Bir yazarın daha mı parası bitti? (Anında madilik!!!)

Ekonomik krizin ünlüleri vurma süreci devam ediyor.

Bugün Oray Eğin, New York'tan döndü ve uzun bir aradan sonra ilk kez First Class uçmadı.

Business Class uçtu. Hem de business class'ın 9. sırasında.

First Class biletleri 9.000 Euro'yken, Business Class biletleri 3.000 Euro. Yani aradaki korkunç fark büyük düşüşün habercisi.
Sevgili OE'de iktisadi ve idari bir bütçe darlığı içinde.

Üstelik business class uçuşta kabin arkadaşı da Muazzez Abacı.

OE'de parasız kalmış minnoşlar. Şimdi gözler cumartesi gecesi Star'da başlaması beklenenen talk show'u Ya Şimdi Ya Hiç'te.

OE televizyondan parayı yeniden vuracak mı?
Artık New York seyahatleri de mi tarihe karışıyor? Yakın zamanda otobüsle sadece Erzincan Eğin ilçesine mi gidilebilecek sadece?
Pahalı yemekler ve pahalı içkiler dönemi bitti mi?

Gözler Star'da. OE'nin banka cüzdanı yine Madi Clara'da.

1 Ekim 2009 Perşembe

İçime giren tüm erkeklere kitabının kapak fotoğrafı

Twitter madilikilerimi takip edenler bilirler. Sabah gazetesi'nin en iyi yazarlarından Ayşe Özyılmazel'in bir kitap hazırlığı içinde olduğunu yazmıştım.

900 küsür sayfadan oluşan 'İçime giren tüm erkeklere' kitabı her zamanki gibi çok içten ve samimi bir dille yazılmış.

Ve şimdi Madi Clara'da yeni sürpriz. Uzun araştırmalar sonucu İçime giren tüm erkeklere kitabının kapak fotoğrafını ele geçirdim.





28 Eylül 2009 Pazartesi

Dolaptan çıkaran saç tıraşı


Herhalde artık tartışmıyoruz değil mi? Hangi heteroseksüel erkek bu saçı yapar?

Cadı avı devam ediyor




Türk polisine yeni bir hak verildi. Artık ceza puanı mı ne bir sistemleri var bu sistem içinde kadar çok ceza keserlerse o kadar çok para kazanıyorlar. Ya da terfi ettiriliyorlar. Bu gibi bir takım ödüllere sahip oluyorlar.

Bahsettiğimiz polisler tekrar belirtiyorum ki Türk polisi. ne kadar harika olduklarını, ne kadar görevlerini iyi yaptıklarını bilmeyen yok.

Ve elbette Türk polisi daha da çok para kazanmak için cezalara abanmış durumdalar. Ve bu cezalar ağırlıklı olarak sokaktaki en kolay hedefe yani travesitlere kesiliyor.
Çünkü kabahat kanunu diye bir madde var ve mesela sokakta kadın kılığında gezmek bir suç. O yüzden şu anda travestiler neredeyse her sokağa çıktıklarında para cezası alıyor.

Ve bu mahalle baskısına dayanamayan bir takım travestiler artık erkek gibi giyiniyorlar. Bunlardan biri de kent hayatımızın en renkli simalarından olan Gamze Cosmopolitan. Bir dedikoduya göre Gamse Cosmopolitan artık erkek olarak geziyormuş. Çünkü artan mahalle baskısı dayanılmaz bir hal almış.

Cadı avı başladı yazıştım daha önce. Şimdi daha da artarak devam ediyor.

GAMZE COSMOPOLİTAN'IN TOPUK TIKIRTILARI OLMAYAN İSTANBUL SOKAKLARI TAHRAN SOKAKLARIDIR.

Bu kadar da ucuz olmayalım




Basitlik ve ucuzluğu geri getrime kampanyam bazı kulvarlarda çok fena yanlış anlaşılmış.

Meşhur bir yazarımız var. Hop çiki yaya serisinin yaratıcısı Mehmet Murat Somer. Kendisi zengince bir sürtük.

Ama geçtiğimiz günlerde gayet kabarık banka hesabı bulunan beyefendi Antalya'ya gitti. Yanında da deve güreşi yapmak için geçtiğimiz senelerin best modellerinden birisi de vardı

Yalnız şöyle bir sorun var ki Somer, Antalya'ya Sabiha Gökçen havaalanından uçtu. Sabiha Gökçen'e de o ve özel arkadaşı Leventten Havaş'a binerek gittiler.

Birileri ucuzluğu geri getirelim kampanayamı biraz yanlış anladı sanırım.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Twitter madiliklerimi kaçırmayın

Kötülük çalışmalarım buradan devam ettiğim gibi aynı zamanda twitter üstünden de sadece 145 harfle bambaşka madilikler yapmaya devam ediyorum.

Twitterda yer alan bazı şeyleri burada bulamayacaksınız. Şimdiden ortalık birbirine girdi bile.

O yüzden bir account edinin ve twitterdan da beni takip etmeye devam edin.

www.twitter.com/madiclara

Ne demişti?

























- Hande benim kocamın jet'lerini çok iyi bilir!

Fikrimi değiştirdim

Daha önce de bahsettiğim 'yeni it boy' vardı. Hatırlarsınız. O yazıdan sonra küçük bir kriz çıktı ve 'sevgilisi' yaklaşık 2 dakika için de beni arayarak durumu değiştirmek istedi.

Çok çok eski bir arkadaşım olduğu için kırmadım ve bir takım yerleri düzelttim. (Bir de her zaman açık bir kapı bırakmak lazım çünkü çok işime yarayacak stratejik bir konumda. Mesleki deformasyon da diyebiliriz buna)

Ve her neyse aradan bu kadar zaman geçti ve yeni it boy'la ilgili yeni bir gelişme oldu. Malesef it boy olmasıyla ilgili fikrimi değiştiriyorum.

Çünkü kilo almış. Ve eski cazibe gitmiş.

Böylece bu sorunda çözülmüş oldu. Mutluluklaaaaar.

Ben yeni bir it boy avındayım.

Meşhur jigolo İbrahim

İstanbul'un Aya Sofya'sı, Sultanahmet Cami'si, Taksim Burger King'in önü gibi bir takım ünlü yerleriyle meşhurken bir de artık jigololarıyla da meşhur.

Kate Moss'un, Mert Alaş ve Marcus'la birlikte İstanbul ziyaretiyle ilgili dedikodular bitmek bilmiyor. Bu üçlü İstanbul gecelerinde çılgınca partilerken, o zaman Cüneyt Akeroğlu henüz hayatlarına girmediğinden bir jigoloya ihtiyaç duymuşlar.

Ve meşhur jiglo İbrahim bulunup getirilmiş.

İbrahim öyle sosyete jigolosu falan sayılmasın. Kendini bir zümreye kapatanlardan değil, kent sosyal hayatının içinde birisi.

Peki nesi meşhur İbrahim'in?

Devasa ve devasa penisi. Ve işinde de çok iyi olması.

O kadar iyi ve nam ı duyulmuş ki çılgın tekne partisine davet edilen nadir tiplerden birisi olmuş.

Bugünlerde gözünüzü kulağınızı iyi açın minnoşlar. Belki bir köşede karşınıza İbrahim çıkabilir. Paraları hazırlayın ve tetikte olun.

Clara'dan size kocamaaaan öpücükler....

21 Eylül 2009 Pazartesi

Gözyaşlarının sebebi buymuş

Oben Budak'ın House Cafe'de gözyaşlarına boğulmasının sebebini bulacağımı yazmıştım.

Buldum minnoşlar

Bayram şekerleri

17 Eylül 2009 Perşembe

İstanbul'a hoşgeldiniz komitesi

Türkiye'nin çakma Cavalli'si, sempatik suratlı modacımız, Marc Jacobs'tan çaldığı tasarımlarla Paris moda ünyasını sarstığını düşünen bay uyduruk terzi şehre yeni gelen yeni çocukları keşfetmek konusunda pek yetenekli.

Kendisi istanbul'a geleli henüz 17 gün olan 21 yaşında bir çocukla birlikteymiş.

Ne yapıyorlar ve nasıl oluyor bu işler çok merak ediyorum? Gidip otogarda mı bekliyor acaba, gündüzleri?

Otogar bekleme salonunda siyah kazağı ve sevimli suratıyla oturup bu sezon ne yürütebilirim acaba diye Vogue karışıtırıp, Adana'dan, Erzincan'dan gelen otobüsleri mi karşılıyor?

İki kamyon arasında ki yedi benzerliği bulun






Susurluk kamyonu












Habertürk kamyonu

Hala tutar

Bu gözyaşlarının sebebi nedir?

Geçtiğimiz hafta Nişantaşı House Cafe'ye gidenler çok şaşırtıcı bir manzarayla karşılaştılar. Hisli duyguların insanı Oben Budak arkadaşlarının yanında gözyaşlarına boğulmuş bir şekilde hüngür hüngür ağlıyordu.

Gözünde gözlükleri olmadığı için herkes OB'nin kırpkırmızı gözyaşlarını açık ve net görmüş. Ve her 3 kişiden birinin Madi Clara ihbarcısı olduğu bu günlerde bu dedikodu yaklaşık 1 saaat içinde bana geldi. Gelen ihbarda bir de şu ayrıntı vardı 'Üstünde eşek kadar DKNY' logolu bir eşorfman üstüyle Seren Serengil gibiymiş.

Bu sahneye şahit olmayı çok isterdim ama malesef değildim. Bana sadece varsayım yürütmek kalıyor.

OB niçin ağlıyordu?

* Nazik bünyesi Madi Clara'da hakkında yazılanları artık kaldıramıyor.

*Yeni bir bedeva basın gezisi veya ucuz Alanya oteli seyahati iptal oldu. Ve dünyanın hiçbir şey anlatmayan yazılarından okurları uzak kalacağı endişesi taşıdı.

*Yunuslarla yüzmek de düzeltmedi.

*Yeniden terk edildi.

*Hesap çok fazla geldi ve ödeyemedi.

*Madonna'nın tırnağı kırıldı. Ve bunu öğrenince sinir krizi geçirdi.

*Sezen Aksu onu değil diğer OB'yi daha çok seviyor.

*Ağdacısı kızgın bezi fazla tuttu.

Sahi OB neden ağlıyordu acaba?

13 Eylül 2009 Pazar

Niçin basitlik de geri gelmesin?

Grup seks ve ifitrayı geri getirme kampanyam tahim etmediğim bir başarıya ulaştı. İftira başlığı adı altında attığımız iftiralar harika yerlere gitti.

Grup seks konusunda benim ne kadar ileriye gittiğimi ise sanırım tahmin edebiliyorsunuzdur. Bütün bu deneyimlerimden size sadece şu aklı vermek istiyorum.

Aklınızın bir köşesine bunu sıkı sıkı yerleştirin.

Ve sakın sakın unutmayın:

BAZEN, BAZI DURUMLARDA KAYGANLAŞTIRICI KULLANMAK ŞART!

Benim grup seks i geri getirme kampanyamdan aklımda kalanlar bunlar oldu.

Tabii geri gelen şeyleri göndermemize de gerek yok. Yeni nesil gay'ler 90-92 doğumlular (ya da okuma yazma bilen, baştaki uyarıyı dinlemeyen ve şu anda araba yerine Barbie'yle oynamayı seven daha da genç adaylarımız) bundan sonra ki kariyerlerinde bol bol iftira atibilecek.

Ve geçen gün yeni bir karar aldım. Bundan sonra da basitliği geri getirmek istiyorum. Daha da ucuzlaşalım. Daha da dilleyelim.

11 Eylül 2009 Cuma

Konyalı kadın değil Sivaslı Cindy




Geçtiğimiz hafta pespaye bir gece kulübünde bir arkadaşım Onur Baştürk'le karşılaşmış. Daha doğrusu tanıştırılmışlar. OB arkadaşıma , 'A, seni tanıyorum. Sen Madi Clara'nın yakın arkadaşısın' demiş. Bizimki ise tanımamış OB'yi uzun süre sonra dank etmiş. 'Tamam sen de Konyalı kadınsın' diyerek gülmüş.

Bu tanıma birazcık sinirlenen OB, şöyle bir soy ağacı açılımına giderek şu açıklamayı yapmış: 'Benim annem Konyalı babam Sivaslı. Doğal olarak ben de Sivaslı oluyorum. Konyalı değil' demiş.

Şekerim;

Altın çamura düşse de altındır. Kadın Konyalı da olsa Sivaslı da olsa kadındır. Anlatabildim mi? Konyalı kadın artık bir marka oldu. Bu saatten sonra bunu değiştirmek çok zor.

Öpüyorum Sivaslı Cindy'cim.